Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Süpermarket

Evden çıkmadan önce "bu sefer uslu duracağım" sözünü veriyor ama kapıdan içeri girmemizle birlikte doping iğnesi yemiş gibi eli, kolu ve çenesi tam gaz çalışmaya başlıyor. Arkasına kırmızı pelerin taksam tam bir Süpermen olacak.

Bizim süpermarket alışverişlerinden bahsediyorum. Elimi çabuk tutup marketin arabalarına hareket kabiliyeti maksimum kısıtlanmış bir şekilde oturtmazsam, evin ihtiyaçlarını unutup arabaya havada bulut koyabilirim. Yani benimki o kadar kaybediyor kendini. Öyle arabayı beraber itelim, elimi tut neler varmış bakalım tarzında lay lay lom alışveriş henüz mümkün değil.

Sonu her zaman güzel bitmese de, onu çok keyifli bulduğu alışveriş aktivitesinden mahrum bırakmak istemiyorum. Bu yüzden biraz yorulmak pahasına, süpermarket ziyaretlerini haftada bir beraber yapıyoruz. Böylece evimizi ilgilendiren ve kendisinin birebir tükettiği, faydalandığı ürünlerle ilgili bir şeyler öğrenip, bildiklerini pekiştirmesini sağlıyorum. Hangi reyonda neler satılır, ürün kategorileri nelerdir, satın alma işlemi nasıl gerçekleşir, marka tercihleri vb. öğrendiklerinden sadece birkaçı. Alışveriş öncesi liste yapmak ve sonrasında aldıklarımızı yerleştirmek de kendisinin bizzat katıldığı çalışmalar.

Evden çıkmadan emniyetli ve minimum stresli alışverişin ilk konuşmaları yapıldıktan ve Kaan sağ kulaktan duyduğunu sol kulaktan çıkardıktan sonra market turumuzu genellikle sebze reyonundan başlatıyoruz. Bizim evde rekor düzeyde tüketilen salatalıkları torbalayıp fazla oyalanmadan bu bölüm hızlı bir şekilde geçiyoruz. Zira süpermarketlerde tazelik adina alınacak sebze meyve bulmak süper imkansız birşey.

Ekmeklerin önüne geldiğimizde ben bazlama, cızlama, çocukları büyüten, anneleri büyütmeyen ekmeklerin arasında illa o gün tarihlileri ararken (hastalık işte!), fırıncı abimiz talep edileceğini bildiği sosyete simidini Kaan'ın eline tutuşturuyor. Bizim için artık gelenekselleşmiş market içi sosyete simidi kemirme ve sırasında durulma durumunun bana tanıdığı üç dört dakikalık süreyi en hızlı şekilde kullanabilmek için ayaklarıma gazı veriyorum. İstikamet Kaan için çok sıkıcı olan, benimse üzerinde tez çalışması yapabilecek kadar ilgi çekici bulduğum temizlik malzemeleri bölümü...

Süt, yoğurt ve peynir bölümündeki işbirliğimiz gözleri yaşartacak cinsten. Sütlerden aromalı olanları mümkün olduğunca almamaya çalışıyorum. Benim tercihim günlük sütler olsa da, tüketimini teşvik etmek amacıyla (ki işe yarıyor!) minik boylarda sade sütleri de arabamıza koyuyoruz. Peyniri evde herkes sevdiğinden çeşit ayırmıyoruz. Ben ne seçersem "eyvallah" diyor. Anne nasılsa onun favorileri olan taze kaşar ve dil peynirini almamazlık etmiyor. Kuruyemişçiden ceviz, kuru kayısı ve üzüm paso alınıyor; arada fındık ve Antep fıstığı kaçamakları yapıyoruz. Meyvelerin yanına yemişler çoook yakışıyor.

İşte bir de çikolata, ıvır zıvır reyonu var. En çok burada gel git yaşıyoruz. İstediği her şey alınmadığı için muhtelif pazarlıklar ve uzun demeçlerden sonra seçilen birkaç parça ürüne bu sefer ben eyvellah deyip, mümkün olan en kısa sürede oradan sıvışmaya çalışıyorum. Çocuk dediğin çikolatasız, şekerlemesiz büyümez ama azılı rekabette o kadar ürünün arasında şuur kaybı yaşayan market canavarlarına illa bir el atmak gerekiyor.

-Annnnee geçme burayı, şuna da bakalım, buna da bakalım. Cips alalım!
-Hayır oğlum cips kesinlikle almıyoruz. Anlattım ya çok kötü bir şey.
-O zaman bonibon alalım
-Ay çok boyalı. Boş ver onu mısır gevreği alalım, üzerine de kuru üzüm serpiştiririz...şeklinde pazarlıklar yapıp, turumuza devam ediyoruz.

Şarküterileri Kaan için es geçiyorum. Hiç yedirmediğim için tadını bilmiyor, yapılan teklifleri de geri çeviriyor. Çocuklar için kayda değer herhangi bir faydası olmadığını bildiğim bu çeşitleri yemediği içinde ayrıca çok mutluyum. Büyüyünce ister yesin, ister yemesin!

Ödeme sırasında beklemek bizim için çok kritik. Süre kazara uzarsa, hareketleri bir hoşlaşıyor. Örneğin arkamızda duran ve ona şirinlik yapan insanlara dil çıkartıyor, garip şekillere giriyor. Şu lüzumsuz ürünler neden kasaların sağına, soluna serpiştirilmiş olur hiç anlamıyorum. Beklerken ister istemez gözü takılıyor. Bir kere daha alırmısın, almazmısın gelgitleri yaşıyoruz. Etraftakilerin nasıl bir anne olduğunuzu yargılayacakları endişesine kapılıp o lüzümsuz şeyleri ellerine tutuşturmak ya da sabırla 5 dakika sonra işinizin biteceğini anlatmak arasında seçim yapmak biraz da o günkü modunuza bağlı galiba!

Her şeye rağmen çocuğunuzla alışveriş etmek güzel. Hele hem anne, hem çocuk iyi günlerindeyse son derece keyifli. Alışverişe ne alacağımızı bilerek gidip, süreyi makul tutabilirsek ve taleplerimizi asgari müşterekte buluşturabilirsek lay lay lom alışveriş mümkün bile olabilir :)

Zümrüt

2006-07-07
Bu yazı 1176 kere okunmuştur.

semiramis

çok keyifle okudum. hepimiz ne kadar da ayni seyleri yasiyoruz Yazdiklariniza ek olarak benim bir tane daha altin kuralim var Markete kesinlikle tok gitmek!!! Hatta en önemli kuralim budur

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin