Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Son Söz!

Bir varmış bir yokmuş... Kıvırcık saçlı, iyi yürekli, çalışkan genç bir adam yaşamış. Çok çalışırmış; çocuklarını ve tüm çocukları sever,  sabahtan akşama  işi başında koşturur dururmuş.

Nüktedan, hoş sohbetmiş. Uzun, çok uzun yollar kat etmiş. Bilmediği şehir, girmediği sokak yokmuş. Çok konuda bilgi sahibiymiş, hele arabalar deyince her şeyi ona danışmak gerekirmiş. Çevresi geniş, seveni bolmuş.

İşverenlerinin her koşulda hep yanındaymış. Ama her gece koştuğu yer evi, karısı ve çocukları olurmuş. Kızı öğretmen olacakmış, oğlu küçükmüş; daha çok çalışıp onları okutacak, eşiyle güzel günlerini göreceklermiş...

Bir akşam yemek sonrası kalbine saplanan ağrının onu uzaklara götüreceğini kendi de bilememiş. Her şey Haktan derken o akşam kendi Hakka kavuşmuş. Kimseye veda edemeden, son sözünü söyleyemeden...

O bize veda edemese de çalışma arkadaşımıza biz veda ettik dün. Bir gün önce gülerek “iyi akşamlar” dediğimiz bu genç adama ertesi sabah “günaydın” diyemedik. Yıllardan beri aynı iş yerinde çalıştığımız, yüzyüze baktığımız; kırılıp, alınmadığımız güzel bir yüreği dönüşü olmayacak uzun bir yola gönderdik dualarla.

Hani yola gidenin ardından su dökülür ya, dün toprağını suladık. Hiç aklımıza gelmezdi, nasıl gelebilirdi ki?

Dün iki çocuk babasız kaldı, bir kadın biricik eşini yitirdi!

Ne çok yola giderdi. Her zaman birilerini bir yerlere ulaştırdı o. Kimi zaman yazlıklara, kimi zaman uçaklara götürdü. Bazen hastaları doktora yetiştirdi. Okullu olanları zil çalmadan okuluna bıraktı. İşe getirdi, eve döndürdü. Dakikti, planlı ve programlıydı; temiz ve tertipliydi. Şimdi bile gözümün önünde gri takım elbisesi ile duruyor.

Daha iki gün önce oğlumu kursa bıraktı. Takılırlardı birbirlerine çok. Hasta Galatasaraylıydı ya, oğlanı da sarı kırmızılı yapmaya çok uğraştı. “Amcam” diye severdi onu. Benim ne kadar evhamlı olduğumu bildiğinden eve bırakınca “teslim” derdi. Artık yok...

İşte böyle ani gidişler koyuyor insana. Oğlum ölüm olgusunun anlamının pek farkında değil. Beni ağlarken görüp sebebini sorduğunda "Soner amcan öldü oğlum" deyişime tebessüm etti, sanki "şaka yapma anne" der gibiydi. Şaka değil ama kabulü zor bir gerçek olduğunu ona açıklamaya pek gücüm yoktu.

Düşünüyorum da, öleceğimiz günü bilseydik son olarak ne söylerdik sevdiklerimize acaba? Sarf etmeye korktuğumuz sevgi sözcükleri mi yoksa can acıtmak için kızgınlıklarımız, kırgınlıklarımız mı dolanırdı dilimize.

Belki birilerini, birşeyleri emanet ederdik “benden sonra...”diye. Ya da yarım bıraktığımız işlerle ilgili tembihlemeler mi yapardık? Sessizlik mi düğümlenirdi boğazımıza? Kim bilir? Düşünmek, biraz kafa yormak gerek...

Hayatta sevdiklerimize kendimizi yeterince ifade edemediğimizi düşünüyorum. Şu fani dünyada dertle, sıkıntıyla boğuşup streslenmeye ayırdığımız kadar, sevdiklerimizle daha çok konuşmaya da vakit ayırmamız gerekiyor.

Onların duymak, bizim söylemek istediklerimizi dile getirmemizden bahsediyorum.

Daha çok ve daha sık;


-Seni seviyorum
-Seni hep sevdim
-Seni affediyorum
-Beni affet
-Benim için yaptıkların çok değerli
-Sen değerlisin
-Hayat seninle daha anlamlı
-Bana çok şey öğrettin
-Beni hiç üzmedin
-Her zaman yanımda oldun
-Hep yanında olacağım
-Beni korudun
-Seni koruyacağım
-Ona iyi bak
-Kendine iyi bak
-Beni unutma!
...demeliyiz bence. Diyelim ki ukte kalmasın içimizde. Ama çocuğumuza, ama eşimize, annemize babamıza, kardeşlerimize, değer verdiğimiz yakınlarımıza, can dostlarımıza...

Akla, mantığa evet ama kalbimizin söyletmek istediklerine de kulak vermek lazım. Henüz biz sevdiklerimizin, sevdiklerimiz de bizim yanımızdayken dile getirmek rutin olmalı her olumlu duygumuzu.

Son günü beklemeden ve çok geç olmadan.

Ona, onlara, sevdiğiniz herkese kelimelerinizle dokunun. Hem de hemen.

Tüm çocukların analı babalı büyümesi dileğiyle...

2008-03-06
Bu yazı 1362 kere okunmuştur.

btelemezbtelemez

Belki de kalanlarin kaderidir gidenlerin arkasindan bakmak... Iste o zili calmadan yetistirdiklerinden biri de benim. Kader bana arkasindan bakabilmeyi bile nasip etmedi. Ama biliyorum, gittigi yola yine varacak... Ve gene biliyorum arkasinda biraktigi onlarca insan tarafindan hep gulumsenerek hatirlanacak; komik laflari, ilginc kelimeleriyle... `Karadag Airlines` bu sefer hic yere inmeyecek, ama gokten hep ayni guzellikle bizi seyredecek... Yine sag salim gidecegimiz yere bize eslik edecek, ama bu sefer sadece gozleriyle. Iste bu yuzden dolu dolu yasamaliyiz sevdiklerimizle her gunu; olumun yasi yokmus, bir kez daha aciyla anladik. Onlarin yaninda olun, asla birakmayin, kizdirsalar, kusturseler bile hic vazgecmeyin... Soner Abi, sana asla veda etmiyoruz: cunku sen her uzun yolda durup, bir cay icerken bizim yanimizda,sohbetimizde, kalplerimizin cok ozel bir yerinde olacaksin. Mekanin cennet olsun...

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin