Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

She- Man

 Önce hafif hafif ağrımaya başladı, çok önemsemedim. Sonra özellikle bilgisayar başındayken ellerimin ikide bir boynuma dolandırdığımı, omuzlarımı hareket ettirme çabası içine girdiğimi fark ettim, bir şey değildir diyerek haftalar geçirdim.

Kolda uyuşmalar başlayıp, ağrılar iyice şiddetlenince bir uzmana danışmaya karar verdim.Boyunla ilgili ciddi sıkıntılar yaşayan aile bireylerinin ısrarı olmasa belki yine gitmeyi tehir ederdim.

Ben He-Man’in kadın versiyonum ya, her şeyin altından tek başıma kalkarım ya, “bana bir şey olmaz” düşüncem sabit ya…! She-Man Zümrüt!

Muayene ve görüntülü tetkiklerden sonra gayet ciddi bir boyun fıtığım olduğunu öğrendim. Üç haftalık fizik tedavi, kullanmak zorunda olduğum bir boyunluk ve sonrasında rutin yapmam gereken egzersizlerle yaşam kalitemi azaltan başka bir konu başlığı daha vardı artık hayatımda…

Elif Özkaleli gibi bir uzmanı seçmiş olmam bu sinsi ağrı ile olan mücadelem için ilk doğru karardı. Kendisi fizik tedavi uzmanlarının arasında en iyilerinden biridir. Sadece işini harika yaptığı, hastaları nasıl iyileştireceğini bildiği için değil ama hasta psikolojisini de önemsediği, iyileşme çabası içinde olmaları için onlara gerekli motivasyonu sağlayabildiği ve tüm bunları en sempatik şekilde yapabildiği için bence en iyilerinden biri…Onu tanıyıp da güvenmemek mümkün değil. Bir sağlıkçı da en sevdiğim özellik de var onda üstelik, o da gülen bir yüz!

“Ama neden beni buldu bu ağrılar?” diye sorduğumda Elif Hanım bana boyun fıtığına davetiye çıkarabilecek sebepleri sıraladı.O anlattıkça ağrılarımın zamanla neden ve nasıl arttığınıdaha iyi anladım, birçok şey tek tek gözümün önüne geldi .

Birkaç sene önce Kaan’la içinde bulunduğumuz taksiye servis aracı çarpmış, önü tamamen yok olan araçtan ana oğul burnumuz kanamadan kurtulmuştuk.Çok şiddetli olmasa bile bu ani fırlayışın fıtığa davetiye çıkarabileceğini o sıra düşünememiştim.Hem kaza kontrol edilemez birşeydi. Peki fıtığın güzelleşmesine benim yaptığım katkılara ne demeliydi?

Mesela bilgisayar başında geçirdiğim saatler, ah o saatler… Kafa aşağıda, nasıl da kötü oturmuş, o boynu nasıl fena kullanmışım. Ya kaldırdığım, taşıdığım o ağırlıklara ne demeli? Market çıkışı onlarca torba birarada taşınmak zorunda mıydı? Peki, oğlan kocaman olduğunda bile uyuyakaldığı yerden yatağına kucaklanması benim gibi küçücük bir kadın için nasıl bir hareketti?

Artık bilgisayarda işlerimi bitirememiş olduğumda bile “yolu yok, bitecek” derdine düşmemek gerektiğini; taşıyamayacağım kadar alışveriş yapmamayı, ya da yapmışsam bile bir yolunu bulup kendim taşımamayı organize etmeyi, alışveriş yapmak zorunda olan tek insanın her zaman “kadın” olmadığını; uyuyakalan bir tanem, oğlum bile olsa kucaklamadan “hadi bebeğim yatağına” diye uyandırıp, yürütmeyi öğrendim!

Tüm bunları zamanında uygulamamış olmanın ceremesini sağlığımla ödemenin verdiği en büyük mesaj “biraz da kendini düşün” oldu. Her şeyi üstlenme, her şeye “yetme” alıklığı bitti artık, yani umarım bitti…
 
Gerçi bazı uzmanlar aşırı stres ve duygusal yüklerin de omurgadaki disklerin hasar görmesine ve fıtık oluşumuna yol açtığını söylüyor. Kaygılanıyorum, zira bu hassas mizacım, mükemmelliyetçi yapım iyileşmemi kolaylaştırmayacak anlamına geliyor… Kısaca daha rahat olmayı, hatta yeri gelince boş vermeyi de öğrenmeliyim. Yani “aman kimse üzülmesin” durumu bitecek, umarım o da bitecek…

Kendimden başka herkesin konfor ve rahatlığını sağlamaya çalışırken kendi konforumu da atlamayacağım. Çok bilgisayar başındayım o zaman kendime en şahane çalışma koltuğunu, en ergonomik bel yastığını satın alacağım. Uzun saatler aralıksız çalışma yerine molalar almayı da kendime hak göreceğim. Kırklı yaşlarda olduğumu unutmayıp ani ve sert hareketlerden de kaçınmam gerekecek. Hem konuşayım hem iş yapayım derdiyle telefonun ahizesini omuz ile boynum arasına sıkıştırarak konuşmaktan vaz geçeceğim. Telefonun bile keyfini çıkarmaya çalışacağım. Omurga sağlığım için yüzmeyi de rutinleştirsem iyi olacak.

Ha bir de She-man falan olmadığımı kafama iyice sokacağım. Benden başkaları da yorulabilir, benim kadar çabalayıp, organizasyon yapabilir… Ama yalnız ben buna imkan verirsem. Anlatabildim mi?

Tüm çocuklara ve anne babalara harika bir okul yılı diliyorum.
Kendinize iyi bakın.
 

Bebeğim ve Biz Eylul 2012 sayısında yer almıştır

2012-09-01
Bu yazı 2208 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin