Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Teyze Domatesi

Çiçek ve bitki bakımı konusunda hiç iyi olmamama rağmen son birkaç seneden beri evi durmadan onlarla dolduruyorum. Eskiye nazaran ilerleme kaydettiğimi söyleyebilirim, hatta daha sağlıklı yaşasınlar diye internette araştırma bile yapıyorum. Ama ben toprağa elini değdirince mucizeler yaratanlardan biri değilim...

Eskiden bir ortama girince bana hiçbir şey söylemeyen, çok da bir şey ifade etmeyen bitkileri şimdi çok seviyorum. Oğlumun büyüdüğü evde canlı, sağlıklı, büyüklü, küçüklü çeşitlerin olması hoşuma gidiyor. Metal değil ahşap mobilyalarla donanmış; soğuk değil ama sıcak renklere bürünmüş bir ortamı yuva havasına daha da sokmak için bitkilerin harika bir dokunuş olduklarını düşünüyorum... Artık evim Amazonlar kadar yeşil olabilir, hiç mahsuru yok...

Biliyorum, yeşile, bitkiye, çiçeğe, böceğe olan bu meyil biraz da yaş almakla ilgili bir şey. Farkındayım! Hayata daha dingin anlamlar yükleme zamanı 40larda başlıyor...

Bu yaşlarda benim gibi beceriksizler evi saksılarla doldura dursun, daha azimli ve tabi toprak sahibi olanlar ekim dikim işine ilgi duymaya başlıyorlar. Bahçelerini rengarenk çiçeklerle donatıp;  aaa açtı, aaa kapadı heyecanını yaşadıktan sonra sahneye  sebze ve meyveler çıkıyor.  Bahçeleri avuç içi kadar bile olsa minyatür bir sera, ya da bostan yaratmak için çabalıyorlar.

Kazma ve işleme yaparken pek bakımlı tırnaklarının arasında biriken toprak; sulanıp çamur olunca kollarına, bacaklarına ve suratlarına bulaşıyor.   Umursamıyorlar, toprak sağlıklı bir hastalık olup onları içten bir yerden yakalamış oluyor çünkü. Heyecanla ekip, merakla beklemek geliyor sonra... Toprak şüphesiz iyi davranıyor ona dokunan insana.

Bu yüzden tohumlardan olan filizleri görmek uzun sürmüyor. Filizler de hızla büyüyor, her sabah sanki farklı bir hediye sunmaya başlıyorlar. Tam da o sıralarda kişiler toprağın çok az beklenti ile çok fazla şey sunabilen en dinamik yapı olduğunu fark ediyorlar. Kara yığının içinde fiziksel, kimyasal ve biyolojik mucizeler gerçekleştiğini anlıyorlar. Toprak sabır ve tevekkül sahibi olmanın anlamını emeği berekete döndürerek çok güzel anlatıyor onlara.

Bu aşamada toprağın aslı, anlamı beyinlere ve kalplere de ulaşıyor. Sinsi bir mutluluk hissi ile ruhlar yıkanıp tertemiz oluyor. Çıkarcı ve sevgisiz insanların çok aşağılara çektiği enerjiler toprağın terapisi ile tekrar yükselmeye başlıyor...

Peki bu huzuru yaşamak için neden hep geç kalınıyor?

Ayakları çayıra, çimene dolanarak büyümüş, plastik oyuncaklar yerine çomaklarla, börtü böceklerle oynamış, ciğerlerini çok küçüklüklerinden itibaren temiz hava ile doldurabilmiş bazı şanslı kişiler çok da büyümeden (!) toprakla arkadaş olmaya, onu üretken kılmaya, onunla huzur bulmaya vakıf olabiliyorlar. Doğaya geç kalmıyorlar...

Doğaya biraz rötarlı merhaba diyenlerden olan , ama azimle toprak ve bitkiler konusunda çalışan, okuyan, araştıran ve artık ürettiklerini tüketmeye başlayan ablam geçenlerde Kaan’a çok ama çok anlamlı bir hediye gönderdi. Aslında hediyeler demeliyim. İki kocaman saksıda boyu 2 metreye yaklaşan domates bitkileri ve bahçesinden topladığı bir sürü diğer sebze...

 Kaan saksıları görünce bayıldı. Teyzesine telefonda teşekkür etmek yerine neden 5 değil de sadece 2 saksı gönderdiğini sordu ☺ Bu Kaan’ca “ben bu hediyeleri çok sevdim” demekti.

Onları gerektiğinde sulamaya, zamanı geldiğinde toplamaya, kahvaltıda da düzenli yemeğe başladı. Balkon veya terasta sebze yetiştirip yetiştiremeyeceğimizi sorarak beni de heveslendirdi sıpa. 

Salonum amazon, balkonum bostan havasına girince, hele oğlum dalında koparıp hormonsuz, katkısız domates yiyince keyfim kanatlandı. Ona koklayarak yemek yemenin önemini anlattım, tazeliğin kokusunu tanıttım... Zarif ve düşünceli ablam, harika teyzeye kalpten bir öpücük yolladım.

Oğlanın doğaya bizler gibi geç kalmaması için; projelerimizin tez zamanda gerçek olmasını bir kere daha diledim. Tüm çocukların mümkün mertebe doğanın koynunda, toprakla arkadaş olarak boy atmasını istedim... Çocuğumla başbaşa dilediğim zaman kaçacak bir doğa parçasını kuvvetle hayal ettim. 

Bunların hepsi iki saksı domates bitkisi sayesinde oldu...

Bizimki gibi her eve lazım bir teyze bulmak zor ama tavsiye ederim şu saksıda domateslerden sizde edinin; edinin ki minik eller minik domatesler toplasın...

 Twitter

2011-09-06
Bu yazı 1534 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin