Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Yine Fast Food!

Hafta sonu Kaan’ın hiç sevmediği, hatta sabote etmek için elinden geleni ardına koymadığı kıyafet alışverişi turuna çıktık. Benim çoğu arkadaşıma ve anneme göre feci hızlı olan turlama, tespit ve satın almadan oluşan alışveriş işlemim oğluma göre yeterince hızlı olamıyor. O bu işlemin mümkünse hiç, çok zorunluysa 2 gerçek dakika içinde bitirilmesini istiyor. Yoksa başlıyor afet haylazlıklarına.

Mağazada girip çıkmadığı köşe kalmıyor. Arada kasaya geçip satış yapmaya kalkıyor, giriş kapısının önünde dikilip içeri müşteri çekmek için mağazaya yüksek sesli methiyeler düzüyor, daha olmadı mağaza içindeki kişileri soru bombardımanına tutuyor. İstemediği bir aktivite içinde olduğu için tüm bunları bilerek yapıyor adam, yoksa alışveriş süresinin uzadığından falan değil... Ben gözlerimi kıyafetlere mi, Kaan'a mı diksem, yakalamak için peşinden mi koşsam yoksa satış elemanına 2 tane soru  sormaya mı çabalasam allak bullak oluyorum.

Sonra “oğlumm  kıyafet alalım ki, temiz temiz, güzel güzel giyin, almazsak ne giyeceksn, bak çok çabuk büyüyorsun...” diyorum ama dinleyen kim.  Biliyor ki anne her zaman çözüm üretir, ayrıca kıyafet almak için mutlaka denemek gerekmez. Oğlunun boyunu posunu, kilosunu ezbere bilen anne doğru ve en güzel kıyafetleri zaten almaya muktedirdir. Öyleyese çocuklarla kıyafet alışverişine çıkmak çocuk için zaman kaybı ( sanırım bu erkek çocuk için daha geçerli!), anne içinse tansiyon yükseltici bir aktivitedir. Yani iki taraf içinde strese yol açar!

İşte geçtiğimiz hafta sonu ben  Kaan’ın kıyafet ihtiyaçlarını tamamlamak için debelenirken, o da çişim geldi, tuvalete ihtiyacım var diye söylenmeye başladı. Mağazadakiler en yakın tuvalet olarak tam yanlarındaki fast foodcuyu önerdiler. Yapacak bir şey olmadığından elimizde Star Wars kılıcımızla birlikte hıncahınç dolu fast food restoranına girdik. Hava yağmurlu ve zaten boğucu, restoranın kapıları kapalı, sigara dumanı ve o sattıkları nevalelerin kokusu birbirine karışmış ve evlere şenlik iğrenç bir koku kombini olmuştu.

Burnumuzu tutup, söylene söylene aşağı kata indik. Pis tuvaletlerinde “Aman oğlum sakın dokunma, sakın bir yere  değme” diyerek operasyonu tamamladık. Ben bir kere daha   buralardan değil çocuğuma yemek yedirmek, kapılarından bile içeri sokmamak  üzere kendime söz verdim. 

Alex Kaan’a  bir kere bile hamburger alıp, tadına baktırmadığım için kendimi tebrik ederken, o dumanlı havada itiş kakış yemeğimsi şeyleri yiyen çocuklara hatta yedirilen bebeklere baktım. Sırada beklerken annesinin eteğini "çocuk mönüsüüü, oyuncaaak" diye çekiştiren saftirik yavrucakları gördüm. Oyuncak hatırına nasıl da fast food bağımlısı olduklarını, çocuk kandırmacalı satışın nasıl fena bir strateji olduğunu geçirdim kafamdan. O stratejiyi oluşturanlar değil, ama böyle bir rahatsız pazarlama oyununa fit olan anne babalara kızdım.

Mağazaya dönene kadar ki kısacık sürede oğlumla bir kere daha fast foodun çocuklar için ne kadar zararlı olduğundan konuştuk. Pis koku kokteylinden o da çok rahatsız olduğu için “evet anne ya, midem bulandı bu kokudan” dedi. Doğruya teşvik amaçlı şartlandırmalarımın başarılı olması beni daha da mutlu etti. O kadar mutlu oldum ki, kıyafet mağazasında ilk iki dakika içinde seçtiklerimle alışverişi tamamlayarak ben de Kaanı mutlu etmeye karar verdim.

Bir daha bir daha yazacağım! Takıntılı olduğum bunun gibi birkaç konu başlığını on defa daha kaleme alacağım. “Çocuklarınıza fast food yedirmeyin” Zararlı çünkü; fast food ürünleri son derece yağlı. Kullandıkları yağın, etin kalitesi, yağları kaç kere kullandıkları, hızlı-dolayısıyla sağlıksız pişirme yöntemleri, mayonez, kola gibi zararlı yiyecek ve içecekleri tüketmek için teşvik edici menüleri ve netice olarak sundukları yiyeceklerin sağlığa zararlı, boş ve kötü kalorilerden öteye geçmemesi gibi bir durumu var ff ların.

Sonra mutfaktaki abi ve ablalar eldiven takıyorlar mı bu hamburgerleri hazırlarken? Ya da bone var mı kafalarında mesela? İşte bunu hatırlamıyorum, zira bende buralardan bir şey almayalı çooook zaman oldu!

Anneler; bu yiyeceklerin zararlarının alışkanlık yapıcı özelliklerinden de kaynaklandığını biliyor muydunuz? Cips, kola fast food vb. şeylerin tadını alan çocuklar bunları rutin olarak tüketme arzusunu hissediyorlar. Bu kadar zararlı olup da bu kadar çabuk alışkanlık yapan yiyecek ve içeceklerin küçücük beyinlere “ye beni, iç beni” mesajını nelere istinaden, nasıl olup da yolladığının bilimsel açıklamasını çok merak ediyorum. Gerçekten...

Benim içim çok konuda rahat ama bir konuda değil. Fast food hiç yedirmedim, kolayı içirmedim, şarküterinin tadına senelerce baktırmadım. Bunları kontrolde halen zorlanmazken evimizde rutin cips kavgaları çıkmasına mani olamadım. Alırdın almazdın, bütün arkadaşlarım yiyoooo, valla son bir kere, nolur anne noluuur serzenişlerini bizim evde bir türlü bitiremedim. Anne baba olarak bizim yeme ve eve alma alışkanlığımız yokken neden bu garip şey bu kadar çok talep ediliyor? Anlayamıyorum! Hiçbir şeye kolay kolay ağlamaz oğlumu mızırdatacak kadar etkili bu vıcırık şeye,   çocuklarına cips tükettirmekte mahsur görmeyen tüm anne arkadaşlarıma rağmen hayır demeye devam edeceğim. Onlar da hayır dese, daha çok anne hayır dese keşke...

Tarlaların bereketten patlayacağı, çeşit çeşit meyve ve sebzelerin tezgahlara dolacağı bir sezona girdik. Bu akla, sağlığa zarar yiyecekler yerine toprağın bereketini evinize getirip, çocuklarınıza pişirin. Kabul edebilecekleri çoğu sebzeyi çiğ yedirin hatta. Fast foodların çabukluğuna,çocuklar tarafından kolaylıkla kabul edilir olmalarına prim verip, çocuklarım buralarda doyuyor lay lay lom yapmayın. Hamburgercilerde doğumgünü partileri düzenlemeyin, onları ödüllendirirken buraları mevzu bahis hiç etmeyin. Gerçekten hafta sonu peynirli tost yedirip, ayran içirmek bile hamburger muhabbetinden yüzbin kat daha iyidir.

Çocukları bu gibi aptal besinlerle şişirmek mi, yoksa sağlıklı besinlerle akıllı büyütmek mi? Bu soruyu gün içinde kendinize birkaç kere sormanız temennisiyle.

Sevgiler, sevgiler, sevgiler...

 

***2011'in Kasım ayındayız. Tam 2'5 sene olmuş bu yazıyı yazalı. Halen aynı şeyleri düşünüyor ve düşündüklerimi uygulamaya devam ediyorum. Artık kapalı yerlerde sigara içemiyorlar ama o pis kokuda bir değişiklik yok. Ne olur yedirmeyin!

 

2009-05-26
Bu yazı 1290 kere okunmuştur.

pistbonepistbone

on kere yüz kere alkış bu yazıya!!

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin