Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Zor Yaz Bitti

Zor yaz bitti. Yapılması gerekli olan operasyonumun bana yaşattığı stres geçti. Artık yarım bıraktığım ya da son zamanlarda gerektiği gibi ilgilenemediğim işlerimin başına döndüm. Kendimi enerjik, pozitif ve yeni başlangıçlara hazır hissediyorum. Beni güzel bir hayat ve tatlı bir mücadele bekliyor.

Son aylarda insanın özellikle sağlık sorunlarında yakınlarından ne kadar çok manevi güç aldığını bir kere daha gördüm. Arkamda dağ gibi annem ve babam, melek gibi iki ablam, 5 tane yeğenim, kuzenlerim ve diğer akrabalarımın yanı sıra; meğer beni seven ne çok arkadaşım varmış. Günler boyunca devam eden sağlık temennileri, yardım önerileri, sevgi dolu konuşmalar bir sonraki güne daha da iyi başlamamı sağladı. Kuru bir teşekkürün ne kadar yetersiz kalacağını bildiğimden bana ışık gönderen herkese teşekkürlerimi onlarla birlikte mutlu olarak göstermek niyetindeyim.

Sağlıklı yaşamak çok güzel, hayat ise ancak paylaştıkça anlamlı. Sizlere de naçizane tavsiyem tüm olumsuzluklar ve olumsuz insanlara sırtınızı dönmeniz. Hayatın bu tarafı ve mensuplarıyla biraz dalga geçmek gerekiyor; uğraşacak, kuracak, düşünecek o kadar güzel şeyler var ki şu yaşamda. Aslında vakit bile yok kıymetli günlerinizden stres yaşayarak çalmaya. Değmiyor işte.

Anneyiz ya, işte en büyük mutluluk bu... Oğlumun bu sıkıntılı dönemdeki duruşuyla o kadar gurur duydum ki anlatamam. Gösterdiği şefkat, sabır ve olgun tavırları beni hem çok şaşırttı, hem de çok mutlu etti. Artık kimse beni “çocuktur anlamaz” diye kandıramaz. Bence onlar bazen bizlerin bile göremediğini görüp, hissediyor. Ve gerçektende çocuklarınızı yetiştirirken ektikleriniz bir güzel filiz veriyor.

Ameliyat ertesi bakımımı annem ve ablam üstlendiler. Kırk yaşına merdiven dayamış birinin birilerinin gözünde asla büyümüyor olması ve her koşulda olabilecek en mükemmel bakım ve ihtimamın verilmesi pek güzel birşey. Bu arada Kaan’da babası, Fransa’dan gelen babaannesi ve dedesi ile evdeydi. Arada ziyaret etmesine rağmen oğlumdan beş gün ayrı kalmak zor geldi. Haftayı dolduramadan, evde dinlenemeyeceğimi bile bile oğlumun yanına döndüm.

Eve dönüş zannettiğim gibi oldu. Mutfağa planladığıman erken giriş yaptım. Ne de olsa evde misafirler var, onları Türk usulü ağırlamak farz. Allahtan yemek ayırmayan, üstelik bizim her yemeğimize bayılan bir kayınvalidem ve kayınpederim var. Hiç zorluk çekmeden günlerimiz ahenkle devam ediyor.

Kayınpeder patatesi çok sevdiği için sıklıkla patatesli yemekler yapmaya özen gösteriyorum. Etli patates yemeğimize, köfteli patates oturtmaya, fırında elmalı tavuk içindeki bütün patateslere, soğanlı patates kavurmaya ve içine krema ve rendelenmiş bol taze kaşar koyduğum patates püresine bayılıyor.

Ameliyat öncesi fırında kuzu budunu da bütün patateslerle pişirdim. Çok başarılı bulduğum ve masa etrafındaki herkesin beğenisini toplayan bu tarif belki bayram sofralarınızda yerini bulur.

Tanımasamda hepinizi ayrı ayrı öpüyor ve bir kere daha şunu söylüyorum: Sağlıklı olduktan sonra herşey çok kolay. Kendi hayatımızla ilgili yapabileceklerimizin neredeyse tamamının ellerimizin içinde olduğunun farkındalığına ikna olmak zorundayız. Mükemmel peşinde koşmaktan ve onu bir türlü bulamamaktansa sahip olduklarımıza şükredip, gerçekleştirecek gücümüz olan tüm güzelliklere odaklanmak kadar basit bir formül üzerine yaşamak lazım. Başkalarının mutsuzluğundan mutluluk duyan insanlara prim vermeyin! Hayatımızdaki boşlukların sevgi ve paylaşmanın getireceği huzur ile dolması dileğiyle...

Sağlıkla kalın.

Patatesli Kuzu Budu
-Kemiksiz kuzu budu
-1 büyük soğan, 2 diş sarımsak, karabiber, kimyon
-Zeytinyağı
-Kabukları soyulmuş küçük boy patatesler
-Pişirme kağıdı

*Kuzu budu yıkandıktan sonra kağıt havlu ile kurulanır. Her yanı zeytinyağı, karabiber ve az kimyon ile iyicene ovalanır. Buzdolabında en az 12 saat bekletilir.

*Genişçene bir fırın kabına eti paket yapacak kadar büyük pişirme kağıdı serilir. But kaba yerleştirilir.

*Kemiksiz butta genellikle boşluklar oluşur. Eğer yoksa bıçakla ince kesiler yapılar soğan dilimleri bu boşluklara yerleştirilir. Bıçakla kıyılan sarımsaklar etin etrafına serpiştirilir.

*Et çok sıkı olmayacak şekilde paketlenip 150-180 dereceye getirilmiş fırına konur ve en az 2,5 saat pişirilir.

*Bu süre sonunda suyunu iyicene salan et fırından çıkarılır. Paket açılıp etin etrafna kabukları soyulup, bütün olarak bırakılmış patatesler (kabın alacağı kadar) yerleştirilir. Enden ve boydan ikiye ayrılmış bolcana havuç hem patateslerin arasına, hem etin üzerine yayılır. Etin suyunun paket içerisinde kalmasına özen gösterilir.

*Et ve sebzeler tekrar paketlenerek ikinci 150 derece fırına verilir. İlk pişirme kağıdı çok inceldiyse, etin üzerini kapatmak için ıslatıp fazla suyunu sıktığınız yeni bir kağıt kullanabilir ve bu kağıdı etin hava almayacağı şeklide kabın yanlarına sıkıştırmak suretyle yerleştirebilirsiniz.

*Yemek 1.5 saat kadar daha fırında bekletildikten sonra servise hazır olur.

***Önemli NOT***
Okuyucularımız kayıt olma zahmetine maruz kalmadan yorum bırakabilsinler diye misafir kullanıcı olarak direk yorum bıraktırma imkanını sağlamış olma gafletinde bulunmamızın büyük pişmanlığını duymaktayım. Maalesef rahatsızlığım sırasında sitenin denetimsiz kaldığı kısa sürede bazı kendi bilmez, insan görünüşlü yaratıklar iğrenç yorumlar bırakmışlar. Bu yorumları okuyan tüm asil ziyaretçilerimizden ve değerli yazılarının altında bu sapkınlıkları bulan tüm uzmanlarımızdan, özellikle Mesa Hastanesi diyetisyenlerinden tekrar özür diliyor ve bu yaratıkların bizim gibi sitelerden uzak kalmalarını diliyorum.

2008-09-25
Bu yazı 1061 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin