Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Üç Beyaz

Üç beyazın çocuk beslenmesindeki yerini merak ediyorsanız Özel TOBB ETÜ Hastanesi beslenme uzmanlarından  Sayın  Mehtap Ersin Bayrak'ın hazırladığı bu güzel yazıyı okumalısınız. Un, tuz ve şekerin çocuklara sunumu nasıl olmalı?

Beslenme; çocukların sağlıklı büyümesi-gelişmesi, hastalıklara karşı olan direnci, okul başarısı ve psikososyal gelişimini büyük ölçüde etkiler.

Çocuklukta doğru beslenme alışkanlıklarını kazandırmak, ileride gelişebilecek kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şişmanlık, şeker hastalığı, kemik erimesi, alerjik hastalıklar ve bazı kanser türlerinden korunmaya yardımcı olur.

Un, şeker ve tuz bileşim açısından yetersiz & dengesiz besinlerdir. Un ve şeker sadece enerji kaynağıdır. Hem dengesiz beslenmeye neden olur, hem de aşırı alımları nedeniyle sağlıksız ağırlık artışına, dolayısıyla şişmanlığın neden olacağı hastalıklara zemin hazırlar.

Tuz ise çeşni vericidir ve fazla miktarda alımı tansiyon yüksekliğine neden olur. Şimdi bu yiyecekleri tek tek ele alalım.

UN
Sağlıklı çocuğun beslenmesinde enerjinin % 55-60’ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Yeterince karbonhidrat içermeyen besinlerle, çocukların yeterli ve dengeli beslenebilmesi mümkün değildir. Karbonhidratlar en kolay sindirilebilen besinlerdir ve tüm besinlerin içinde en kısa sürede enerjiye dönüştürülebilirler. Bir g karbonhidrat 4 kalori içermektedir.

Tahıl grubu yiyecekler çocuklar için temel enerji kaynağdır. Karbonhidrat grubunda yer alan tahılların tüketimi başlıca un şeklinde olur. Un denilince buğday unu anlaşılır, diğer unlar elde edildikleri tahılın adı ile anılır. Buğday unu, pirinç unu, mısır unu, çavdar unu, soya unu gibi.

Un , ekmek, makarna, erişte, pasta, kek, bisküvi, hamur işleri v.b yiyeceklerin yapım aşamasında kullanılır. B12 dışında hemen hemen bütün B grubu vitaminlerinde bulunan özellikle, tiamin açısından zengin olan un, birçok besinin hazırlanmasında yer aldığı için çocuk beslenmesinde önemli bir yeri vardır. Unlu besinler, yemeklerin içerisinde veya sütle veya yoğurtla zenginleştirilerek verilmeli, günde yaklaşık 4 porsiyon tüketilmelidir. Çocuklarda, genellikle kek, pasta ve bisküvi olarak tercih edilen unlu yiyeyecekler, iştahlarının kapanmaması için öğün öncesi tercih edilmemelidir. Özellikle kilo problemi olan çocuklarda ise bu tip yiyecekler yerine meyve tüketilmesi sağlanmalıdır.

Beyaz una göre kepekli un daha sağlıklıdır, çünkü buğdaydaki mineral, vitamin, enzim ve amino asitler kabuğundadır. Kepeğin atılması ile birlikte bütün vitamin, mineral, enzim ve aminoasitler de yok olur.

Kilo problemi ve şeker hastalığına yatkınlığı olan çocuklarda ise beyaz undan hazırlanmış gıdalar yerine kepekli un kullanarak hazırlanmış gıdalar tercih edildiğinde, besin değeri açısından daha fazla vitamin ve protein ayrıca bağırsaklar için önemli olan posayı da tüketmesi sağlanmış olur. Ancak fazla miktarda önerilen değer çocuklar için 12-15 gr /gün posa alınan posanın demir yetersizliğine neden olabileceği düşünülmeli ve kepekli ürünler çocukların menülerinde yetişkinler kadar sık tüketilmemelidir.

Yeni doğan çocuklarda ise karbonhidrat ihtiyacını karşılamak için pirinç ve buğday unu tercih edilmelidir. Bu tahıl unları, süt ve kurubaklagillerle karıştırılarak kullanılmalıdır. Bu grup besinlerin toplam enerjiye katkısı 4-6 ay arasında çok azdır. Çocuk büyüdükçe bu besinlerin miktarı artar.

Ayına uygun şekilde ek besinlere başlanıldığında buğday unuyla, çorba hazırlanıp (sebze çorba, acısız tarhana çorba vb...) verilebilir. İçerisinde vitamin, mineral ve protein bulunmayıp saf karbonhidrat olan nişasta ise yeni doğan çocuklarda nişastanın sindirimini sağlayan amilaz enziminin az olması nedeniyle kullanılmamalıdır.

TUZ
Sofra tuzunun asıl adı sodyum klorürdür. Tuz % 60 sodyum, % 40 klordan oluşur. Sodyum besinlerde doğal olarak bulunan bir mineraldir. Vücuttaki temel görevlerinden birisi sıvı dengesini korumaktır. Hücre içi ve dışındaki sıvıların hareketlerini kontrol eder, kan basıncını düzenler, sinir uyarılarını iletir ve kalp kası dahil tüm kasların gevşemesini sağlar. Vücuttaki sodyum düzeyini böbrekler ayarlar.

Toplumdaki bireylerin % 30’dan fazlası normal şartlarda vucutta depo edilmeyen sodyumu atma konusunda yetersizdir ve bu da çeşitli hastalıklara zemin oluşturur.

İyotlu tuz, iyot eklenmiş sofra tuzudur. İnsan vücudunun az miktarda iyota ihtiyacı vardır. Orta düzey iyotlu tuz tüketimiyle bu ihtiyaç kaşılanmış olur. Diyetimizdeki iyot, troid bezini düzenleyerek guatr hastalığının önlenmesine yardımcı olur.

Ek gıdalara başlanma döneminde çocuğun tuz ihtiyacı yoktur ve tuzsuz besinleri kolayca alabilir. Bir yaşından küçük bebekler tuz tadına kayıtsızdır. Bu yemeğe tuz katılmasının bebeğin daha iştahlı yemesini sağlamayacağı anlamına gelmektedir. Bu nedenle ilk bir yıl içinde bebeğin yiyeceklerine tuz katılmaması önerilir. Yemeklerdeki tuzlu & tuzsuz farkını bilmeyen bebeğe tuz tadını öğretmeken kaçınılmalıdır.

Çocukların böbrekleri yüksek miktarlarda sodyumla başa çıkamaz. Doğa da bu sebepten dolayı anne sütünü çok düşük bir sodyum oranıyla yaratmıştır. İnek sütündeki bardak başına 120 miligrama kıyasla anne sütünde sadece 5 miligram sodyum bulunmaktadır.

Sebzelerde, meyvelerde, ette, sütte bebeğin günlük ihtiyacını karşılayabilecek miktarda tuz bulunur. Süt çocukluğundaki ve çocukluk çağındaki hatalı beslenme hipertansiyon, obesite, besin allerjisi ve atheroskleroz (damar sertliği) gibi erişkin döneminin bazı kronik hastalıklarına neden olabilir.

Bu dönemde tuzlu besin alan çocukların hayatlarının ileri dönemlerinde de aşırı miktarda tuzlu besin tükettikleri bulunmuştur. Yemekleri lezzetlendirmek için tuz yerine baharatlar, limon, nar ekşisi, susam, taze nane, maydanoz, fesleğen gibi çeşitli otlar kullanılmalıdır.

Sodyum (Na) insan için elzem bir elektrolit olmasına rağmen günlük besinler ile alınan sodyum genellikle önerilen miktarın üzerindedir. % 40 oranında sodyum içeren sofra tuzları besinlere işlenme esnasında eklendiğinden , günlük sodyum tüketimi artar. Önerilen sodyum değeri 1000 mg/1000 kkal düzeyindedir ve bu değer sağlıklı bireylerde 2300 mg/gün’ün üzerine çıkmamalıdır. 1/8 tatlı kaşığı tuz yemeğimize 200 mg sodyum ekler.

Konserve edilmiş her çeşit sebze, balık, salça, ketçap vb üründe çok yüksek oranda tuz bulunur ve çocuklar tarafından tüketilmemelidir.

Yemekleri ya da çocuğunuza hazırladığınız püreleri siz tuzsuz sevmediğiniz için ve üzerine tuz eklemediğinizde çocuğunuzun da hoşuna gitmeyeceğini ve yemeyeceğini düşünmeyin. Hayatı boyunca sahip olacağı doğal bir yiyecek lezzeti geliştirmek için çocuğunuza yiyecekleri tuzsuz tatması için bir şans verin.

ŞEKER
Karbonhidratlar, okul öncesi çocukların beslenmesinde enerji sağlamada öncelik taşırlar. Ancak enerjiyi yalnızca şekerli gıdalardan almak akıllıca değildir. Şeker, reçel, hazır meyve suları, şekerli pastane mamulleri, baklava, çikolata vb. gıdalarda çok az protein, vitamin ve mineral vardır.

Yani kalori dışında besin değerleri yoktur . Bu nedenle sık sık verilmemesi gereken yiyeceklerdir. Alınan fazla şeker bir süre sonra vücutta yorgunluk ve uyku verir. Öğünler arasında çocuğa şekerleme vermek iştahı azaltarak yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürüklerinin de önde gelen nedenini oluşturur. İhtiyaçtan fazla şeker kullanımının damar sertliğini geliştirdiği, şeker hastalığına neden olduğu ve bunlara bağlı hastalık risklerini de katlayarak arttırdığı klinik olarak bilinmektedir.

Karbonhidratlara göz attığımızda genelde iki gruba ayılır. Basit karbonhidratlar ve kompleksler karbonhidratlar. Basit karbonhidratlar zengin yiyecekler; çay şekeri , akide şekeri meyve şekerleme ve pelteleri, karamela, lokum, marmelat, reçel, bal, pekmez, çikolata, tahin helva , kuru sebze, meyve ve pestiller. Kompleksler ise ekmek, bisküvi, kek, pasta pirinç, makarna , bulgur, buğday, irmik, şehriye, tarhana, arpa, yulaf, mısır, patates, kestane, barbunya, bezelye, börülce, iç bakla, kuru fasulye, nohut, mercimektir.Çocuk beslenmesinde basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratları tercih etmek daha doğru olur.

Bal, meyve şekeri, pekmez ise ayrıca demir içerdiklerinden şekerden daha değerlidir. (Bal allerjen olabileceği düşünülerek 1 yaşına kadar verilmemelidir. )Tam tahıl ekmek türleri, yulaf ezmesi, irmik, patates, baklagiller ve meyveler karbonhidrat açısından zengin, çok değerli besin maddeleridir. Bu besin maddeleriyle öncelikle B1, B grubu ve C vitaminleri ihtiyacı karşılanmaktadır.

Yine bu besin maddeleri, albümin, kalsiyum, fosfor, demir gibi önemli maddelerin yanı sıra, normal bir bağırsak işlevinin sürdürülebilmesi için gerekli olan posaları içerirler.

Meyveler de şeker kaynağıdır. Reçel ve meyve konservelerinin besin değeri, içerdiği maddelerden (sakkaroz, früktoz, glikoz) kaynaklanır. Basit şeker, en ucuz enerji verici besin maddelerinden biridir. İki tatlı kaşığı tozşeker ya da iki kesmeşeker (10 gr) yaklaşık 40 kalori sağlar; bu da 50 gr patatesin sağladığı enerjiye karşılık gelir.

Başka deyişle, basit şekerler, patatesten beş misli fazla enerji verir. Öte yandan 100 gram bal yiyecek olursanız alacağınız enerji değeri 280 kalori civarında olacaktır. 100 gram marmelatta ise 260 kaloriye karşılık gelecek enerji vardır.

Pasta, şeker, bal, marmelat, şekerlemeler, çikolata, dondurma, meyve suları vb tatlılar, vitaminler ve önemli besin maddeleri açısından değer taşımazlar, ayrıca bağırsaklar için çok önemli olan posaları da içermezler. Tatlı yerine genelde meyve veya evde yapılan tatlılar (örneğin aşure, kuru üzüm, havuç, ceviz gibi yemişler katılarak yapılmış kurabiyeler, kekler, sütlü tatlılar gibi.) tercih edilmelidir.

Evde tatlı pişirirken şeker yerine incir, üzüm, kayısı, dut gibi meyve kuruları, konsantre meyve suları, pekmez, tahin ve bal kullanılabilir. Bu tatlılar zenginleşerek artık şekerin yanında bir miktar protein, nişasta, vitamin ve lif içerir hale gelirler.

 ÖZEL TOBB ETÜ HASTANESİ

2007-01-22
Bu yazı 1478 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin