Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Sütlü Taklalar

Her çocuk süt içer diye düşünüyorsanız muhtemelen sizin çocuğunuzun süt tüketmekle ile ilgili bir problemi yok demektir. Oysa ki, bazı çocuklar süt içmez, süt görünce kaçar, uçar, yok olurlar. Ya da içerler ama kırk dereden su getittirirler annelerine...

- Yaaa nerde bunun kakaosu...
- E bu soğuk! E bu çok sıcak!
- Bu süt kokuyor!
- Ööö üzerinde kaymak var!

Bu tür serzenişler bazılarınıza tanıdık gelebilir.
Dünyada süt sevmeyen sanki bir tek sizin çocuğunuzmuş gibi üzülerek süt reyonlarını süzersiniz. Marketlerde eliniz çocuğunuzun içmeyi reddettiği sütlere yine de gider, çünkü "sizce" çocuklar süt içer!

Bizde de süt uzun süre yoook, ıyk diye reddedildi. Tahıllı gevrekler sütsüz kıtır kıtır yenildi. Süte kakao, bal katıldı olmadı, meyvelerle karıştırıldı, milk shake yapıldı yine olmadı. Çünkü süte bir kere gıcık kapılmıştı. Zaten kitabımda birçok sütlü tarife yer vermemin esas nedeni de, Kaan'ın bir yıl öncesine kadar sütü olduğu gibi kabul etmekte zorlanmasıydı.

Aslına bakarsanız sütü çocukken ben de hiç sevmezdim. Lıkır lıkır içtiğimi hatırlamıyorum. Hiç unutmadığım ise devam ettiğim ilkokulda her akşamüstü bir şise, hem de kaymaklı günlük süt içme zorunluluğuydu. Bu metazori durum beni sütten iyice tiksindirmişti. Düşünsenize başınızda şişeleri boş görmek üzere bekleyen öğretmeniniz var. İsterseniz bitirmeyin bakalım! O dönemden sonra süt hayatımdan ebedi olarak çıktı. Oğlum süte mıy ve mız şeklinde tepkiler vermeye başladığında aklıma o dönemlerim geldi. Kesinlikle zorlamamam gerektiğini kendi tecrübelerime istinaden biliyordum!

Evet, süt çocukların büyüme ve gelişimleri için çok önemli bir besindi, ayrıca kuvvetli kemik-diş yapısında, sağlıklı doku oluşumunda sütün önemi büyüktü. Süte hayır diyen oğlum Allahtan peynir, yoğurt gibi süt ürünlerini bayılarak kabul ediyordu. Yani çok da vahim bir durum yoktu ortada. Yine de sütsüz çocuk büyür müydü hiç? gibi bir takıntı edinerek sütü sevdirebilmek için atmadığım takla da kalmadı.

Taklalarıma sütlü çorbalarla başladım. Kabak, havuç, domates, brokoli, patates, mercimek gibi yakışacağını düşündüğüm türlü çorba çeşitlerinde ek malzeme olarak sütü kullandım. Böylelikle çorbaların hem lezzetlerini artırdım, hem de daha besleyici hale getirdim.

Çorbalar kolaylıkla kabul görmeye başlayınca sütle yapılan beşamel sosunu birçok sebzeyle, hatta et ve tavukla harmanlayıp sundum. Sütlü soslu yemeklerimi "Aferin anne, güzel olmuş" edasıyla yerken gördükçe sütü çocuğuma yaptığım yemeklerin ana malzemesi haline getirdim. Bu tarifleri denerken okudugum kaynaklardaki "Sütü 5 dakikadan fazla kaynatmak, besin kalitesi açısından kayıplara neden olur. Sos ve çorbalarda da kullanırken sütün katılma zamanı bu kayıpları azaltabilir" ikazlarına da riayet ettim.

Arada yaptığım domatesli makarna soslarına süt kattığım oldu. Az miktarda rendelenmiş soğan ve bir büyük domatesi zeytinyağında soteleyip, bir adet şeker ve tuz katarak pişiriyor, indirmeden evvel de en az bir kahve fincanı süt katıyordum. Makarna ile harmanladıktan sonra üzerine peynir rendesi ekleyince zaten hayır denmeyen makarna da sütlü yenmiş oluyordu. Yani garip gelebilir, ama çok sevdiği cacığı bile sütle sulandırıp yedirdim.

Çocuklar için tatlı deyince süt mutlaka işin içine girmeliydi. Süt, nişasta ve az şekerle sade olarak yaptığım muhallebiler sevilerek yenilsin diye bir küçük kare çikolata parçasını muhallebisine kendisinin katıp, karıştırmasına imkan veriyordum. Sıcak muhallebinin içinde eriyen çikolatanın sütlü tatlının severek yenmesinde ne kadar motive edici olduğunu deneyip görmelisiniz. O sıra kayısı marmeladını kahvaltıda guzel yiyordu. E o zaman marmelat şekersiz pişirilen muhallebiye de pekala eklenip turuncu muhallebi diye yedirilebilirdi. Yedirildi de! "Aaa armudu da cok seviyor, e onu da rendeleyerek katayım bari" derken sütlü tatlılar engelini de aşmıştık. İşte böylelikle sevdiği besinleri aksesuvar yapıp farklı şekillerde süt açığımızı kapattık.

Birgün Kaan çok sevdiği basketçi kuzeni Can'ı lıkır lıkır "beyaz" süt içerken görüp, süt sayesinde bu kadar iyi zıplayabildiğine kanaat getirdi ve böylece süt de hayatımıza girmiş oldu.

Sevdiği birinden, tekrar edilen bir hareketi örnek alarak kendi kararıyla uygulamaya başladı. Demek ki süt içmeye başlamanın da bir zamanı vardı! Diyeceğim o ki; çocuğunuz süt içmiyorsa üzülmeyin, siz sütlü taklaları atıp onu bu çok önemli besinin nimetlerinden faydalandırın. Onları zorlamadıkça süt illaki hayatlarına bir şekilde girecektir.

*Bu yazı Bebeğim ve Biz dergisi Şubat/2007 sayısında yayınlanmıştır.

2007-02-26
Bu yazı 1142 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin