Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Zorla Olmaz

Çocuk yemekleri kitabım olunca herkes oğlumun herşeyi yediğini zannediyor. Hayır, yok böyle birşey. Herşeyi bayılarak yemiyor! Zaten onun bu seçiciliği yüzünden durmadan tarif üretme çabasındayım ya... Anneliğin getirdiği kaygıyla daha çok çeşidi daha lezzetli yapabilmek, dolayısıyla da daha kabul edilebilir hale getirmek amacım.

Herşeyi “aman da aman” diye kabul etmese de ihtiyacı olan tüm besinleri birşekilde yedirebildiğim için gayet huzurluyum. Hem etraftaki feci seçici çocuklara bakarak feci iyi yediğini bile söyleyebilirim. Ispanak, kereviz, brokoli yemiyor diye duvarlara tırmanmıyorum. Ispanak hariç hemen herşeyi bir şekilde yediriyorum. Daha önce de defalarca yazdığım gibi soslar, çorbalar, börek harçları sevmediği sebzeleri iliştirerek yedirmek için bana harika fırsatlar sunuyor.

Kaan’a kereviz sever misin diye sorsanız öö der ama daha bu gece et suyuna kerevizli çorba içti haberi yok. Hemde “Anneee en sevdiğim çorbayı yapmışssın” diyerek, bayıla bayıla!

Şimdi kerevizin yemeğini yapıp, “bu gece tek yemek kereviz. Ya yiyeceksin ya da aç yatacaksın” stratejisini uygulasaydım, çocuk kerevizi yer miydi, yoksa daha mı çok nefret ederdi? Öncelikle ben hayatta böyle bir taktik uygulayamam. Bana uymaz. Hem benim oğlana da sökmez! Böyle bir empoze durumu olsaydı eminim Kaan tepkisiz bir şekilde “yok, ben almıyım” deyip kafasını buzdolabına gömer iki yumurtayı alıp, çat diye tavaya kırar, mükemmel bir şekilde pişirip, birde bana “yer misin” diye sorardı. Heyhat yeni çocuklar bir harika...

Artık ya yersin ya da yersin taktikleri çocuklar için pek işlemiyor. Zaten biz annelerin mücadeleleri bir sürü konuda inat kırmak adına daha çok yaratıcı olabilmek odaklı. Okuyup, araştırınca hat hut yaparak, zorla güzellik olmayacağını öğreniyor, çocuklu yaşam tecrübemiz artınca da bunu saptamanın sağlamasını daha net yapabiliyoruz. Özellikle de yemek konusunda...

Asla kabul edilmeyen besinleri ya benim gibi dolaylı yedirecek, ya da muadilleri ile idare edip zamana bırakacaksınız. Ama evde pişirmeye devam etmek kaydıyla... Onlar sizi kerevizin yemeğini yerken illa ki görecek, yenilebilir ve sevilesi bir sebze olduğuna yavaş yavaş kanaat edecekler. İnanın en çok işe yarayan sistem bu.

Bende çocukken sebze sevmezdim. Şimdi sebzesiz bir hayat düşünemiyor, kendi beslenme programımda et grubuna gitgide daha az yer veriyorum.

Diyeceğim o ki; çocuklara sevmedikleri ama onların sağlıklı büyümesi için gerekli olan besinleri zorlayarak yedirmeye çalışmayın. Ama nasıl’ın cevabı yine sizde. Çünkü çocuğunuzu en iyi siz tanıyorsunuz...Yine de;...

Lütfen onlarla beslenme üzerine olumluluk içeren konuşmalar yapın, neden iyi beslenmeleri gerektiğini anlatın. Kayıt edip, üzerine kafa yoracaklar ve birgün sizi şaşırtacaklardır. Ve bıkıp usanmadan farklı yemekler deneyin. Birlikte mutfağa girip, onlara yemek hazırlık aşamasında rol verin. Bakın sonra küçücük boylarıyla ne harikalar hazırlayıp yemeyi ve yedirmeyi nasıl da sever oluyorlar.

Bugün tarif çok basit. Tarif demeye bile gerek yok aslında. Kaan’ın şu bayıldığı kerevizli et suyu...

-2 adet incik

-1 büyük kereviz

-1 baş soğan

-1 veya 2 adet patates

-1 küçük havuç

-Etler yıkanır. Soyulmuş sebzelerle birlikte düdüklü tencereye aktarılır. Malzemelerin üzerini biraz geçecek kadar su eklenip 2. Derecede pişirilir.

-Sebzeli et suyu tel süzgeçle süzülür. Ayrı bir tencerede tel veya arpa şehriye ile pişirilir.

-Çorbanın yanında didiklenmiş et ve patatesle birlikte servis yapılır.

*Dilerseniz yemek piştikten sonra düdüklüden et ve patatesleri ayırıp kalan sebzeleri tel süzgeçten bastırmak suretiyle geçirebilir, sebze posalarını da çorbaya katabilirsiniz. Duru bir çorba olmayacak ama lezzetine lezzet katılacaktır. Sonraki işlemler yine geçerli.

*Su miktarı önemli. Suyunu fazla katarsanız cambıl cumbul bir yemek elde edersiniz ki, fazla su lezzeti siler süpürür.

İyi Şanslar, Sevgiler

*YB Facebook grubuna uğramayı unutmayın!!!

2010-02-11
Bu yazı 1675 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin