Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Unutmamalı, Hatırlatmalı!

Haftasonu çok sevdiğim bir büyüğümün biricik evladının cenazesine katıldım. Gözyaşlarının sel olduğu, cami avlusunun insanlarla dolup taştığı o ortamda bir tanıdık olarak bile bulunmak çok zordu.

Daha dün gibi annesinin hamileyim haberini verdiği o Cumartesi gününü hatırladım. Sonra o annenin tek başına nasıl özene bezene tek evladını büyüttüğünü, en iyi eğitimi alması için canla başla nasıl da çalıştığı geldi gözlerimin önüne. Bir buluşmamızda oğlunun sevdiği beyaz peyniri nereden aldığını anlatışı kulağımda çınladı. O annenin canı ciğeri için ne zorluklardan geçtiğini ama herşeye rağmen nasıl da geçtiğini düşündüm.

Cami avlusunda annenin etrafı etten duvar olmuştu, zorlukla yanına iliştim, dizlerimin üzerine çöküp elini tuttum ama söyleyecek tek bir kelime bile bulamadım. Sözün bittiği yerdeydik ikimizde. Tesellisi olmayan uzun ve çok acılı bir yolda, tüm kalabalığa rağmen kendini yapayalnız hisseden bir kadındı bana bakan. Gözlerimi gözlerinde çok tutamadım, elini avuçlarımın içinden sıyırıp, başkalarına yer açtım.

Fidan gibi delikanlı musalla taşının üzerindeydi, oysa o çok güzel bahar gününde belki de annesiyle beyaz peynir almaya gideceklerdi.Kimbilir belki bir kafede birşeyler içeceklerdi. Annesi yakışıklı oğlunun gözlerinin içine bakıp, sen daha dün bebeciktin diye mırıldanacaktı. Eskiden, ya da gelecekten söz açacaklardı. Sonra "haydi eve" diyeceklerdi, ana oğul yürüdükleri Gaziosmanpaşa yollarında, Allah bilir elele, kolkola...

Oysa o gün anne Kocatepe’nin avlusunda bir köşede kanatları kırılmış gibi, iki kolu yanında öylece bakıyordu, nereye baktığını bilmeden. Yaşadığı büyük şok nasıl geçer, ne zaman biter, biter mi bilemedim. Öyle bir kasıldım kaldım ki; içimden, içimin en derinininden sabır, sabır, sabır diledim. Tek başına göğüslediği mücadele dolu hayatında böyle bir acıyı da yaşayan o kocaman kalpli kadına yardım istedim Yaradandan.

Tabut cenaze arabasına konulup, kapı kapandığında anne arabanın arka camlarına elleriyle vurdu. Sonra kalabalığı yararak avludan çıkmaya çalışan aracı takip etti adım adım, sevgi,saygı ve yangınla. Koptum, koptuk hepimiz o anda. Acısını hissettik, biz de yandık alev alev. Bir ocak söndü, külleri kaldı Kocatepede. Yirmiiki sene sonra bu sefer başka bir Cumarteside.

Maksadım sizi de üzmek değil bunları yazarken, sadece unutmamalı demek için uğradım bugün. “Hayattaki en büyük acıyı yaşayanları görelim, bilelim de sahip olduklarımıza şükretmeyi unutmayalım” ı hatırlatmak istedim. Yaşadığımız hiçbir dert, tasa evlat acısı kadar büyük olamaz. Ne olur kafamıza saçma sapan şeyleri takıp şu üç günlük dünyayı zehir etmeyelim kendimize, sevdiklerimize.

Kaybedilen herşey yerine konulabiliyor, bazı şeyler konulmasa da oluyor. Borçlar kapanıyor, küslükler geçiyor, hastalıklar tedavi edilebiliyor, çareler birşekilde bulunuyor, inanın hep bulunuyor. Bir tek ölüme çare bulunamıyor. Çaresizlik sevdiklerimizi ebediyete yolcularken gerçek oluyor. İstemeden de olsa elden başka birşey gelmediği için "güle güle git, görüşeceğiz nasılsa" diyoruz...

İşte böyle şeyler olmasın diye dua edin, iyilik dileyin, iyilik verin. Durmayın günlük sıkıntıların üzerinde, çok bunaldığınızda bebelerinizin gözünün içine bakıp ohhh çekin hayata. Derin bir nefes alıp “unutmuyorum” diyin, unutanlar olursa da hatırlatın ne olur.

İyi ki çocuklarımız var. İyi ki bizimleler, iyi ki biz onlarlayız. Onların sağlıklı, mutlu olmaları en büyük şansımız. Unutmamalı, hatırlatmalı.

Şanslı olduğumuzun farkına varmak için en büyük sebebe sahibiz,mutlu olmak için başka neye ihtiyacımız olabilir ki?

Hepimize evlatlarımızla dipdibe geçireceğimiz, sağlıklı ömürler diliyorum.

2009-04-13
Bu yazı 1029 kere okunmuştur.

NazlimNazlim

Zümrüt..çok doğru, öyle doğru ki. Gerçekte acı o, başkası yalan. Gözyaşlarına boğuldum, çünkü birini çok yakınımda, öbürünü uzaktan olmak üzere bunu iki defa gördüm hayatımda ve gördüm ama gözlerime hala inanamamışımdır. Doğru, yangın. Ve doğru, mutlu olmayacak ne var. Onlar var ya.

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin