Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

İrem Yağmur

İrem Yağmur

Yazarın Son yazıları

Uçtu Uçtu Balon Uçtu

Eski bayramlar, araştırmacı gazetecilerin kitaplarıyla, akademisyenlerin raporlarında rafa kalktılar. Gazetelerin orta sayfaları ve hatta daha da ileri gidenlerin bu iş için çıkardıkları özel ekler, gezi ilanlarıyla dolup dolup taşıyor. Taksitler üçyüzaltmışbeşe dayanmış ve herkes üçyüzaltmışdörtdünü dünya bankası ödüyormuş havasında. Dünya alem tatile koşuyor. Eh biz de eksik kalmayalım dedik. Düşündük taşındık yılbaşıyla kurban bayramını birbirine bağlayan bu bir haftada çoluklu çocuklu gidilecek yerleri taradık. Nihayetinde Kapadokya’da sıcak bir otelde karar kıldık.
Yıllar öncesinin çocuksuz zamanlarında tadı damağımızda kalan Kapadokya bu kez daha ağırdan alınarak keşfedilecekti. Biraz da tedirgindim aslında. Zira hava çok soğuk, çocuklar hareketli, gün çoktu...Ya nasip dedik çıktık yollara.

Tabi ben rahat durmam ki. Geçen defa balonla gezmeyi unutmuşuz. Aslında unutmadık da cimriliğimize denk geldi. Neyse bu sefer daha yaşlıyız ya, artık yapılmayan kalmasın şu ahir ömrümüzde düşüncesiyle kararımız kesin: Dolaşacağız balonla.
Fakat heyhat ya çocuklar, çocuklar n’olacak? Hadi bakalım...

Sabahın köründe, tam altıda, evet evet tam da sabah saat altıda otelden almaya geldiler bizi. Çocuklar omzumuzda düştük yollara. Hava zehir gibi soğuk. Hepimiz kat üstüne kat giyinmişiz. Henüz tam ayılamadıkları için hırçınlık falan yok. Tabi öğleden sonra uyumazlarsa ne olur bilinmez. Baloncuların ofisine doluşuyoruz. Poğaçalı kahvaltı ardından balonun kalkacağı alana götürülüyoruz arabalarla. Balon hazırlanıyor. Yavaş yavaş şişiriliyor. Fakat bu alttan bastıkları alev biraz gürültülü. Çocukları biraz ürkütüyor doğrusu. Ama hala ayılmadılar. Yani hem gerçek anlamda hem de “konuya aymak” anlamında. Herneyse balık istifi doluşuyoruz 16 kişilik sepete. Biraz sevimsiz bi durum aslında ama çok mutluyum. Epeydir istediğim bişeydi. Çocukların altına birer yükseltici veriyorlar. Onlar da etrafı görsün diyerekten. Bu lüks onları biraz da tedirgin ediyor.

Gecenin kendini yenice sabaha bıraktığı saatlerden başlayıp da günün ilk ışıklarına kadar büyülü bir yolculuk yapıyoruz güzelim vadiler üzerinde. Bir alçalıyoruz, bir yükseliyoruz. Herkes aynı zevki alır mı bilmem ama tam bana göre bu iş. Çok özgür. Masal gibi. Öyle ki yükseklik korkusu terapimin bir parçası olduğunu bile unutuyorum. Aşağıda bir araba bizi izliyor. Rüzgarın durumuna göre pilotumuz bizi müsait bir yere indirecek ama pek de kolay iş değilmiş doğrusu. Rüzgarı ters taraftan alırlarsa bi müddet daha dolanmak durumunda kalıyorlarmış meğer. Çocuklar biraz sıkılıyorlar sonlara doğru. Yavaş yavaş uykular açılıp da o günün enejisi kendini hissettirdikçe normal olarak “Anneee ne zaman inicez?” durumları oluyor.

Kazasız belasız iniyoruz bir tarlaya. Bizi indiren ekip ellerinde şampanyayla karşılıyorlar bizi. Sabahın köründe pek iyi bi seçim değilmiş gibi görünse de, bu küçük kutlama iyi geliyor herkese. Ellerimizde uçuş sertifikalarımız sırıta sırıta dönüyoruz otelimize.

Umarım ufaklıklar birgün birazını olsun hatırlarlar. Belki de büyüyüp de aile sahibi olduklarında çocuklarıyla aya gitme telaşında olacaklar, kimbilir?

2007-02-05
Bu yazı 1090 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin