Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Yıllık Raporlar

Bizler, bir zaman gelir, dönüp durmaya kısa bir süreliğine ara verip durmayı, dönüp geriye bakmayı akıl ederiz. Zaman zaman mesela her üç yüz altmış beş gün altı saatte bir. Güzel mavi gezegenimiz güneşin etrafında yeni bir tur dönmeye başlamış, 1 Ocak sabahlarından iyi zaman mı olur bu değerlendirmeleri yapmak için.

Neler oldu son bir yıl zarfında, neler bizim için önemli hale geldi, hafızamızı yoklarız. İyi gelir bunu yapmak, her şey yerine oturur, yönümüzü biliriz. Geçmişe dönük yumuşamalar, geleceğe yönelik umutlanmalar, şimdiye dair cesaretlenmeler hissederiz.

Kontrol edebildiğimiz şeyler, kontrolümüzün çok dışında gelişen şeyler ve evlerimizin dışında gelişen şeyler olmuştur. Bunların hepsinin ucu bize dokunur. İyi ya da kötü, az ya da çok, öyle ya da böyle bir etkisi olur üzerimizde. Her zaman her şey yolunda gitmez ki! Hele çocuklar söz konusu olduğunda... Her evde bir şeyler yaşanır. Tersliklerle yola geliriz, onlarla başa çıkabildiğimiz ölçüde olgunlaşırız. Yoksa çiğ kalırdık. Acılarımızı yutabiliyorsak yutar, güçleniriz, aksi takdirde onlar bizi yutar.

Ben bu yıl, hayatta mümkün olduğunca fazla sayıda tutunacak dallarımızın olması gerektiğini öğrendim. Çok uzaklardaki dostlarımın hayatlarını alt üst eden beklenmedik bir sert rüzgardan bu dallara tutunarak düşmeden korunabildiklerine, bükülmeden kalabildiklerine tanık oldum. Üzülerek, ama saygı duyarak ve feyz alarak öğrendim. Kendimizi mütemadiyen donatmalı, geliştirmeli, çapımızı genişletmeli, neleri başarabileceğimizi ölçmeli tartmalı, ve her ne ise onlar, bir bir başarmalıyız, içimizde kendimize güven, mutlak surette bir şeylere inanç, “her ihtimale karşılık” da güç var olmalı ve kendimiz için, içinde güvende olacağımız, saygı ve sevgi göreceğimiz çevreler oluşturmalıyız. En önemlisi, mizah duygumuzu, canlılığımızı hiç kaybetmemeli, onları canla başla beslemeliyiz. Dallarımız olmalı bir sürü. Kendimize yeterli, saygıdeğer, sevgideğer, güçlü, asil ve eğlenceli olabiliyorsak eğer, bize bir şey olmaz. Sırtımız yere gelmez.

Çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel şey de böyle “ağırlığı olan” bir model olabilmektir. Buna o kadar çok ihtiyaçları var ki. Bir buna, bir de kapıyı çaldıklarında içerisinde onları görmekten mutlu olan kişilerin bulunduğunu bildikleri, huzur, neşe ve ilginin var olduğu, kendini hissettirdiği, hatta hüküm sürdüğü, kimsenin kimseye yabancı hissetmediği ya da düşmanca hisler beslemediği ev ortamlarına.
Dış dünyada düşmanlık, hınç ve haset var. Hem de çok fazla miktarda. Evlerimizin içinde bari olmamalı. Kapımızın dışında hatamızı ve zayıf anlarımızı kollayacak, bize karşı kozlar biriktirecek ve onları karşılarına çıkacak ilk fırsatta kullanmaktan çekinmeyecek, anlayışını bizden esirgeyecek, önyargılı ve eleştirel insanlar zaten var. Ailelerde bunlar olmamalı. Evler “bir tatlı huzur alma” yerleri olabilmeli. Krediler tükenmemeli. Diğer taraftan, tüketilmemeli de. İletişim kanalları tıkanmış, uzuvları artık fonksiyonlarını yerine getiremeyen aileleri ben biraz, kullanılmamaktan dikenler, çalılar bürümüş yollara benzetirim, hüzün duyarım.
Yeni bir yıla başladık.
Nasıl ki herkes kapısının önünü süpürse tüm şehir tertemiz olabiliyorsa, bakarsınız kapılarımızın içlerinde, evimizin yollarında yaratacağımız küçük değişikliklerle de hayatın çehresi bir nebze değişir.
Yeni yılların, bayramların bize güzellikler getirmek gibi bir yükümlülükleri yok. Hayat öyle bir yer değil.
Garantiler yok.
Ancak bizlerin böyle günleri fırsat bilip geriye ve ileriye bakma, pozisyonlarımızı belirleme ve yön seçme şansımız var. Benim bu yıldan başlayarak bu uğurda kendi adıma yapmaya çalışacağım başlıca iki şey, oğlum için rahat olabildiği, kabul ve saygı gördüğü, hayata hazırlanabileceği, artı, çok da iyi vakit geçirdiği bir aile ortamı oluşturmayı; bir de ona erdemler aşılamayı sürdürmek olacak. Erdemler çook önemli.Atlandıklarını, günden güne eksildiklerini görüyorum ve bu bana büyük kaygı veriyor".

Eğer bu iki şeyi yapabilirsem, önümüzdeki yılın ilk sabahı geriye bakışımda içim rahat, kalbim mutlu olur. Herkes için de işte ben bu duyguları diliyorum. İyi yıllar.

Nazlım

2007-01-08
Bu yazı 978 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin