Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Soru Cevap

 -Hayvanlara olan sevgisi yüzünden et yemek istemeyen çocuklara nasıl bir açıklama yapılarak bu besinleri yemeleri sağlanabilir?
Bu genellikle yemek yememek için çocukların başvurduğu bir bahanedir. Özellikle yemek konusuna aşırı duyarlı olan anneler ya da çocuğa bakan kişilerin bu konuya aşırı duyarlı olması ve sanki bir öğün atlarsa çocuk hastalanacak düşüncesi çocuğun da yemek konusunda takıntılı düşüncelerine yol açmaktadır. Ancak çocuğa şöyle bir açıklama yapılabilir : Doğada bir denge var; örneğin denizde yüzen büyük balıklaracıktıkları zaman küçük balıkları yemekte, civcivler böceklerle beslenmekte, arılar ise çiçeklerle doymaktalar; yoksa güçsüz kalırlar, işte insanların da güçlü olmaları için bazı bitkileri ve hayvanları yemeye ihtiyaçları var tıpkı balıkların balıkları, civcivlerin böcekleri yemesi gibi.

-Bir çocuğun hiperaktif olup olmadığı nasıl anlaşılır. Hareketli ve enerjik çocukla hiperaktif çocuğu ayıran en önemli farklar nelerdir?
Hiperaktif çocukta amaçsız bir hareketlilik vardır, kıpır kıpırdır, sınıfta oturduğu yerden ayağa kalkıp gezinebilir. Çoğu zaman zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır. Çok konuşur, kendisi ile konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünür, eşyalarını sık sık kaybeder. Dürtüselliğin ön planda olduğu tablolarda sırasını bekleme güçlüğü vardır, başkalarının sözünü keser, soruyu tamamlamadan önce cevabı yapıştırır. Hareketli ve enerjik çocuk yaşına göre değerlendirilir. Örneğin üç yaşında bir çocuk yaşının gereği çok soru sorar, soruların yanıtlarını almakta ısrarcıdır. Meraklıdır, çevreyi keşfetmek ister. Böylelikle çevresindekileri de bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle yorabilir. Ya da aile içi sorunlar nedeniyle çocuk anksiyete yaşayabilir, bu sebepten ajite olabilir. Çocuğu değerlendirirken semptomları,yaşı, içinde bulunduğu koşulları en önemli etkenlerdir.

-Çocuklara istediklerimizi bağırmadan, azarlamadan, yalvarmadan yaptırabilmenin en iyi yolu nedir?
Çocuğun bizim isteklerimizi anlayabilmesi için öncelikle bizim çocuğu çok iyi anlayabilmemiz gerekir. Çocuk hangi davranışı , neden yapmıştır, altında yatan sebep ya da sebepler nelerdir, bunlara bakmak gerekir ; bunun için de çocuğu ‘anlayabilmek’ ve ona bir birey olarak değer vermek gerekmektedir. ‘Nasıl olsa çocuk, anlamaz,vb.’ tutumlar çocuğu değersizleştiren ve çocukta hayal kırıklığına neden olan tutumlardır. Eğer çocuğa saygı ve sevgi gösterir, onu anlamaya çalışırsanız, çocuk da bunu karşılığını size verecektir.

-Çocukların olumsuz bir davranışını durdurmak veya kontrol etmek için yapılması gerekenleri nasıl sıralarsınız?
Çocuğun istenmeyen davranışı karşısında ebeveyn ya da çevresinde bulunan kişilerin istikrarlı ve tutarlı şekilde kural ve sınırları hatırlatması yani yapılması ve yapılmaması gerekenleri belirtmeleri gerekmektedir. Örneğin isteklerini ağlayarak elde etmeye çalışan bir çocuk karşısında ağlaması sonucunda isteğinin yapılmayacağı gösterilmelidir. Ağladığı sırada yanından biraz uzaklaşılmalı, sakinleştikten sonra davranış hakkında konuşulmalıdır. Size vurmaya başladığında buna göz yummamalı ve onu engellemelisiniz, yoksa kim anne ya da baba, kim çocuk rol kargaşası yaşanabilir.

-Çocuklara “saygı” (saygılı olmak) nasıl öğretilmelidir?
Saygı ve sevgi karşılıklıdır. Biraz önce değindiğim gibi çocuğu birey olarak görür, onun değerlerine saygı gösterirseniz, o da sizi sayacak ve saygı gösterecektir.

-Öfke, ağlama nöbetine girmiş bir çocuğa karşı yaklaşımımız nasıl olmalıdır?
Ağlama ve öfke nöbetleri sırasında sürekli olarak onu teskin edecek sözler söylemeye çabalarsanız davranışının daha da şiddetlenmesine neden olursunuz. Bu davranışlar genellikle ilgi çekmek ve ebeveyne isteğini yaptırmak için çocuğun kullandığı kozlardır. Çocuğun neden, neye ya da kime karşı öfkelendiği, ağladığı anlamaya çalışılmalı ve sakinleşene kadar yanından biraz uzaklaşılmalı, sakinleştikten sonra davranış hakkında konuşulmalıdır.

-Çocuklara haksız yere bağırıldığı veya ceza verildiği fark edildiğinde açıklama yapılıp özür dilenmeli mi?
Onunla neden o şekilde konuştuğunuzun veya davrandığınızın nedenini açıklamalı ve ne hissettiğiniz yani duygularınız hakkında onunla konuşmalısınız. ‘Duygu dili’ sizin çocuğu ve çocuğun sizi anlamasında her zaman işe yarayan iyi bir yoldur.

-İyi ebeveyn olmanın en zor tarafı nedir?
Günümüze genellikle anne ve babalar çalışmaktadırlar. İş hayatının yorgunluğu ve stresi ile birlikte eve geldiklerinde tahammülleri azalmış olduklarından çocuklarına gereken sabır ve anlayışı göstermekte zorlanmaktadırlar. Sabır ve anlayış çocuk eğitiminde temel faktörlerdendir; ayrıca aldıkları kararlarda tutarlı ve istikrarlı olmak da her zaman kolay olmayabilmektedir.

-Anne babanın aşırı sevgi göstermesi, öpmesi, koklaması çocuğu şımartır mı? Sevgi gösterimi sınırlanmalı mıdır?
Hayır, elbette sevgi gösterimi sınırlanmamalıdır; çocuk anne ve babasından ilgi ve şefkat bekler; anne ve baba çocuğu içlerinden geldiği gibi seveceklerdir. Burada karıştırılmaması gereken nokta aşırı sevgi ile çocuğun her istediğinin sınırsızca yapılması noktasındadır; işte o zaman işler karışır ve bir zaman sonra anne ve baba çocuk ile baş edemez duruma gelecek, hem kendileri hem de çocuk mutsuz olacaklardır.

-Tuvalet eğitimi olmasına rağmen inadına veya tepkisel olarak yatağını ıslatan çocukların bu tutumu karşısında ebeveynler ne gibi tutumlar sergilemelidir?
Bu gibi durumlarda öncelikle alt ıslatmanın nedenleri araştırılmalıdır. İnadına veya tepkisel gibi görünen davranışların altında farklı patolojiler bulunabilmektedir. Bu nedenle organik veya psikolojik sebepleri araştırmak üzere uzman yardımına başvurulmalıdır.

 

2007-03-12
Bu yazı 1443 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin