Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Uhut

E-posta zincirlerinde dolaşan bilgilerden çoğu zaman şüphe etsem de, üstelik bu şüphelerimde pek çok kez haklı çıksam da bazen dikkatimi çeken; ''biraz araştırmaya değer'' dediğim şeylere denk geliyorum. ''Laetril'' kelimesi bunlardan biri... Kanser tedavisinde etkili olduğu söylenmekte. Bazı yabancı yayınlarda da adı geçiyor. Elmanın, kayısının çekirdeğinde; acıbademde, buğday çiminde ve buğday şırasında bulunuyormuş.

Aslında ilgimi çeken ''buğday çimi'' kısmı oldu. Uzun zamandır pek çok arkadaşım, pek çok müşterim çimlendirmek için buğday talep ediyordu benden. Birer avuç falan... Göndere göndere aklımın bir kenarında kalmış. Zaten öteden beri inanırım ben buğdayın gücüne ve mucizesine. :) Yaşamın temeli, gıda piramidinin en büyük basamağı olması bir yana; ''kutsal'' bilinmesi; kutsal kitapların tümünde buğdaydan bahsedilmesi, pek çok eski ve mevcut inanç sisteminde buğdayın, ekmeğin kendine törenlerde yer bulması bir tesadüf olmasa gerek..?

Tam bunları düşünürken ''Uhut'' geldi aklıma. Kars'ta, babaanemin bize, kuzenlerime, köydeki ufak çocuklara yedirdiğini hayal meyal hatırlıyorum. İsmine takıldı kafam, anneme sordum. İstanbul Üniversitesi'nde Türkoloji okumuş, yüksek eğitimini Uygurca, Eski Türkçe, Hititçe araştırmaları ile tamamlamış muhteşem bir kadın benim annem. :) Kelimenin Medine yakınlarındaki Uhud Dağı'ndan gelmiş ve Anadolu'da son harfinin değişmiş olabileceğinden bahsetti. Şu, babaannemin bize yedirdiği şeyi iyice anlatınca benzer bir şeyin Sümerler'de olduğunu anımsadığını, yine de tam emin olamadığını, araştırılması gerektiğini söyledi. Bir türlü fırsat bulamadım ben detaylıca araştırmak için bu hafta... Hani bilenler bilmeyenlere anlatsın gibi yazıyorum, belki beraber bir doğruya varırız..?

Çağlar öncesinden gelen Uhut bir şifa, bir mucize olabilir mi kanser tedavisinde? Şayet tedaviye ters bir etkisi yok ise, en azından ek besin olarak alınması iyi olabilir mi? Çocukluk anılarımda bana en garip gelen şey Kars'ın son derece ücra bir köyünde yaşam savaşı veren babaannemin bunun yapımı için onca uğraşması... Bir kazan bulguru hazırlamak, iki yumurtayı kırmak için bile zor vakit bulurdu. Saskara'da hayat o kadın için son derece zor, hayvanlara; ekinlere bakmak her şeyden zor... Kuşaktan kuşağa aktarılan, babaannemi eğer bunu hazırlamazsa ailesinin ileride hastalıklarla boğuşacağına ikna eden bir mit... Daha doğru deyişle, bir bilgi aktarımı vardı ve çok kuvvetliydi.

Yapımını araştırdım, buldum. Hazırlayıp göndermeyi isterdim size gerçekten ama bunu hazırlayacak saha bulmam zor şu aralar. Şimdilik tarifini vereceğim size. Ben buna inanıyorum. Bu tip şeylere inanmak, tıpta plasebo etkisi diye geçiyor olsa da ben inanıyorum.  

Büyükçe bir metal makarna süzgeci alın, içine yarıya kadar buğday doldurun. Islatarak doğrudan güneş ışığı almayan loş bir yere koyun bunu. İki günde bir önce karıştırın buğdayı, sonra tekrar ıslatın. Bir süre sonra buğday çimlenmeye başlayacak. Çimlenme ilerledikçe topaklanacak... Buğday topaklanmaya başlayınca ufalayarak bir bez üzerine serin. Hemen sonra ufalanarak birbirinden ayrılan buğdayı tekrar süzgece alıp ıslatma işlemine devam edin. İki hafta kadar sürecek bu iş. İki haftanın sonunda buğday tanelerinin saçak kökleri ve filizleri 3-5 santim uzamış olur. Saçak kökleri ve filizleri yeşermiş olmamalı. Henüz beyazken çimleri bir tokmak ile döverek suyunu çıkarın. Elde edeceğiniz buğday çimi suyuna çok az bir miktar da içme suyu ekleyerek ateşin üzerine koyun ve kaynatın. Kaynamaya başlayınca çok katı olmayacak şekilde azar azar un ekleyip karıştırın. Bu karışım koyulaşmaya başlayınca kaynatma - karıştırma işi bitmiş olur. Üzeri sakızlanmaya başlar, kıvamını iyice alınca da koyu kahverengi olur. On beş dakika daha ateşte tuttuktan sonra indirerek soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra kavanozlara doldurup tüketebilirsiniz. Ufak bir kaşık yiyebilir ya da ekmeğe sürebilirsiniz.

Dikkat etmeniz gereken kaş yapayım derken göz çıkarmamak. GDO'lu, melezlenmiş bir buğday kullanmayın. :)

 Şimdiden mutlu yıllar... :)

26 Aralık 2011

www.ipekhanim.com
 

2012-10-04
Bu yazı 3792 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin