Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Tembel İçli Köftesi

Türkiye’de geçen gençlik yıllarımdan bana kalan en büyük hatıralarımdan bir tanesi, okuldan eve geldiğimde kapının annemin yardımcısı Emine Teyze tarafından açılmasıydı. Aslen Hatay’lı olan ama Adana’da yaşamış, bir pastanede calışmış Emine Teyze’nin evde olması demek, gelir gelmez karnımı poğaça, gözleme, su böregi, açma gibi bilimum hamur işleri ile tıka basa doyurup, akşama annemin önüme koyacağını bildiğim sebze yemeğinden kurtulmam demekti benim için.

“Emine teyze ne yiyeceğim ben şimdi?”

“Bilmem kızım, ne istersin?”

“Gözleme!”

“Bak akşama annen etli taze fasülye yaptı, karnını şimdi gözleme ile doyuracaksın ondan sonra yemek yiyemeyince Tanju abla bana kızacak”

“Ayyy Emine teyze ben sana gozleme diyorum sen bana fasulyeden bahsediyorsun. Tamam söz yiyecegim anneminde yemeginden. Gozleme peynirli olacak dimi?”

Aksam yemeği sofrasındaki manzarayı bütün anneler gayet rahat tahmin edebilirler tabi;

“Kizim yemegi eşeleyip durma, yesene”

“Canim istemiyor, ben tokum”

“Okuldan geldiginde yedin dimi? Yine ne yaptirdin Emine hanima?”

“ Peynirli gözleme, ama çooook guzeldi anne”

“Şu kadincagiz da sana hic dayanamiyor? Kizim içine hep hamur hep hamur giderse büyüyemezsin. Sebze yemen gerekiyor……” diye uzayıp giden bir nasihatlar zincirini dinledikden sonra ağzıma fasülyeden bir lokma koymadan sofradan kalkar giderdim.

Bunu takip eden yıllar içinde yavaş yavaş da olsa mutfağa olan merakım basladi. Okul dönüşü eve gelince Emine teyze ile beraber hamur yoğurmaya, onun hamur açmasını seyredip ögrenmeye, börek yapılacaksa içini hazırlamaya baslamıştım. Bu yeni keşfettiğim hevesimi sezen Emine teyzede yavaş yavaş “hadi bakalım bugünde bunu yapalım” şemsiyesi altında çaktirmadan bana yeni lezzetler sunmaya, tattırmaya başladi.

İlk defa mercimekli köfte yoğururken, “bir bak bakalım tuzu nasil olmuş?” diye sordu, “iiii Emine teyze ben onu ağzıma sürmem ki”, “eee o zaman nasıl anlayacagiz tadi tuzu yerinde mi diye, hem herhangi bir yemegi sen tadına bakmadan misafirine ikram etmen son derece yanlıştır, ya kullandığın malzeme bozuksa veya bir şeyini eksik koyduysan? Hem ben senin beğenmeyecegin bir şeyi yedirir miyim hiç, hadi bir bak bakalım tadina” diye telkin edip durdu.

Esasında yemek istemeyen her cocuğun yaptığı gibi dilimi köftenin ucuna değdirdim, doğal olarak bir şey anlamadım! Ufacık bir ısırık aldım. Vallahi tadı enfesdi. Hiç öyle nefret ettiğim mercimek çorbasinin tadı gelmiyordu, annemin önüme koyup durduğu, içine binbir sebze rendelenmiş, üzerine de yoğurt konmuş olduğu için anlamayacağımı umduğu bulgur pilavina da benzemiyordu. Bambaşka, inanilmaz leziz bir taddi.

Emine teyze ile beraber, “yemek yapmayı öğreniyor” bahanesi altında yavaş yavaş yıllardır sürdürdüğüm geleneksel köfte, patates, pilav, makarna dörtlüsünün dışına çıkmaya başladım. Börekler ıspanaklı olunca da yenilebiliyormuş, hem yanına yoğurt konunca daha da bir leziz oluyormuş. Yeşil mercimek çorbasının içine soğan rendelenip (ki annem dörde kesip koyardı, o soğan dağılır, onları ayıklayacağım derken de akla karayı seçerdim) içine birazcık kıyma, biber salçası, erişte ve nar ekşisi konunca bir muhteşem oluyormus.

Cevizi öyle kendi başına yemek zorunda değilmişim, ekmek içi, salça, kimyon, limon, sarımsak ve çekilmis ceviz karıştırarak muammara halinde de yenilebiliniyormuş. Bunun gibi binbir çesit yemekle tanıştırdı beni Emine teyze o yıllar içinde. Ama sanırım kendisinin yaptiğı İçli Köftelerin her zaman için bende bambaşka bir yeri olacak.

“Emine teyze akşama İçli Köfte yapalim mi?”

“Malzemelerimiz varsa yapariz tabi”

İçli Köftenin içini hazırlamak benim işimdi, dışı ise Emine teyzeye aitti. Kaç defa seyrettiysem de, kaç defa gösterdiyse de bir türlü delmeden, dağıtmadan köfte şeklini verememişimdir.

“Ya ben bunu hiçbir zaman yapıp yiyemeyecek miyim?” diye hayıflandığımda ise

“Sende tembel usulü İçli Köfte yaparsın” der beni telkin ederdi.

Geçen hafta bir arkadaşım Bilkent’de bir seminere katılmak üzere Ankara’ya gitti. Gittiğinde de bazı arkadaşları onu meşhur Tavacı Recep Usta’ya götürmüşler. Ankara’ya yaptığım en son ziyaretimde kaç defa yemek yediğimi unuttuğum lokantada yediği yiyecekleri anlatırken söz döndü dolandı ve İçli Köfteye geldi. Kendisi ballandıra ballandıra anlatırken benim gözümün önünden İçli Köfteler uçuşmaya başladı ve derhal hafta sonuna yapacağım yemeklerin listesine aldim.

Emine teyzenin tarifindeki tüm malzemeler temin edildi ve Pazar akşamüzeri tembel usulü içli köftemi yaptım. Sonuç; eşim bayıldı (niye daha evvel yapmadığıma hayıflanıp durdu), kızım yanına kuru nane serpiştirilmiş yoğurda buluyarak koca bir dilimi yedi, oğlum ise “yummy special köfte” diye 4-5 kaşık yedi. Anlayacaginiz herkez mutlu mesud kalktı sofradan.

Tembel Usulü İçli Köfte (tarif Emine Teyze’ye ait)

Köfte içi

500gr kıyma (yağlı olunca daha güzel oluyor)

¾ bardak çekilmiş ceviz

1 büyük soğan incecik doğranmış

Tuz, karabiber, kimyon, kırmızı biber, azıcık biber salçası

Yarım demet kıyılmış maydanoz

1 yemek kaşığı nar ekşisi

Köfte dışı

1.5 bardak ince bulgur

½ bardak irmik

2 adet haşlanmış rendelenmis patates

1 yumurta

Tuz, karabiber, kimyon ve biber salcasi

Ekstra

¾ bardak zeytinyağı

Bulgur, irmik, tuz, karabiber, kimyon ve irmik derince bir kaba konup karıştırılır. Üzerine çıkacak kadar sıcak su konup 15 dakika kadar bekletilir. Bu arada kıyma, soğan, ceviz, tuz, karabiber, kimyon, kırmızı biber, salça kavrulur ve kenara alınır. Bulgurlu karışımın içine patatesler, yumurta ve biber salçası konup yoğurmaya başlanır.

Bulgurlu harç ikiye ayrilir. Dikdörtgen büyük borcama dibini kaplayacak kadar zeytinyağı dökülür (merak etmeyin bulgur hepsini çekiyor) ve üzerine bulgurlu harcın birinci yarısı döşenir. Kıymalı harcın içine maydanoz ve nar ekşisi eklenip, karıştırılır ve bulgurlu harcın üzerine döşenir. Geri kalan bulgurlu harç, kıymalı harcın üzerine yamalama usulu (bu esnada biraz su yardimci olabilir) döşenir ve geri kalan zeytinyagi en üste dökülür.

200oC’lik firinda yaklasik 40-45 dakika, kizarana kadar pisirilir.

Not: Nar eksisini cok sevdigimden ben firindan çıkınca üzerine biraz daha döküp yedim.

2009-06-02
Bu yazı 1787 kere okunmuştur.

NazlimNazlim

Bu, harika bir tarif! Çok değerli, çünkü çalışkan usulü olanının :^) dış kısmını yapabileceğimi hiç bir zaman aklım kesmemiştir, o ayrı bir el melekesi sanki bilmem ki. Harika bir tarif, böyle güzel bir versiyonu olduğunu hiç bilmiyordum, benim oğlan çok sever ve her dışarıdan alışımda kendime kızıyordum yapamıyorum yapamıyorum diye. Yarın heeeemen yapıyorum, teşekkürler Aslı. Emine Teyze ne tatlı bir figürmüş. Seni sevmiş ve içinden gelmiş belli ki. Ne güzel. Büyürken ne çok değişik kaynaktan besleniyoruz, teyzeler hele.

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin