Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Vüffen No Kevit OK?

Yalan dolanı hiç sevmem, çocukluğumdan beri beyaz yalan bile söylemeyi beceremem, pardon beceremezdim, taa ki anne olana kadar!

Bazen öyle anlar geliyor ki mecbur kalıp beyaz yalanlar söylemek zorunda kalıyorum 3 yaşındaki afacan oğluma... Yeme, içme konularında biraz problem yaşadığımız bir dönemdeyiz. Öyle her şeyi yedirmek mümkün değil... Zaten bu siteyle tanışmam ve sevgili Zümrüt ile yakınlaşmamın sebebi de, seçici yemek yiyen oğlumdur.

Yeşil hiçbir sebzeyi yemiyor, aslına bakarsanız hiç sebze yemiyor, havuç ya da onun söylediği şekilde “kevit”*den nefrete diyor. (* havucun İngilizcesi ve Türkçesini harmanlayıp ürettiği isim). Meyveleri ağzına almıyor bile. Yalvarmak, yakarmak, ne olur bir dene diye dil dökmek onu inadından vazgeçirmiyor, ama beni yine de pes ettirmiyor. Temel reis, sevimli tavşan ya da televizyonda görüp sevdiği yaramaz maymun örneklerinin ise hiç faydası yok. Düşünüyorum da acaba ben mi saf çocuktum? Sevmezdim ıspanak ama her Temel Reis çizgi filmini izledikten sonra, nasıl programlanmışsam ıspanak yerdim. Durum böyle olunca başka çareler üretmek zorunda kalıyorum, pek çok anne gibi. Bayılarak yediği köftelerin içinde ıspanak ve havuç muhakkak oluyor ama o farkında bile değil!

Ne yemek istersin diye sorduğumuzda (ki bu soruyu fazlaca sormuyorum çünkü cevabı ya makarna ya pilav oluyor) makarna cevabını alır almaz hazırladığım makarna sosunda rondodan geçirilmiş kabak, kereviz sapı, soğan, sarımsak, domates, kekik, fesleğen, kuru nane ve yağsız dana etinden çekilmiş kıyması yerini alıyor. Keyifle yerken içinde ne olduğunu soruyor. Haydaaaa bu soru da nereden çıktı şimdi? İçinde sevmediğin her şey var oğlum. Ne desem sana vazgeçeceksin yemekten.. Teker teker sıralıyorum. Bir daha bunları “vüffen” koyma anne diyor, ama onlar içinde olmazsa bu kadar sevmezsin diyorum, “hayır ben istemiyooo” diyor. Içimden o an için türlü cevap geçiyor.

a) Öyle de böyle yiyeceksin
b) Tamam bir dahakine başka şekilde yaparım
c) Sizin keyfinize bağlı değil Kuzey bey!
d) Sana yedirmek için ben neler çekiyorum, biliyor musun?

Ama ben sadece “bakarız” diyebiliyorum..
Alın size beyaz bir yalan! Bu cevap onu tatmin etmeye yetiyor, bana da rahat nefes aldırıyor, yalanarak bitiriyor tabağındakini..

Bayılarak yediği ev yapımı yoğurtlarının altına saklanmış elma, papaya ve muz pürelerinin tadını alır almaz dilini silerken de bir daha bu yok OK? Diyor. ( bir daha içinde bunlar olmasın demek) Hahahaha sen öyle zannet içimden geçen asil cevabım ama sesli cevabim kocaman açtığı gözlerine bakıp, bir dahakine evde hangi meyve varsa ondan karıştırırız oluyor. Sert bir ifade ile Kuzey bundan istemez deyince, sessiz kalıyorum. Onun bana olan güvenini kaybetmesini istemiyorum, durumu kurtarmak, beyaz da olsa yalan söylememek için sessiz kalmak gerekiyor, ama küçük sert adam yineliyor, OK? Anne!!.
Ona onun konuştuğu gibi NO OK! ( okey değil) dememek için zor tutuyorum kendimi. Ben yine onun istediği cevaptan kaçıp, yalan söylememek için “ hadi bitir yoğurdunu ama daha oyun oynayacağız “ diyorum. Konu değişince bir rahatlıyorum ki anlatamam. OHHH! Dünya varmış bunu da atlattık.

Ne zormuş yalan dolan işler çevirmek?
Bu küçük insanlara kül yutturmaya çalışmak?
Zaten her gün ne pişirsem diye düşünürken, bir de küçük sorgu amirinin sorduğu sorulara hazırlıklı olmak, ne zormuş...
Yıllarca peşimden iştah şurubu ile koşmuş olan anneciğim meğer benden ne çekmiş miş...

Ah! Ne zor çocuktun, hiçbir şey yemezdin dedikleri zamanlarda, hep ne kadar abarttıklarını düşünürdüm. Hiç de öyle değilmiş, evlada yedirilen ve onun keyif aldığı bir lokma bile dünyalar değerindeymiş ve anne olmak her türlü fedakarlığı yapmak ve sırası gelince biraz da “yalan” söyleyebilmekmiş!!


 

2011-04-29
Bu yazı 1841 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin