Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Tüp Bebek Tedavisinde Psikolojik Destek

Evlendikten bir süre sonra eşlerin ve toplumun beklentileri çocuk olması yönündedir. Bu sürecin uzaması, toplumun baskısı ile birleşince eşler
strese girer. Yaşanan stresin üzerine bir de doğal yollarla çocuk sahibi olamayacağını öğrenen çiftlerde öncelikle bir ‘kriz dönemi’ yaşanır.

Krizin ilk tepkisi şok ve inanamamadır. Eşler durumu kabullenmekte zorluk çekerler ve birbirleri ile konuşmaktan kaçınırlar. Doktorun söylediğini
kabul etmeyip, başka doktorlara giderler. Bir süre sonra da şokun yerini ‘tepki dönemi’ alır. Her ay sonunda gebe kalmadığını görmek hayal
kırıklığını artırır. Böyle bir olayı kabullenmek istemezler ve başka şeyleri bahane ederler. Bu dönemin sonucunda çiftler artık doğal olarak
çocuk sahibi olamayacaklarını kabul eder ve tedavi yollarını araştırır. Ancak endişeler ve kaygılar artar. Sorun hangi eşte ise, o eş kendini yetersiz, ezik ve suçlu hissettiği için her an terk edileceği ya da sevilmeyeceği endişesi yaşar. Evlilik ilişkisini tehdit eden bir olay olarak değerlendirir. Geçmişte yaşadığı şeylerin sonucunda bir cezalandırma olarak algılar, kendini ya da başkalarını suçlamaya yönelir ve giderek öfkesi artar.

Tedavinin başlaması ile her iki eşte bedenlerine ve ilişkilerine dışarıdan bir müdahalenin olmasını kabullenmekte zorlanırlar. Birkaç olumsuz girişimde güven duygusunun zedelenmesine yol açar. Gebe kalan arkadaşlarını gördükçe ya da haberlerini aldıkça kendilerini kusurlu bulmaya başlarlar, iyice içe kapanır ve çevrelerinden uzaklaşırlar. Hatta bir süre sonra da eşler birbirinden de uzaklaşmaya ve iyice kendilerini yalnız hissetmeye başlarlar. Olumsuzlukla sonuçlanan girişimler arttıkça umutsuzluk ve yaşanmaya başlar. Kendini yetersiz hisseden taraf, diğer tarafı da anne ya da baba olma duygusundan mahrum bıraktığını düşünerek depresif bir durum yaşar. Eşinden ayrılmayı düşünür ve bunu dillendirir. Kendini bitkin ve yorgun hisseder.

Bazı çiftlerde gerçekten bu tür çabaların sonucunda yaşanan duygusal travmalar boşanma ile sonuçlanabilir. Bazı çiftler denemelere uzun süre daha devam edebilir, bir kısmı da artık denemekten vazgeçebilir.

Tedavi öncesi, süreci ve sonrasında hayal kırıklıkları, suçluluk, yetersizlik, başkalarına özenme, umutsuzluk, çaresizlik ve kızgınlık duyguları yaşanır. Bu zorlu süreçte eşlerin birbirlerine yaklaşımları, diğer aile bireylerinin tutumları önemli bir rol oynar. Çoğu zaman sorunun olduğu eş karşı taraftan böyle bir tutum olmasa da kendini suçlu hissederken, kimi zamanda sağlıklı olan eş sorunlu olan tarafı suçlamaya yönelir. Hatta geçmişte işledikleri bir günah sebebiyle Tanrı’nın
kendilerini cezalandırdığı düşüncesine sahip olurlar. Eşler arasında iletişim bozulur, duygularını ve düşüncelerini paylaşamaz hale gelirler ve karşılıklı alınganlıklar ve hassasiyetler oluşur.

Daha agresif davranışlar gösteriyorlar. Cinsel yaşamda da sorunlar yaşanır. Cinsel ilişki öncesinden planlar yapmak ve bir amaç için bir araya gelmek işin büyüsünü bozar ve eşlerin bunu bir görev gibi algılamasına sebep olur.

Kimi zaman bir arkadaşının ya da yakınının hamile kalmasına karşı aşırı öfke duyup, o kişilerle ya da çocukları olan kişilerle bir araya gelmemeyi tercih ediyorlar.

Tüp bebek tedavisinde psikolojik destek çok önemlidir. Tüp bebek tedavisinde yaşanan süreç zordur ve sabır gerektirir. Daha önce anlatılan
sorunların ve sıkıntıların asgari düzeyde yaşanması içinde mutlaka psikolojik destek gereklidir. Tüp bebek merkezlerinde psikolog bulundurulmalıdır.

Ayrıca stresin yoğun bir şekilde yaşanması da tedaviyi olumsuz yönde etkilemektedir. Olumsuz sonuçlanan tedavi kaygı ve endişeleri artırmakta,
endişe ve kaygının artışı da tedavinin olumsuz sonuçlanmasına sebep olmaktadır. Tedavi süresince eşlerin tedaviye birlikte gitmeleri yalnız
olmadığını hissettirir ve ilişkiyi de olumlu etkiler.

Eşlerin birlikte karar verdiği ve yola çıktığı bu olayda tedavinin ilk dönemlerinden itibaren psikolojik destek almaları ilişkilerini düzenleyecek ve üzerlerindeki yükü azaltacaktır. Tüp bebek tedavisinde her bireyin farklı desteğe ihtiyacı vardır. Uzmanın hastanın kişilik özelliklerine göre bir tedavi planı uygulaması gerekir. Duygular yoğun yaşanır. Kaygı ve endişeler eşlerin birbirlerine yaklaşımlarını, beklentilerini olumsuz yönde etkiler. Bir yandan her tedavi başlangıcında
umutlanırken, bir yandan da olamayacağı endişesi kişi de ikilemler yaratır.

Eşler birbirini etkilememek için duygularını paylaşmaktan kaçınır ve bu da birbirlerinden uzaklaşmalarına ve yabancılaşmalarına neden olur.
Bu yaşanan olayda olumsuz düşünce ve bunların yarattığı duygularla baş edebilmek için psikolojik destek yararlı olacaktır. Psikolojik destek
eşlerin birbirini daha iyi anlamasına, dinlemesine ve birbirine destek olmasına olanak sağlayacaktır. Kendi duygularının ve eşlerinin duygularının farkında olmaları artacak ve baş etme becerileri geliştirebileceklerdir. Birbirini dinleyen, anlamaya çalışan kısaca birbirine destek olan eş bu dönemi daha rahatlıkla atlatacaktır.

Uzman Psikolog Füsun BUDAK

2011-08-31
Bu yazı 1595 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin