Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Tehlikeli Diyetler

Bu yazı anneler için...
Her gün kitle iletişim araçlarında onlarca “mucize diyet” ile karşılaşılmakta. “İsveç Diyeti, Bridget Jones Diyeti, Hollywood Diyeti, Manken Diyeti, Lahana Çorbası Diyeti, Burçlara Göre Diyet, Kan Grubu Diyeti, Amerikan Kalp Vakfı Diyeti, Ayırma Diyeti, Son Şans Diyeti” ve daha yüzlerce değişik isimli veya isimsiz diyet. Peki bu kadar çok diyet listesi ortalarda dolaşırken neden hala insanların kilo problemi var? Çünkü bu tip diyetlerin çoğu başlangıçta hızlı kilo kaybı sağlasa da, kısa bir süre sonra bu kilolar fazlasıyla geri alınmaktadır. Bu tip diyetler sağlığa zarar vermenin ve metabolizmanın bozulmasını sağlayarak ömrü kısaltmanın yanı sıra, kişinin “ben bu işi başaramıyorum” diyerek umutsuzluğa kapılmasına neden olmaktadır. Zaten yaşam tarzı haline getirilemeyen hiçbir yönteme başlamamak gerekir.

Genel ilkeleri benzer olmakla birlikte diyet mutlaka “kişiye özel” olarak hazırlanmalıdır. Çünkü herkesin metabolizması birbirinden farklılık gösterir, tıpkı parmak izi gibi. Multifaktöriyel bir hastalık olan şişmanlığın tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekir. Dahiliye uzmanı veya endokrinolog, diyetisyen, fizyoterapist ve psikolog ile ekip halinde tedavi edilmesi durumunda daha sağlıklı sonuçlar alınabilir. Günümüzde birçok kronik hastalığın temel nedenini oluşturan şişmanlığın tedavisinde diyetisyen en yetkili ve etkin meslek mensubudur. Sağlık ekibinin temel direği olan hekim hastanın gerekli muayenesini yapar, tahlillerini yaptırır ve diyetisyen, kişinin özelliklerine uygun beslenme modelleriyle normal ağırlığa iniş sürecini başlatır. Diyetisyenler aldıkları eğitimin gereği olarak beslenme programını kişiye göre ayarlayabilen, aynı zamanda zayıflama diyetlerini yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı sağlayabilecek şekilde düzenleyebilen kişilerdir.

Zayıflama programlarının, kişinin (yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi, beslenme alışkanlıkları vb.) özelliklerine göre enerji ve besin öğesi içermesi; yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilmesi ve yavaş ağırlık kaybı ile bireyin yeni beslenme programını yaşam tarzı haline getirmesini sağlayabilmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki; ayda 6 kg üzerinde ağırlık kaybı metabolik olarak başka sağlık problemlerine zemin hazırlamaktadır. Sabırlı olmak şart. Kişi, seneler içerisinde aldığı kiloları birkaç haftada vermeye çalışmamalı. Bu uğurda aç karına greyfurt veya limon suyu içmenin, kabak çekirdeği yemenin, sürekli maden suyu içmenin, yosun tabletlerinden, kekik sularından ve form çaylarından medet ummanın hiçbir bilimsel dayanağı olmadığı gibi; faydadan çok zarar verdiği aşikardır.

Ağırlık kaybının geçmişine bakıldığında; midede hacim oluşturan posa tabletlerinin sindirim sisteminde tıkanmalara, kafein ve amfetaminlerin bağımlılığa, çok düşük kalorili diyetlerin ve sindirim sistemine yapılan cerrahi müdahalelerin besin öğesi yetersizliklerine, protein diyetlerinin böbrek ve kalp problemlerine, kalp yetmezliği sonucu ölümlere neden olduğu görülmektedir.

BAZI HATALI DİYETLERİN İÇERİĞİ

Biyokimyasal Mönü

Sabah: 1/2 adet greyfurt, 1 adet yumurta, 2 dilim salam
Öğle: 1/2 adet greyfurt, ızgara et (doyacak kadar), salata (zeytinyağlı ve limonlu)
Akşam: 1/2 adet greyfurt, ızgara et (doyacak kadar), haşlama sebze (tereyağlı)
Gece: 2 adet domates ya da 1 bardak domates suyu

Ayırma Diyeti

Sabah: 1/2 kilo meyve
Öğle: 1 kilo meyve
Akşam: Sınırsız ızgara et (tavuk, balık, köfte), sınırsız çay, kahve, ıhlamur, su, soda, diyet kola
Not: Akşam yemeklerinde yağsız, limonsuz ve sirkesiz salata yenebilir.
Not: İki öğün arası en az 5 saat olmalıdır.

Her iki mönüde de sitrik asit içeren greyfurt, domates ve diğer meyveler ağırlıkta bulunuyor. Sitrik asidin krebs halkasını hızlandırarak katabolizmayı artırdığı savunulmaktadır. Mönülerin enerjileri düşük olduğu için kısa süre uygulama ile ağırlık kaybı sağlanabilir. Ancak yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmadığı için ağırlık kayıpları kalıcı olmamaktadır.

Kan Grubu Diyeti

Kişilerin kan gruplarına göre yemeleri ve yememeleri gereken besinler belirlenmiş ve kan gruplarına göre mönüler oluşturulmuştur. Mesela “0” kan grubundaki kişilere süt ve türevleri, “A” kan grubundaki bireylere et ve türevleri önerilmemektedir. Sizce bu durum yetersiz ve dengesiz beslenmeye yol açmaz mı?

Karbonhidrat Diyeti

Besinler içerdikleri karbonhidrat değerine göre puanlandırmaktadır. Günde 60 gr karbonhidrat önermektedir. Aynı zamanda ketojeniktir. Enerji ağırlıklı olarak proteinlerden sağlanır. Proteinlerin termik etkisi yüksek olduğu için enerji harcaması artar. Proteinden zengin öğünden sonraki öğünde besin alımı azalır (tokluk hissi). Karbonhidratı çok sınırlı ve proteini çok yüksek olan mönülerde çeşitli sağlık risklerine neden olabilir. Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmadığından ağırlık kaybı da kalıcı olmamaktadır.

Formüla Diyetler ve Ticari Diyet Programları

Sıvı veya toz formda ya da paketlenmiş öğünler şeklindedir. Çoğunlukla proteini yüksek, karbonhidrat ve yağı düşük oranda içerirler. Toplam enerji açısından da sınırlı olduklarından hızla zayıflatırlar. Bireyler besin seçiminde doğru karar verme düşüncesinden kurtulduğu için programı kolayca benimserler, ancak hızlı ve doğru beslenme alışkanlığı kazanmadıkları için ağılıklarını koruyamazlar. Yetersiz ve dengesiz bir beslenme türü olduğu için çeşitli sağlık risklerine de neden olabilirler.

Enerji miktarı çok sınırlı olmasa bile dengesiz düşük kalori diyetlerde birçok besin öğesinde, özellikle vitamin ve minerallerde yetersizlik söz konusudur. Bireye özgü değişiklikler yapmaya elverişli değildir. Yeterli ve dengeli beslenmeyi bir yaşam tarzı haline getiremez ve bu nedenle uygulamaya son verildiğinde geri kilo kazanımı riski çok yüksektir. Gerçek ağırlık kaybı vücuttaki yağ kitlesinin azalması ile mümkündür. Bunun dışındaki kas ve su kitlesindeki kayıplar hem sağlık açısından risklidir hem de kalıcı ağırlık kaybına neden olmamaktadır. Ağırlık kaybının hızlı olması öncelikle su kitlesindeki azalma ve sonrada kas kitlesindeki azalma ile ilişkilidir. En yüksek yağ kitlesi kaybı dengeli diyetlerde, en yüksek su kaybı ketojenik diyetlerde ve en yüksek kas kaybı ise açlık halinde olmaktadır.

Ketojenik Diyetler

Diyetle alınan karbonhidrat miktarının aşırı kısıtlanması (50 gr/gün’den daha az) ile kanda keton cisimciklerinin artmasına (ketozis) neden olan diyetlerdir. Ketojenik diyetler, besin öğeleri yönünden dengesiz olmaları ve önemli sağlık sorunları oluşturabilmeleri nedeniyle şişmanlığın tedavisinde kullanılmaları önerilmemektedir. Ayrıca hızlı ağırlık kaybı nedeniyle daha çok vücut suyunda azalmaya neden olur. Gerçek ağırlık kaybı sağlanamaz. Ketojenik diyetlerin yol açtığı sağlık sorunları:

• Sıvı - elektrolit dengesinde bozukluk (kalsiyum ve sodyum atımı artar)
• Hiperürisemi
• Hiperlipidemi (koroner kalp hastalığı riski artar)
• Kardiyak aritmiler (ölüm riski artar)
• Miyokard atrofisi
• Kalsiyum atımını arttırması nedeniyle osteoporoz riski yükselir.

* Keton cisimcikleri beynin ihtiyaç duyduğu glikozun yeterince alınamadığı durumlarda yağdan enerji eldesi esnasında üretilen “masum!” öğelerdir. Bu tür diyetler “ketojenik diyet” olarak adlandırılmaktadır.

Çok Düşük Kalorili Diyetler (ÇDKD)

Vücut ağırlığının kilogramı başına 10 kkal/gün enerji sağlayan diyetlerdir. Hızlı ağırlık kaybına neden olurlar. Vücut ağırlığının hızlı kaybı;

- Yağsız vücut kitlesinin daha çok kaybına,
- Bazal metabolizma hızının azalmasına,
- Kaybedilen ağırlığın korunmamasına,
- Laktat, serbest yağ asitleri ve keton cisimlerinin artmasına,
- İyonize kalsiyumun düşmesine,
- Na, K, Mg, Zn düzeylerinin düşmesine neden olduğu ve ölümle sonuçlanabileceği bilinmelidir.

Çok Düşük Kalorili Diyetlerin Komplikasyonları

Merkezi sinir sistemi, kardiyovasküler sistem, gastrointestinal sistem ve genitoüriner sistem başta olmak üzere ÇDKD’lerin pek çok sistemle ilgili komplikasyonları vardır. Bunlar şu şekilde gruplandırılabilir:

Merkezi sinir sistemi: Baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, uyuşukluk
Kardiyovasküler sistem: Kardiyak aritmiler, miyokardial atrofı, hipotansiyon
Gastrointestinal sistem: Bulantı, kusma, konstipasyon, diyare, abdominal şikayet, safra taşları
Genitoüriner sistem: Menstrüasyon düzensizliği, libido kayıpları, renal taşlar
Diğer: Yorgunluk, soğuk intoleransı, kuru cilt, saç dökülmesi, negatif azot dengesi mineral ve elektrolit dengesizliği, kolesterol ve ürik asit düzeyinde artış

Sonuç olarak; obezite tekrar ortaya çıkma potansiyeline sahip, uzun süreli tedaviye ihtiyaç duyan kronik bir durumdur. Bu nedenle zayıflama programı bireye özel, bireyin benimseyip, yaşam tarzı haline getirerek uygulayabileceği, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilecek özellikte olmalıdır. Ayrıca obezitenin tedavisinde tek başına diyet tedavisi yeterli olmamakta, diyet tedavisinin yanı sıra egzersiz programı ve davranış değişikliği tedavisi de beraberinde gerekmektedir.

Uzman Diyetisyen
M. Turgay KÖSE

Etik Diyet
Tel : (0 212) 240 31 64
Fax: (0 212) 240 31 65
web: www.etikdiyet.com

2008-06-02
Bu yazı 999 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin