Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Üşüyorlar :(

Ülkemizde ve dünyada olup bitenlerden haberdar olmasını istiyorum oğlumun, bu yüzden her sabah internetten gazetemi okurken ona kısa kısa aktarımlarda bulunuyorum. O haberlerden öğretecek, anlatacak çok şey çıkıyor, ufku açılıyor, bazı şeyleri daha iyi anlarken; yaşına uymayan haberlerle haklı olarak hiç ilgilenmiyor...

Tepkilerini saklayamayan biriyim ben. Gazete okurken bile sevinçlerimi, üzüntülerimi ve kızgınlıklarımı bir şekilde ortaya döküyorum. Kötü haberleri kendi çapımda filtre etmeye çalışsam da, o benim suratımdan, elimi bağrıma basıp “ayyy” dememden hayırsız bir haberi okuduğumun farkına varıyor. Merak edip soruyor; “ne olmuş???”

Ülkemizde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunun farkında . Askerlerimizin kısa aralıklarla öldürülmekte olduğunu biliyor, dokuz yaşında o abileri için üzülüyor. “Yine mi anne?” “Ne zaman bitecek anne” “Peki neden anne” sorularıyla her seferinde beni darmadağın ettiğinde, sorgulamaları ve soruları için verecek cevabımın olmaması bir anne olarak içimi acıtıyor. Çocuklar doğal olmayan yok oluşları algılamakta güçlük çekiyor...

Ona; “bitecek, bu ülkede her şey yoluna girecek” demek istiyorum. Benim çocuğumun, sizin çocuklarınızın ve bu topraklarda yaşayan her çocuğun hüzün, korku, endişe olmadan yaşamasını istiyorum... Aynen hak ettikleri gibi...

Sonraki sabahlardan birinde deprem haberi geliyor. Elim ağzıma kapanmış, hiii çocuklar, çocuklar diye mırıldanmaya başladığımda aynı soru yine geliyor; “ne olmuş???”

-Deprem Kaan, çok büyük bir deprem olmuş...
-Çocuklar da öldü mü anne?
-Evet, oğlum maalesef çocuklar da öldü... Çok kişi öldü...
-Ama onlar daha çocuk anne...

Evet, onlar daha çocuk... Depremden kurtulanlar şu anda çok da üşüyorlar, daha da çok üşüyecekler diye düşünüyor ve bunları yüksek sesle söylememek için çok çaba sarf ediyorum... O günden sonra şu saate kadar tek düşündüğüm üşüyen, aile bireylerini yitiren, evsiz kalan çocuklar oluyor. Oraya gidip birini kucaklamak, paltomun içine sokup, kollarımla sırtını sıvazlamak istiyorum. Bir de korkma demek...

Oğlumun depremle ilgili sorularının ardı arkası kesilmiyor. Koca koca binaları yıkan o afetin bizim yaşadığımız yerlere de gelip gelmeyeceği kaygısını taşıyor... O kocaman binalar nasıl olur da yıkılabilir diye merak ediyor... Bu ülkede malzemeden çalarak üç kuruş daha kar elde etmek uğruna, ehil olmayan kör cahil bir sürü insanın inşaat yapabildiğini, sonra denetim denen mekanizmanın hiç işlemediğini, bu yüzden afetlerde ölümlerin çok daha fazla olduğunu uzun uzun anlatmak istiyorum... Bazı binaları çok ama çok kötü inşa ettikleri için depreme dayanamayıp yıkılmışlar Kaan’cığım diye kısa bir açıklama yapıyorum. Bu açıklama hiç bir çocuğun ölümünü haklı çıkaramıyor. İçim o insan müsveddelerine karşı nefretle doluyor.

Etkilenmesin diye televizyonu o yattıktan sonra seyrediyorum. Ağlamamak, oradaki annelerle empati içine girmemek mümkün değil. Arama kurtarma ekiplerinin canla başla verdikleri can kurtarma mücadelesi, dışarda bir umut sevdiklerinden haber bekleyenler, çığlıklar, çaresizlik, kameralar takılan boş bakan gözler 99 depreminin beynime kazıdıklarından hiç farklı değil... Yalnız, bu sefer insanlar, çocuklar, bebekler üşüyorlar. Hem de çok...

Olayın başından beri Van’a her gidenin altını çizdiği koordinasyon sorununun en acil şekilde çözülmesini istiyorum. Umarım akıllı, fikirli, tecrübeli insanlar ulaşan tüm yardımları en adil şekilde, öncelikle en muhtaç ailelere ulaştırma başarısını gösterebilir.

Bizler gündem değişse de uzun zaman orada neler olup bittiğini takip ederek, farklı şekillerde yardımlarımızı göndermeye, kendi aramızda “ne yapabiliriz” diye haberleşmeye; oradaki muhtar, öğretmen vs. gibi kişilere ulaşarak “biz buradayız” demeye kararlı olmalıyız... Bu siteye uğrayan herkesin aynı fikirde olduğundan adım gibi  eminim.

Önümüzde uzun bir kış var. Havalar daha da soğuyacak. Çadırlarda yaşam mücadelesi verecek onca aile sadece devlet yardımı ile ayakta kalamaz. Çabalarımız devam etmek zorunda. Çocuklar, bebekler var orada...

Üşüyorlar ...
 

2011-10-30
Bu yazı 1493 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin