Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Suç Sizde

Türk anneleri için çocuklarının beslenmesi ile ilgili problemler yaşamak çok tipiktir. Diğer kültürlerde bu konu bizdeki kadar çok mesele olmaz, çünkü orada çocuklar sofraya gelenleri mızmızlanmadan yer. Çocuklar sunulanları yemezlerse bir sonraki öğüne kadar beklemeleri gerektiğini bilirler. Yabancı anneler yemek ve sofra ile ilgili kuralları ta bebeklik döneminde belirler ve bu konuda taviz vermezler. Yemek yenmediği zaman çocuğu seçeneklere boğmaz, hele arkasından kaşıkla hiç koşmazlar. Bizde ise neredeyse tüm annelerin çocuklarının yemek yemesi ile ilgili bir sıkıntı ya da vicdan azabı söz konusudur. Şikayetler ağzına sebze koymuyor, balık yediremiyorum, sürekli makarna yemek istiyor, meyve sevmiyor şeklinde uzayıp gider.

Kitabımı yazarken yaptığım araştırmaların yanı sıra çevremden gözlemlediklerim bana hep şunu söyledi; “Çocuk doğru düzgün yemek yemiyorsa ya da çok seçiyorsa bunun en büyük sorumlusu babalar, bakıcılar, büyükanneler değil sadece ama sadece annelerdir. Nerede hata yaptığınızı merak ediyorsanız çocuğunuzun büyükler gibi beslenmeye başladığı senelere geri dönün ve kendinize şu soruları sorun.

-Yemek saatleri düzenli miydi? Acıkmasına fırsat verdim mi?
Yemek saatlerinin düzenli olması, yani çocuğun her gün aynı saatlerde yemek yemesi onun acıkması ve kendini yemek yemeye hazır hissetmesi için çok önemlidir. Maalesef bir çok anne çocuklarının yemek saatlerine gereken özeni göstermiyor. Öğlene doğru kahvaltı eden, saat iki üç gibi öğle yemeği yiyen ve sürekli atıştırma yapan çocuklar görüyorum. Doğru beslenmede yemek saatleri değişken olamaz. Ancak düzenli yemek saatleri ile çocuk yemek yemeye istekli olup, sunulanları çok daha iyi bir şekilde tüketebilir. Çocuklarınıza her gün aynı saatlerde yemek yedirin. Üç ana öğün ve iki atıştırmanın arasını yeterli uzunlukta tutun.

-Onu çeşitlilikle olabildiğince erken tanıştırdım mı?
Sizin için ne önemliydi? Karnının tok olması mı yoksa iyi beslenmesi mi? Arada çok fark var. Feci yemek seçen çocukların anneleri genellikle “aman doysun da ne yediği çok da önemli değil” diye düşünen ve sürekli onların en sevdiği çeşitleri pişirmeyi tercih eden annelerdir. Çocuğun ne yediği ile değil, ne kadar yediği ile daha çok ilgilenirler. Evet çocuklar belki her çeşit yemeği iştahla yemeyebilirler ama bir çocuğun tüm beslenmesinin dört beş çeşit yemeğin üzerine oturtulması da kabul edilemez. Çünkü sağlıklı bir büyüme ancak çeşitli beslenmeyle mümkün olabilir. Çeşitlilik en kolay erken yaşlarda kazandırılabilir. Onlara yemek yaparken çok çeşitli malzemeler kullanın ve besin gruplarının hepsine yer vermeye özen gösterin. Çocuk görmediği, tattırılmadığı bir çeşidi sevmeyi başka türlü nasıl öğrenebilir ki?

-Yemediği çeşitleri farklı versiyonlarla sundum mu?
Yani yaratıcı mıydınız? Tecrübeyle sabit gerçekleri, kitaplarda yazılanları göz ardı etmeyin ancak çocuğunuzu sizden daha iyi kimsenin tanıyamayacağı gerçeğiyle hareket edin ve onlar için yaratıcılığınızın limitlerini zorlayın. Bir çeşidi sevmemesi onu asla yemeyeceği anlamına gelmiyor. Balık ızgara, tava yenmiyorsa, köftesini, çorbasını yapın. Kabak kabak yemeği olarak yenmiyorsa mücverini hazırlayın. Annelik kadınlara mutfağı gerçek anlamda keşfetmek için muazzam fırsatlar sunuyor çünkü insan bir tek çocuğu için denemekten bıkmıyor. Kendi çocuğunuzun severek yiyeceği yemekleri oluşturmak için hangi gıdaların birlikte pişirildiğinde harika yemekler oluşturabileceğini deneyerek keşfedin. Bazı temel kuralları öğrendikten sonra yaratıcılık zaten devreye girecektir. Sadece doyurmak için değil beslemek ve sağlıklı büyütebilmek için pişirin. Unutmayın, küçük detaylar büyük sonuçlara yol açar.

-Yemek Saatlerinde Çok mu Katıydım?
Yemediği için her yemek saatini aşırı stresli hale getirip çocuğu bu saatlerden nefret eder hale mi getirdiniz? Stresinizi kontrol edemeyip yemeyen çocuğunuza bağırma, çağırma veya ceza gibi yöntemler uygulayıp, yemek dolu kaşığı zorla yedirmeye çalıştıysanız, çocuğun hem yemekten, hem de sofradan nefret etmesine önayak olmuşsunuzdur. Aşırı katı, kaygılı olmak onları yemek yeme faaliyetinden ancak daha da soğutup, huzursuz yapar. Azarlama, eleştiri veya başka çocuklarla mukayese etmenin işe yaramadığı kesin. O zaman zorlamak yerine özendirici olmak için çabalamak gerek. Toleranslı ve öğretici bir ortam yaratıp sofra ve yemeğe karşı olumlu davranışlar geliştirmesine fırsat vermek sizin işiniz.

-Yoksa Çok mu Rahattım?
Yoksa siz “aman şimdi yemezse yemesin, akşama, yarına yer” diyen annelerden misiniz? Sadece şunu söyleyebilirim uğraşmadan bir şey olmuyor. Evet zorlamamak lazım, evet bir öğün yemese bir şey olmaz ama bu bir seferlik yememe veya öğün atlamanın çok çabuk alışkanlık yapacağı ve çocukların bunun normal bir şeymiş gibi algılayacakları çok muhtemel. Kaşıkla arkasından koşun demiyorum ama çok da rahat olmayın. Kurallar çok katı değilse her zaman işe yarar, tabi uygulamayı bilirseniz.

Kısaca anneler için doğru yemek yeme alışkanlıkları edindirmek dahil hiçbir şey çözümsüz değildir. Çocuklar büyüdükçe bizim anneliğimizde gelişiyor, tecrübelerimiz artıyor. Kendinize güvenin ve özellikle şu tatil zamanından yararlanın. Açık hava, deniz, oyun çocukların iştahını açacak, bu da onların yeni besinleri kabul etmesini kolaylaştıracaktır. Şimdi sağlıklı beslenme ile ilgili adımlar atmanın tam zamanı. Hadi kolay gelsin.

Bebeğim ve Biz Ağustos 2008 sayısında yer almıştır
 

2011-07-16
Bu yazı 1699 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin