Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Yaş Kompleksi

37 yaşındayım. Ufak tefek olduğum için halen “hiç yaşını göstermiyorsun”, “aaa gerçekten mi 37?” gibi iltifatlar alıyorum. İnansam mı emin olamıyorum çünkü ben iki seneden beri feci bir yaş kompleksi yaşıyorum. Her ayna bana “kızım sen yaşlandın” diyor. Boy aynalarıyla zaten hiç aram yok. Yüzümdeki değişiklikleri gün be gün incelemek beni yeterince yoruyor.

Kim ne derse desin; bir kadının fiziki olarak inişe geçtiği yaş 35’tir. Bu sınır yaşında yüz, vücut, saç yaşlanma emarelerini biiiir bir göstermeye başlar.

Yanak, kaş arası ve dudak kenarı çizgileri sinir bozucu bir şekilde derinleşir; kaz ayağı kırışıklıkları insanı neredeyse “dur, gülme” durumuna getirmiştir. Eskiden çok hoşunuza giden bel oyuntunuz tarih olur, doğumdan sonra bile gayet düz durmasıyla gurur duyduğunuz karnınız artık üç aylık hamile görüntüsündedir. İki talihsizliği de saklamak için kotların içine çok sevdiğiniz dar t-shirtlerinizi giymekten vazgeçer, bol modelli üstlere odaklanırsınız. Boşuna beklemeyin, basenlere değinmeye hiç niyetim yok.

Sonra saçlar…Zamanında perma, boya yaptırdığınız halde Rapunzel’in saçları gibi sapsağlam duran saçlarınız birden cılızlaşıp, cansızlaşır. “Pahalıdır vardır bir hikmeti” diye marka şampuanlara, krem ve maskelere; durulanan, durulanmayan her türlü seruma eyvallah deyip satın alırsınız. Cılız, cansız saçların üzerine beyaz taarruzu da cabası olur. Dip boya artık bir gerekliliktir ve manikür, pedikür gibi rutin bir hal almıştır.

Son iki seneden beri “belki zamanı durdurur” diye ben de kozmetik ürünlere sardırdım. Tercihim bilinen markalardan ziyade eczanelerde satılan termal bazlı ürünler. Besleyeni, koruyanı, kırışıklık açanı, gerginleştireni, surata, göze, boyuna ayrı kremler banyomda inci gibi dizili. Gözle görünür etki mi? Ihh henüz pek göremedim, ama kullanmaya devam ediyorum.

Bir de her gece yarın sürerim diye uygulamayı ertelediğim selülit kremlerim, jellerim var. Kullanmadığım için hiç bitmiyorlar. İnsan her gece tepeden tırnağa kremlenmeye üşeniyor işte. Aksatmadan yaptığım tek şey makyaj temizlemek. Öyyyle ince ince uğraşırım. Zaten bana temiz olmaktan, temizlenmekten bahsedin, işi gücü bırakırım.

Kaşıma, kirpiğime de meraklıyımdır. Lisedeyken bir arkadaşım kuvvetlensin diye kirpiklerini kestiğinde, ona özenip ben de aynı salaklığı yapmış, sonra hayatımın en büyük pişmanlıklarından birini yaşamıştım. Zavallı annem komaya girmişti tabi. Senelerce kirpiklerimi tekrar uzatabilmek için badem yağı kullandım. Eski hallerine hiç dönemediklerini tahmin edersiniz. Halen de bu hassas konuyla ilgili özel besleyici ürünlerim vardır.

Çok sabırsızım ben. Selülit kremleri gibi kısa sürede netice vermeyen ürünler ilgi alanımdan hemen çıkıveriyor. Değişikliği anında gösteren ve ancak ehil eller yaparsa güzel sonuçlar veren iğne dolgular tam benim kafama göre. Yüz çizgileri ve dudak için dolgu yaptırmaya kesinlikle evet diyorum. Ama ifade değiştiren, insanı uzaylı gibi gösteren müdahalelere karşıyım. Ne o kadar gerilmek, ne de doldurulmak isterim!

Tutucu bir tarafım da var, eşim senelerden beri “ bir değişiklik yapacaksan tam yap bari” deyip duruyor. İçinden ateş kırmızı saçlar geçiyor, biliyorum ama hiç şansı yok! Ne yapayım ben klasiğim, büyük değişiklikler, şok uygulamalar bana göre değil. Allah ne verdiyse onu korumaktan yanayım.

Ufak dokunuşlarla birkaç sene geriye gidebilmeyi sağlayacak uygulamalar yaptırmanın insanın kendini iyi hissetmesine katkı sağlayacağının farkındayım. Zaten kim daha genç ve güzel görünmek istemez ki? Bugün estetik ve güzellik merkezlerine başvuran kadınların birçoğu 30 yaşın altında. İş işten geçtikten sonra değil, halen gençken o tazeliği koruma amaçlı ziyaretler yapıyorlar. İyi de ediyorlar. En azından ayda bir kere cilt bakımına gitmek lazım. Gidemiyorsanız o zaman evde uygulayabileceğiniz bakım ürünlerini edineceksiniz.

Peki piyasada yüzlerce ürün varken, sizin için en uygun olanlarını nasıl saptayacaksınız? Cevap bence bir kozmetik dermatoloğa gidip cildinizle ilgili her türlü sorununuza çareyi bu uzman kişide aramak. Tüm kozmetik işlemler ve size uygun ürün seçiminin bir kozmetik dermatolog tarafından yapılması gerçekten en doğru olanı. İyi bir uzman sizin doğallığınızı mutasyona uğratmaya değil korumaya yardımcı olacaktır. Her ürünün her cilt tipine ortak bir çözüm getiremeyeceğine göre gazete ve dergilerdeki ürün reklamları ve arkadaş tavsiyeleri ile kafa karıştırmaya hiç gerek yok.

Yine de gençlik ve güzellik doğru seçilmiş ürün kullanımı ile sınırlı değil tabi. Çok su içerek, düzenli spor yaparak, bol vitaminli meyve ve sebzeleri tüketerek; sigara, kafein, stres ve yoğun güneş ışınlarından uzak kalarak biz de yaşlanmanın getirdiği bazı değişikliklere direnebiliriz. Bir de hayata gülümseyerek.

Ne yapalım, yaşlanmanın doğal ve sürekli bir süreç olduğunu kabul etmekten başka çare yok. Hem çocuklarımız için biz hiç yaşlanmayan en güzel anneleriz. Bu konuya kafayı çok takmamak, kendimizi her halimizle sevmek lazım. Yaşlanmak aslında yaşamak demek. Hem her yaşın ayrı bir güzelliği var değil mi?

*Bebeğim ve Biz Haziran sayısında yayınlanmıştır.

2008-06-10
Bu yazı 1466 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin