Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Yaşasın Uydurma Yemekler

Arpa şehriyenin bizim evde yeri bir başka. Kaan’ın nooolur pişirsene diye tutturduğu birkaç çeşit yemekten biri. Geçenlerde adını da hatırlayamadı “hani pirince benzeyen ama pirinç olmayan, rengi kahverengi şey var ya…”diye tarif etti. Kıyamam. Akşama hemen pişirildi tabi.

Ben arpa olsun, tel olsun her türlü şehriyeyi teflon tavada hiç yağ eklemeden biraz karartıyorum. Sonra üzerine sıcak suyunu, bir-iki adet küp şekeri ve tereyağını ekleyip önce harlı ateşte kaynatıyor, bir, iki dakika sonra da altını kısıp pilav gibi suyunu çektiriyorum. İtiraf etmeliyim bu gibi pilavlara tavuk suyu katınca lezzeti bir başka oluyor.

Tavuk suyu deyince de “attım tavuğu suyun içine haşlandı suyu çıktı”yı anlamamak lazım. Bir büyük soğan, mutlaka kereviz (sapıyla), havuç, patates, beyaz turp ve varsa birkaç tane taze fasulye ile çıkmış tavuk suyu olacak ki, gerçekten hem besleyici olsun, hem de tadına doyulmasın. Aslında dolapta ne sebzeniz varsa diyelim, illa şu bu olacak diyede kendinizi kasmanın alemi yok tabi. Sadece kereviz ve soğan mutlaka olsun diyelim, sonrasını siz ayarlayın.

Tavuk suyuna arpa şehriye pilavı gibi güzel bir çeşit yaptığınızda yanına yakışacak diğer çeşidin ne olabileceği ile ilgili daha fazla kafa patlatıyorsunuz. Şimdi diyeceksiniz ki; tavuk haşladın, suyunu kullandın, etinide yesene! Öyle tabi, ama eşimin haşlanmış tavuk etine karşı bir takıntısı var. Yemiyor... Biz o eti ya Kaan’la tüketiyor, ya da bilahare güzelcene değerlendiriyoruz.

Haşlama tavukla ilgili böyle bir pürüz olunca dün gece oğlumun ennn favori pilavının yanına tavuk kalça yapmaya karar verdim. Niyetim teflonda öyle yavan yavan pişirmekti ama ocağın başına geçince yorgunluğumu unutup nasıl daha güzel bir kalça yaparım diye beyin fırtınasına giriştim.

Bilirsiniz ya; kemiksiz tavuk kalça veya tavuk pirzola alıp ta dövdürmezseniz gerçekten çok kalın oluyorlar. Bu da hem pişme süresini etkiliyor, hem de yamuk yumuk şekilli bir şey haline dönüşüyor.

Ben tavuk kalçaların önce derilerini, sonra kenarlarında biriken yağlarını temizledim. Kalın taraflarına bıçak atıp elimle açtım ve her bir parçayı uzun filetolar haline getirdim.

Bu filetoları teflon tavada az miktarda tereyağı, tuz ve iki diş bütün bıraktığım sarımsağı ekleyerek kapak kapatarak pişirdim. (Tavuğun iyi pişmesi çok önemli olduğu için bu besini her pişirişimde mutlaka kapak kullanıyorum.) Baharat dolabımdan çok sevdiğim zencefil tozu ve iri çekilmiş karabiberi ekledim. Daha ne katsam diye dolabın içine göz gezdirirken kereviz saplarının bana baktığını gördüm. E onları da ekledim.

Tavuklar hem hafif kızarıp, hem de suyunu salınca üzerlerine yarım sulu bir limon sıktım ve iki dakika daha tıkırdattım. Daha sonra filetoları ayrı bir tabağa aldım ama işim bitmedi.

Tavada çok olmasa da tavuk ve limon suyu karışımı kaldı ya, işte ona bir dolu tatlı kaşığı hardal (dijon) ekledim. Bir güzel karıştırdım. Fokurdamaya başlayınca içine yarım kutudan biraz fazla krema kattım. Bir küçük tıkırdı daha yaptırıp hemen tabaktaki tavukları sosa yatırıp, tüm malzemelerin iyice bütünleşmesi için tavukları bir kaç kere ters yüz ettim ve acilen sofraya uçurdum. Sonra aklıma bu sosa ½ fincan kırmızı şarabın çok yakışacağı geldi ama bu haliyle de muhteşem olmuştu. Yaşasın uydurma yemekler!

Oğlan soslu, kremalı yemeklere çok alışkın olmadığı için ona kalçaları kuşbaşı şeklinde doğrayıp, zeytinyağı, tuz ve yine zencefil, limon eklemesiyle pişirdim. Gerçi o pilavına balıklama daldığı için tavuğa çok tezahürat yapmadı...Olsun, yine de yedi.

Eşim bana o çok sevdiğim bakışını attı. Yemeği beğendi.
Oğlum bana değil ama pilavına bakmaya ve nefessiz yemeye devam etti. Yemeği beğendi.
Ben ikisine bakıp onları ne kadar çok sevdiğimi düşündüm. Yemeği beğendim.

Kendinize iyi bakın, ne yemek yapacağınızı bilemediğiniz günlerde uydurun. Bakın ortaya ne güzel sonuçlar çıkıyor.

Sevgiyle..

2008-01-25
Bu yazı 1644 kere okunmuştur.

NazlimNazlim

Zümrütcüm zaten sen hep sevgiyle pişirirsin. Öyle olunca tabi, güzel de olur, yarar da. Bakışlar paragrafı harikaydı :^) Tık tık tık. 41.5 :^) Yerden göğe kadar katılıyorum. Uyduralım uyduralım ebegümeci. Bu bir odaklanma meselesi. Tıpkı Viki'nin kafasında yanan ampul gibi. ya da McGyver'ın o anda orada olanlarla yaratıverdiği çözümler gibi. Burda bir de ek olarak, ocak yandığı için olsa gerek, daha sıcak birşeyler var tabii. Emprovizasyon, müzik mevzubahis olduğunda dinleyicilerde, söz konusu olan güzel bir yemekse de yiyen kişilerde hep biiiis! biiis! etkisi yaratmaz mı. Çünkü içten geliyor. Ve bütün zamanların bütün dünya mutfaklarının en iyileri zaten esasında emprovize tarifler değiller mi. Uyduralım. Hiç de uyduruk şeyler olmayacaklardır. Hatta belki öyle güzel olacaklardır ki, bu emprovize sesler, mutfağımızdan çıkıp, kulaktan bloğa oynayarak dünyayı bile dolaşacaklardır, ya da dünyanın bir başka bucağındaki bir evin mutfağından bizimkine kadar geleceklerdir, ne güzel.

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin