Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Süper Anneler

Dört gün önce, ''Kızım ilkokula başladı bu yıl...'' diye başlayan bir mail geldi.

''Benim için daha önemli, hayat meselesi olmakla birlikte; ev halkı için de sağlıklı - sağlıksız yemekhane konusu gündemimizden eksik olmuyor.'' diye devam ediyordu.

''Çocuklarımızı emanet ettiğimiz okullardaki yönetici - eğiticilerin büyük bölümünde sağlıklı beslenme bilinci yokken yemek şirketlerinden insaf beklemek hayal... Yeterli ve sağlıklı beslenmek yerine 'karnı doysun', 'kutu meyve suyu içsin enerji alsın', 'ayy arkadaşları yemekhanede yemiyor diye alay etmesinler' gibi saçma düşüncelere dalmış veliler ile tanışmak içimi sızlattı. Muhataplarım alt sosyo - ekonomik gruplardan insanlar falan olsa diyeceğim ki 'bilgileri bu kadar'. Yok, öyle de değiller. Yüksek mevkilerde, kendi işlerinin sahibi, hepsi üniversite mezunu 'akıllı' insanlar... Kahvaltıda, öğlen yemeğinde çocuklarının neler yediğine takılmayıp 'öğleden sonra çocuklarımıza organik ceviz, badem yedirelim; aman yanında da kutu meyve suyu içsinler enerjileri düşmesin' diyen velilerle olan durumum; Don Kişot'un yel değirmenlerine verdiği savaşa benzetiliyor eşim tarafından. Henüz hepsiyle detaylı tanışma ve konuşma fırsatı bulamadım ama okul aile birliği seçim toplantısını bekliyorum. Konuşmak için bir fırsattır diye düşünüyorum. Şimdiden aykırı, arıza tip olarak mimlendim zaten. Ne güzel. :) ''

Ne anlatabiliriz, neler yapabiliriz diye yazıştık... Dedim ''Ben bu hafta listeleri gönderirken sizin bu mail'i kullanmak istiyorum. Tam olması gerektiği gibi anlatmışsınız.'' Yanıt geldi;

''Siz benden daha iyi anlatırsınız aslında. Tek bir kişi, kurum vs. hedef almıyorum. 'Ne kadar koruyabilirsiniz ki, çocuk bunlar, canları çekiyor.' diyenlere 'Koruyabildiğim her şeyden korumaya ve sağlıklı beslenme alışkanlığını ona iyice yerleştirmeye çalışıyorum.' diye cevap veriyorum. Sadece anneler değil ki? Babalar, büyükanneler, büyükbabalar... Hep aynı. Karnı tok gezen şişman çocukları sağlıklı zannediyorlar. 'Aman çocuk aç kalmasın'. Çocuklar aç kalmaz, mutlaka karınlarını doyururlar ama neyle doyurdukları önemli. 'Ayy sizin çocuk zayıf, bir şey yemediği belli, manken mi olacak' diye alaycı sözleri çok duydum ben. Benim çocuğum brokoli mevsimi bitti diye üzülen bir çocuk çok şükür. Bu sayede benimle alay ettiğini sananlara pek aldırış ettiğimi söyleyemem. Ne obezite'den, ne beraberinde getireceği ciddi sağlık sorunlarından haberdarlar. Ne olduğu belirsiz bir sürü katkı maddesiyle ortaya çıkarılmış ürünlerden, kanser ve daha kimbilir ne hastalıklardan haberleri yok. Ya da biliyorlar ama anlaşılmaz bir şekilde bilmezden gelip umursamıyorlar.

Ben her şeyi doğal ve süper mi yapıyorum? Yoo, öyle bir iddiam yok ama gayret ediyorum. Evimize sokmadığımız, soframızda yer vermediğimiz kesin yasaklı yiyecek ve içecekler var. Ayy ben çok dertliyim galiba...Başta da dediğim gibi, siz benden daha iyi dile getirir, daha geniş kitlelere ulaşabilirsiniz...'' diye bitiyordu.

Daha geniş bir kitleye ulaşabilirim elbette. Fakat müşterilerimizin, dostlarımızın tamamı zaten bu konularda son derece hassas, dikkatli, kıymet bilen, aydın insanlar. Çocuklarının beslenmesine kafa yoran, bir yumurtasının, bir kase yoğurdunun hesabını yapan süper anneler... :) Mesleklerinde en iyi yerdeler, güçlü, eğitimli, sofrasında olmaktan gurur duyduğum yüzlerce anne, anneanne, babaanne... Babaları, dedeleri de unutmuyorum elbette. :) Yolumun kesiştiği bu müthiş insanlar, seyahatlere giderken Amerika'ya, İtalya'ya, İsviçre'ye, Japonya'ya dahi zeytin, tarhana, incir, makarna, bulgur taşıyacak kadar bilincindeler işin.

''Çocuklarınızı kutu meyve sularından uzak tutun.'' gibi bir şey yazmam hayli gereksiz olacaktır. ''Aaa süper, yalnız değilmişim. :)'' diyebilmeniz için paylaştım bu mail'leri sadece. :)

Yine de evet, iş ciddi... ''Uyanması'' gereken bir hayli çok veli ile karşılaşıyoruz hepimiz. Bir ''mahalle baskısı'' bile kuruluyor üzerimizde. ''Kafayı bozmuş gıda ile...'' diye kaç kez konuşuldu arkamızdan, kim bilir..?

Üzerlerinde titrediğimiz, özendiğimiz çocuklarımızın uyku dışında kalan hayatlarının üçte ikisi okulda geçiyor. Küçük çocuklar kahvaltı, kuşluk, öğlen, ikindi derken dört öğün okul yemekhanesinden besleniyor. Büyük çocuklarda durum daha vahim, her ders arası kantine saldıran arkadaşlarına katılıyorlar. Bir şeyler yapmalı..? Aile ekonomisini sarsacak kadar ciddi paralar ödediğimiz okullar, çocukların beslenmesi için adam gibi bir bütçe ayırmalı. Okulun başarı durumu ne denli önemli ise kantini, temizliği, çalışanların kalitesi, nezaketi, güleryüzü, yemekhanesi, menüleri de aynı önem sırasında değerlendirilmeli. Benim fikrim budur. Olması gereken de budur... Ama nasıl olur..?

Sanırım tüm okullarda, velilerin üyesi olduğu mail zincirleri, grupları vardır. Belki Blog'lar bile kurulabilir..? Bu mail zincirlerinde, bu Blog'larda okul hakkında geniş çaplı anketler yapılabilir, tartışmalar açılabilir..? Tek tek her öğretmen için, kantin için, müstahdem için, sekreterler için notlar verilebilir. Bu notlar sosyal medyada yayınlanabilir, bir baskı kurulabilir..?

Eğitimi iyi olan bir okuldan sırf yemekhanesi kötü diye vazgeçmenizi kimse isteyemez elbette. Ama eğitimi o kadar iyi olan bir okulun, yemeklerini de aynı çizgiye getirmesini sizler yöneticilerden, vakıflardan talep edebilmelisiniz. Birlikte olursanız kimse sizi mimleyemez. Kimse sizi ''arıza'' ilan edip çocuğunuza tavır alamaz. Anormal bir şey istemiyoruz ki..? ''Kimse benim çocuğuma boyalı gıdalar, dandik yemekler yediremez.'' diyoruz. Yemekler maliyet hesabı ile değil, kalite hesabı ile belirlenmeli. ''Olmuyor, olamıyor'' demesin hiçbir yönetici. Yapan yapıyor. Buyrun, reklamlarını bile yaparım:

İstanbul, Mutlu Arı Anaokulu senelerdir mutfakta kullandığı malzemelerin yarıdan çoğunu benden alıyor, kalanları da aynı hassasiyeti gözeterek temin ediyor.
Senelerdir mutfaklarında olduğumuz sevgili Ece Sayıner ve sevgili Pelin Ulusoy Tepret; Happy Nest'ı açtılar Etiler'de... Çocuklar mutlu olsun, aynı zamanda iyi ve düzgün beslensin dediler.

Sevgili Yelda Somer'in başında olduğu Keystone International School'dan iki gün önce gelen fotoğraflar da şu linkte: Keystone Google Plus

Okulun yönetimi isterse olur. Hiç öyle ''olmaz, molmaz'' dinlemeyin. Bu üç okul benim tanıdığım, bildiğim, ilk aklıma gelenler... Oncası var mutlaka. Tıpkı benim buradan yaptığım gibi sizler de kendi Facebook hesaplarınızdan, Twitter'ınızdan, Blog'larınızdan mutfaklarını bildiğiniz, hayran kaldığınız okulları duyurursanız bir değişim yaşanacaktır. Diğer okullar da kendilerine çeki düzen vereceklerdir. Bütün veliler bir araya gelin, bir bağımsız denetleme grubu oluşturun kendi aranızda. Çat diye mutfaklara dalabilmeli o grup. Soğuk hava deposundaki elmaların mumlanmış olup olmadığına bakmalı. ''Yasak'' diye bir şey çıkaramaz kimse önünüze. Çocuklar bizim çocuklarımız. O okullar da sadece ve sadece bizim çocuklarımız için var. Neden basit ama etkili beslenme seminerleri o okullarda verilmesin ki? Talep ederseniz, okulunuz tüm bunları yapacak. Takdir eder, paylaşırsanız diğer okullar da yapacaklar.

1 Ekim 2012
www.ipekhanim.com 

2012-10-04
Bu yazı 4600 kere okunmuştur.

AdadogaArslan

Tum yazilari okudum mutlaka ciftlige gitmek istiyorum

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin