Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Tembel Suflesi ve Homemade Pizza

Hani bazen verilen tarifteki her şeyi harfi harfine uygulasanız bile sonuçtan memnun kalmadığınız zamanlar olur ya, işte benim de çikolatalı sufle denemelerim hep başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Zaten genel olarak tatlı yapımına özel bir ilgi duymam, ama sufleyi çok severim. Haliyle de yapmayı öğrenme isteği ile dolu olduğum zamanlar oldu. Ama yok, suflelerim ya pıs diye söndü, ya da hiç kabaramadı.

Çikolatalıdan ümidi kesince bugün muzlusunu yapmaya karar verdim, hem de hiçbir tarife bağlı kalmadan, sadece hatırladıklarımla… Oğlum bu fikirden hiç hoşlanmadı. Muzlu sevmezmiş, daha önce nerede yediyse??? Kafaya taktığını yapmadan rahat edemeyen biri olduğum için, çikolatalısını bir daha deneme sözünü verip muzlu suflemi yapmaya giriştim.

Bir adet anamur muzunu küçük küçük doğradıktan sonra üzerine biraz limon suyu sıkıp çatalla iyice ezdim. Bir yemek kaşığı pudra şekeri, bir tatlı kaşığı labne, bir yumurta sarısı ve az biraz vanilya ekleyip karıştırdım. Diğer tarafta da yumurta akını kar gibi olana kadar çırpıp muzlu karışıma çok nazik bir şekilde yedirdim. Son dakikada içine damla çikolatalardan da bir dolu tatlı kaşığı eklemeyi ihmal etmedim. Tek sunumluk cam kaselere bir parmak boşluk bırakaraktan paylaştırdım ve ılımış 150 derecelik fırında yarım saat kadar pişirdim.

Güzel kabardı, yumuşacık, çocukların tam severek kaşıklayacağı kıvamda bir tatlı oldu. Ama ben beğenmedim. Muz bana bir acayip koktu. Tanımlayamıyorum, sadece sevmedim. Tattırmak için Kaan’a getirdiğimde bilgisayarda oyun oynuyordu. Muzlu olduğunu bildiği halde heyecanla tattı. Başparmağını havaya kaldırıp onay işaretini verdi ama bir kaşık daha almak istemedi. Oyun tabiki muzlu sufle denemesi yapmaktan daha eğlenceliydi, parmak işareti de sadece beni mutlu etmek için yapıldı biliyorum. Eh demek ki sufle bundan sonra muzlu falan yapılmayacaktı.

Internette sufle tarifi arama modunda hiç değildim. Üstüne de kafama taktığımı layığıyla yapamamış olmamın verdiği hararetle tekrar mutfağa yöneldim. İki dakika kafamı topladıktan sonra şokella kavanozunu elime aldım. Kocaman ve çok dolu bir yemek kaşığı şokellaya bu sefer labne yerine Trakya Çiftliğinin yeni çıkardığı çok başarılı Ricotta peynirinden kattım. (Niye peynir katıyorsun diye hiç sormayın. Bu ara yumuşak peynirli tarif denemelerinden çok iyi sonuçlar alıyorum. Sufleyi suflelikten çıkarma riski bile olsa peynir kullanma saplantıma yenik düştüm işte. ) Miktar yine bir tatlı kaşığı. Bu karışımı yarım kahve fincanı sütle incelttim. Yumurta sarısı ve vanilyayı da ekleyip, yumurta akını aynı özenle, yavaş hareketlerle kabartma görevini yapması için “tembel suflesine” yedirdim.

Hadiii yine fırına. Bu sefer sonuç daha başarılıydı. Küçük adam çok sevindi, beğenerek de yedi. Ben de uydurma da olsa sufle yapmaya doydum. Bir müddet uğraşmam artık.

Geçen hafta da pizza maceramız vardı. Anlayamadığım bir sebepten dolayı Kaan pizzayı benim yapmamı istedi. Akan sular tabi ki durdu.

1,5 bardak ılık suyun içinde yarım küp yaş mayayı erittim. 2 yemek kaşığı zeytinyağı, 2 çay kaşığı tuz ve 1 çay kaşığı toz şekeri ekleyip güzelcene karıştırdım. Yaklaşık 3,5 su bardağı unu yavaş yavaş eklerek yoğurdum ve mayalanmaya bıraktım. Hamur iki saatten biraz daha fazla bir süre dinlenirken gidip gelip hamuru yumruklar gibi ezdim. Şişen hamurun içinden hava kabarcıklarını pizza hamuru yapımında mutlaka almak gerekiyormuş çünkü. İki saatlik bu sürede biraz soğan eklenmiş bol domates rendesini zeytinyağında sos yaptım. Salçayla aram yok ama pizza sosu koyu olur diye az biraz salça da kattım.

Hamurum çok güzel oldu olmasına da ona yuvarlak bir şekil ve ne ince ne kalın halini verene kadar çok debelendim. Bu aşamada fırın tepsisine serpiştirdiğim unun çok faydasını gördüm ama yine de zordu. Kenarlarını önce parmakla sonra da kaşığın tersiyle yükseltip, ortasını az yağladığım elimle bastırdıktan sonra üzerine sosunu gezdirdim. Bol peynir rendesi ve şarküteri gıcığıma rağmen de ince kestiğim sosisleri yayıp, önceden 200 dereceye getirdiğim kızgın fırında 10-15 dakika kadar pişirdim. Süper oldu!

Pizzayı sen yap diye tepinen oğlumun yediği iki dilimdi, ama yanında bir koca bardak ayranı da bitirince hiç ses vermedim. Gerçekten evde yapılan her şey daha başka oluyor.

Umarım hepiniz güzel bir hafta geçirirsiniz.

2008-05-25
Bu yazı 1126 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin