Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Zekuş

Herkesin hayatında çok ama çok sağlam yerleri olan insanlar vardır değil mi? İçimizdeki en özel köşeleri tahsis ettiğimiz bu insanların ömrümüz yettiğince hep özel kalacağını biliriz. Çok sık görmüyor olsak bile kalbimizden geçer ararız. Bir sesini duymaktır amaç, biraz da sohbet etmek. “Sağlığın nasıl?”, “Senin için yapabileceğim bir şey var mı?" diye sormak. Yok deseler bile “Bak ben buradayım haa” diye sıkı sıkı tembih etmek… Bizim için her daim özel ve güzel insanlardır onlar.

Bu yazının öznesi benim Zekuş’um. Şahsımın üzerinde annemden sonra büyük emekleri olan, yediren, uyutan, büyüten; bana ve aileme emek vermiş çok kıymetli bir insan. Bizim ailenin bir parçası, benim hayatımdaki yeri asla sarsılmayacak Zekiye teyzem…

Zekuş yedi çocuk doğurmuş. Altı kız, bir erkek. E bir de bana emek vermiş, etti sekiz çocuk. Ben ve bir sürü anne tek çocukla debelenirken o kaç tanesini büyütmüş. Takdire şayan bir iş, akıl fikir almaz bir durum! Anadolu’daki milyonlarca kadınımız gibi söylenmeden, sokranmadan çocuk demişler doğurmuş, doyur demişler çalışmış, kadınsın demişler susmuş…

Zekuş azıcık deli doludur. Bunda yedi çocuk sahibi olmanın etkisi vardır diye düşünüyorum. Gelin olurken “Zekuş ağlarsın dimi arkamdan” diye sorduğumda “Ne ağlayacağım, gelmişsin 29 yaşına, evlen de git bu evden" demişliği vardır. Yine de arkamda süğüm süğüm gözyaşı döktüğünü bilirim. İnsan gelin olan kızı gibi sevdiğinin arkasından ağlamaz mı hiç?

Bu kadın müthiş yemek yapar. Misafir geleceği zaman annemle mutfağa girmeleri ve kuş sütü eksik sofradaki yemekleri taak tak hazırlayıp, pişirmeleri dün gibi gözümün önünde. Hız desen onlardaydı, lezzet desen zaten tartışılamazdı bile. Mutfak canavarlarıydı onlar… Mutfağa tutulmamda onu ve annemi yemek yaparken uzun uzuun seyretmiş olmamın etkisinin olduğu kesin.

Zekiye teyze aslen Erzurumlu ama Kayseri’de büyümüş. Bizim evin teyzesi olunca anneannemden Sivas ve yöresinin yemekleri öğrenmiş. Kendi bildikleriyle bütünleştirip süper bir aşçı olmuş. Tüm tarifleri kafasında torlamış, toparlamış. Öyle bizim gibi tarif defteri, ajandası hiç olmamış. Gözü, beyni, eli otomatiğe geçmiş. Tarif sorsanız her şeyi göz kararı söyler. "Yaa Zekuş şunu ölçüyle anlat" dediğinizde “amaaan ne biliyim ben ölçüyü, gözünle ayarla” diye de fırçasını çeker. Ben de sevmiyorum milimetrik ölçüleri, hele gramlarla, litrelerle uğraşmaya sinir oluyorum. Bardak, kaşık, çimdik gibi tanımlamalar daha kolayıma geliyor. Eee insan hocalarından etkileniyor tabi.

Davetim üzerine Zekuş dün bize geldi. Oğlumla oynadı, konuştuk, dertleştik. Uzun uzun yüzüme baktı. İfademden ne okudu söylemedi. Sadece “neden kestirdin güzelim saçlarını”diye sordu… Beni açmak için yalandan “yakışmış” da demedi. Bilir o beni, saçlar kesildiyse ortada bir kördüğüm var demektir…

Sonra döşeyiverdi bir börek, yetmedi benim çok sevdiğimi bildiği o meşhur ıspanaklısını yapmaya koyuldu. Açtı beni bir güzel, neşe getirdi günüme. Paylaşılmaz mı bu güzel tarif şimdi, hem de hafta sonu kapıya gelmişken. Mayalayıp açın hamurlarınızı. Biraz zahmetli bir tarif ama olsun değer emeğinize ve vaktinize. Çocuklarınızın ıspanakla arası güllük gülistanlık değilse, bir iki tanesini boş yapın. Bildiğiniz katmer gibi. İnanın dolusunu da, boşunu da yediğinizde mutlu oluveriyorsunuz. Saçlarınızı kestirmiş olsanız bile!

Bir de düşünün bakalım çok sevdiğiniz ama uzun zamandan beri aramadığınız kimler var? Belki birşeye ihtiyaçları vardır, belki de sizin onlara...

ISPANAKLI KATMER
-1 kg. ıspanak
-Yarım demet taze soğan
-2/3 kalıp beyaz peynir (suda beklemiş Urfa peyniri de olurmuş)

Hamur için
-1 kilo un
-42. gramlık küçük yaş maya paketinin 1/3’ü
-2 su bardağı su
-tuz

-Ispanaklar yıkandıktan sonra iyice süzülür, fazla suyu sıkıldıktan sonra mutfak havlusunun üzerine yayılıp kurutulur
-Doğrandıktan sonra kıyılmış taze soğanlar ve ufalanmış beyaz peynirle geniş bir kapta iyice harmanlanır. İstenirse hem karabiber, hem kırmızı biber katılır.
-Maya bir çay bardağı kadar ılık suda eritilir. Üzerine tuz ve iki bardak su katılır
-Alabildiği kadar un (neredeyse 1 kilo) un katılıp güzelcene yoğurulur.
-Kulak memesi (hep böyle denir ya) kıvamındaki hamur yarım saat dinlendirilir
-Minik toplar ince ince açılıp ortalarına ıspanaklı harç konur ve yarım daire olacak şekilde kapatılır.
-Teflon tavada üzerlerine yumuşamış tereyağı fırçayla sürülerek önlü arkalı pişirilir.

Sağlıklı, mutlu ve çoook huzurlu olun çok...

2007-03-02
Bu yazı 990 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin