Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

İpek Aksoy Gülsen

İpek Aksoy Gülsen

Yazarın Son yazıları

Yastayız

Babasının battaniyeye sarılı cansız bedeni tabutun içinde, kapak açık, küçücük bedeni ama kocaman yüreğiyle titreyerek yerdeki tek bir noktaya bakıyor. Bakıyor ama görüyor mu?

Görecek ne var ki zaten...

O da babası, amcası, dayısı, komsusu gibi önünde sonunda bir madenci olacak nasılsa. Büyük hayaller kurmak gibi bir lüksü bile olamaz. Bilmiyor ki zaten bizim çocuklarımızın sahip olduklarını. Nasıl istesin o da yeni model telefonları, dünya markası kıyafetleri, her tatilde bilgisi, görgüsü artsın diye uçağa atlayıp yurtiçi, yurt dışı seyahatlere gitmeyi?

O ancak babasının cesedi darp almadan bulunabilmiş, bir kefene sarılabilmiş diye şükredebilir günü gelince. Ama bunu bile günü gelince yapabilir çünkü o sadece minicik bir çocuk su anda. Koşması, oynaması, itişip kakışması, kahkaha atması, kimi zaman ağlaması ama hemen çocuk saflığıyla neye ağladığını unutarak akan burnunu koluna bir çırpıda silip, arkadaşlarıyla bir topun pesinde gitmesi lazım. Oysa o, bir battaniyenin içinde sabah ayrıldığı babasının cansız vücudu başında.

Korkuların en büyüğü bir çocuk için ölüm.

Yok olmak, yitip gitmek, bir daha görememek. Yaşamak en büyük hak oysa ki. Hak nedir bilse, öğretilse belki büyüdüğünde o kendi çocuğuna daha farklı bir gelecek sunabilir. Öğretilen bunun bir kader olduğu. Alın yazısı neyse o olur, aklımızı kullanmak, kendimiz ve sevdiklerimiz için daha iyisini istemek ve bunları "hak" ederek yasamak zenginlerin şımarık söylemlerinden başka birşey değil onun gerçeğinde.

Neden bu minik bedenlerin güzel gözleri hep kederli bakıyor hiç duşundunuz mu? Neden hep ürkekler ? Neden hep bir hata yaptıkları düşüncesiyle af dilemeye hazırlar? Ezik ruhları büyüyüp çalışmaya başladıktan sonra yerin yüzlerce metre altından bir mucize eseri canlı çıkarıldıklarında bile isyan edip hesap sormak yerine kirli botları için utanarak sedyeye bile rahat rahat yatmayı beceremiyor. Güvenmiyorlar çünkü kendilerine. Güvenmemeleri için oya gibi islenmiş tüm bir ömürleri.

Bağıra bağıra ağlamak istiyorum yiten bu canlar ve geride kalanlar için. En çok da ürkek bakışlı, minik elli, umutları bile olmayan yavrular için. Annelerin, babaların acıları çok büyük elbette ama "Canim kızım, güzel kızım benim diyerek severdi beni babam" diye sayıklayan, gözyaşları hızla yanaklarından aşağı dökülürken iç çeken, kazılan çukurların yanında babasının toprağa verilmesini bekleyen yavrunun ve nicelerinin hepimize birer emanet olduğunu duyumsayarak, sadece isyan edip, boğazımızda düğümlenen çığlıkları, gözümüzden akan yaşları yeterli görmemeliyiz.

Gün güçlerimizi birleştirme ve harekete geçme günü. Oturup düşünmeli, hatta üşenmeyip gitmeliyiz o çocukların yanına. Karmaşa biraz dinip, uzaktakiler için başka tasalar başladığında bile unutmamalı ve onların yanında olmalıyız. Hatta çocuklarımızı bile almalıyız yanımıza, onlar da el uzatmalı arkadaşlarına, yaralarına merhem olmaya çalışmalı, anlamalı, çocuk saflığıyla oyunlar kurmalılar birlikte. Elbette birlik olabilir, bulabiliriz birçok yol. Para toplamak değil, umut biriktirmek olmalı önceliğimiz.

İnanmalı bu koca yürekli minikler de kendilerine.

Kader değil karar ve güven olmalı kederlerini dindiren, geleceklerini belirleyen...

İpek

 

2014-05-16
Bu yazı 1329 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin