Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Uyku Düzenimiz

Ben Türkiye'den yaklaşık 10.000km uzaklıkta, Sydney'de, sadece eşi ve 3,5 yaşındaki kızı ile yaşayan bir anneyim. Bizim burada yaşayan bir aile büyüğümüz yok. Yani danışabileceğimiz veya bize karışabilecek bir anneanne, babaanne, dede, kuzen gibi kimseler yok.

Bunun da yanında getirdiği hem avantaj hem de dezavantajlar var. En belirgin avantaj "karışan yok", en belirgin dezavantaj; " yaptığım hatalara, olur olmadık yerlerde yol açtığım paniklere müdahale eden yok"!

Şaka bir tarafa, çocuk büyütmek zaten çok zor bir de bunu kendi başına yapınca iyice zorlaşıyor. Hani torunlarının büyümesini her yönüyle yaşamalarını bir tarafa koyun, çocukla ilgili yapılan gündelik telefon konuşmalarını, her burnu aktığında manevi destek sağlanmasını, arada sırada da olsa "kızım bak size dolma yaptım, akşam iş dönüşü geçerken alıverin" denmesini, hafta sonlarında kızın büyükleri tarafından şımartılmasını görmeyi o kadar çok arzulardım ki. Ama olmadıkları içinde kızımızı kendimizce doğru olarak, etraftan gördüğümüz ve hoşumuza gitmeyenleri uygulamayarak, hoşumuza gidenleri hemen uygulayarak büyütüyoruz.

Bence bizim anne ve baba olarak en büyük başarı hikayemiz kızımızın uyku düzeni. Nazar değmesin ama yaklaşık 1 yaşından beri her gece saat 8'de kızımıza elinde sütü (ki burada bir de başarısızlık hikayesi çıkıyor; Lara hala akşam süt içmesinde biberon kullanıyor!) ya ben ya eşim bir kitap okuruz, biraz ertesi gün yapacaklarımızdan konuşur, öperiz koklarız ve kendi kendine uyur. Yaz akşamları bu gece yatması saat 9'lara sarkar ama bu da gayet doğal.

Tabi ki bunu şimdi yazmak çok kolay, ama gelgelim bunun bir de geçmişi var. Yaklaşık 1 yaşında iken tam 1 haftamızı aldı bu sistemi oturtmak. Geceleri saat 10'lara kadar süren ağlamalar, bağırmalar vs vs. Tabi o ağladıkça annenin içten içe durmayan gözyaşları. Biz de baba kızına karşı daha toleranslıdır, ben ise daha katı, dolayısıyla bu 1 hafta içinde kızımızın odasına girip sakinleştirmek, güzel sözler söyleyip tekrar tekrar yatağa koyma işlemi bana düşmüştü. Babamıza bıraksam çoktan kızını alıp gelmiş salona, hatta mümkünse yatağımızda uyumaya alıştırmıştı bile. Bir hafta sonunda, anne ve babanın duygusal açıdan tükenmiş olarak tam pes edecekleri esnada başa çıkamayacağını anlayan kızımız, saat 8'lerde huzurlu bir şekilde uyumuştu. O günden beri uyku saatini hiç şaşırmıyor.

Başta demiştim ya bizde karışan yok diye! annemlere "biz böyle böyle Lara'nın uyku düzenini oturtmaya çalışıyoruz" diye anlattığımda "aman çocuk kendi düzenini sonra oturtturur, yazık değil mi" gibi başlayan cümleler kurdular. Bu, herhalde çoğu annelere tanıdık gelecektir. Biz, gayet güzel kulaklarımızı bu konuşmalara tıkadık ve doğru bildiğimizi yaptık, sonucunu ise şimdi yaşıyor olduğumuza inanıyorum. Aile büyüklerimizden herhangi biri burada olsaydı bu düzeni oturtmanın çok daha zor olacağından hiç şüphem yok.

Ben daha hiç Aussie bir çocuğun saat 9'dan sonra yattığına şahit olmadım. Yemek saat 6 civarında yenir, aile olarak hep beraber bir şeyler oynanır (mesela biz hala her gece saklambaç oynarız) saat 7.30 gibi banyo yapılır ve sonra kitap okunup, ışıklar söndürülür. Tüm kreşlerde hocalar tarafından önerilen de budur.

Bunu niye mi anlatıyorum, çünkü benim Türkiye'de gördüğüm en dehşet verici olay yeğenlerimin, arkadaşlarımın çocuklarının saat 11'lere veya gece herkes yatana kadar etrafta hoplayıp zıplıyor olmalarıydı.
Benim anlamadığım o çocuk ertesi gün nasıl okula gidebilecek gücü bulabiliyor?

2006-06-23
Bu yazı 1386 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin