Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Sessiz Anneler, Gürültülü Babalar

İki gece önceydi. Gece yarısı çocukların başucunda oturmuş uyumalarını bekliyorum. Oğlumun burnu tıkalı olduğu için nefes almakta zorlanıyor ve belli aralıklarla uyanıp ağlıyor. Bir müddet sonra seslerden etkilenen ve benim odada olduğumu hisseden kızım da başlıyor mızıldanmaya. Bir onu susturmaya çalışıyorum, bir bunu uyutmaya çalışıyorum. Tam odadan çıkacağım kızım hissedip tekrar ağlamaya başlıyor. Bakıyorum hafiften bir sakinleşme var, oturduğum yerde ben de uyuklamaya başlıyorum. Yaklaşık on dakika sonra gider yatağıma uyurum diye hayaller kuruyorum. Derken kapıda anahtar sesi duyuluyor. Saat tahminen 01:30 olmalı. Evet, babamız nihayet bir personel yemeğinden daha döndü.

Ben mümkün olduğunca sessiz oturup uyumalarını beklerken, kapıdan ilk sesler gelmeye başladı bile. Önce taaak yukarıdan aşağıya terlikler atıldı ardından şangır şungur anahtarlar portmantoya asıldı. Odaya girildi, gardırop kapakları ve çekmeceler gümbür gümbür açılıp kapandı. Banyoya girildi, kapı küüüt kapatıldı, sifon çekildi, eller şakır şukur yıkandı. Tabi bütün sesler beynimde top gibi patlıyor. Aslında her şey yolundaydı ta ki beni evde aramaya başlayıp çocukların odasının kapısını açana kadar… Çocuklar başladı mı babaaaa diye ağlamaya.

Sizin evlerinizde durum böyle mi bilmiyorum ama benim etrafımda çoğunluk böyle. Anneler sessiz babalar gürültülü. Çoğunluk diyorum, istisnalar vardır elbet. Hatta annelerden daha hassas babalar bile var, ama istisna deyip geçiyorum ben. Sizdeki durumları anlatırsanız daha net karar verebilirim belki.

Aslında anlatmak istediğim konu bu değil. Uzun bir giriş oldu. Çocukları tekrar sakinleştirdim, su istediler, süt istediler, biri sustu, biri ağladı, pış pış falan derken saat 03:30 civarı tekrar aynı pozisyonu aldık. Ben yataklarının arasında başuçlarında yere oturmuş, dizlerimi kırmış, başımı da dizlerimin arasına dayamış birden çook uzaklara gittim. Otuz sene kadar öncesine, çocukluğuma.

Gece yatakta yatıyoruz, hatta uyuyoruz. Kardeşlerim ve ben aynı odadayız. Gece geç saatlerde babam geliyor. İşi gereği gece yemeklerine çok sık giderdi ve eve çakırkeyif gelirdi. Babam gürültü yapar, annem sessiz olması ile ilgili bir şeyler söylerdi. Aslında çok iyi bir adamdır babam ama şişedeki gibi durmuyor işte. İyice gaza gelir ‘kaldır hepsini, uyansınlar, hahaha…’ gibi sözler söyler bazen kapıyı açıp ‘uyanııın’ diye seslenirdi. Hatta uyandırdığı da olurdu. Gelip direkt olarak kaldırmadığı sürece ben uyuyor numarası yapardım. İçimden çok kızardım. Uyuyorum ya, niye uyandırıyorsun ki şimdi, kendi keyfin için niye beni rahatsız ediyorsun, babam olman sana bu hakkı verir mi demek isterdim ama diyemezdim… Kendi kendime sinirlenip ağladığımı hatırlıyorum bazen de.

Şimdiki aklımla ve birikimimle hissettiklerimi yazıya dökmek istediğimde o zamanki duygularımı isyan, değersizlik, haksızlığa uğramışlık gibi sözcüklerle ifade edebiliyorum. Mahremiyete müdahale, özele saygısızlık aslında babamın yaptığı. Daha da ötesi bütün hayatım boyunca bu değerlerimi korumak için verdiğim müthiş bir mücadele var. Bu konularda o kadar hassaslaşmışım ki hayatıma küçücük, basit hatta iyi niyetli tüm sözleri, hareketleri, uyarıları ben hep büyük müdahaleler olarak algıladım. Kendimi çok çabuk değersiz hissettim. Özelimi korumak için çok uğraştım. Bana bazıları ketum der, inatçı der, köşelisin der. Ben hep prensip derim. Önemlidir uykum, eskiden yapamadığımı yapar, uyandırılınca kızarım.

Koskoca hayatımızda aslında ne kadar küçük anlar değil mi? Ama yine de nasıl hayatımızı şekillendiriyorlar. İşte bunları düşünerek kendime geldim.

Bunları niçin anlatıyorum bilmiyorum. Benim için önemli yaşanmışlıklar. Mahremiyetine bu kadar önem veren ben için bunları paylaşmak bir milat aslında. Çocuklarımı yetiştirirken dikkatli olmaya çalışıyorum. Söylediğim bir söz ya da yaptığım bir hareketin çocuklarımın yaşamını şekillendireceğini bilmek çok büyük bir sorumluluk. Bu sorumluluğun ağırlığı ve fakat varlıklarının verdiği mutlulukla tüm uykusuzluğumla yatağıma giderken saate bakıyorum, 04:30 olmuş.

Uykusuz geceler gelip geçiyor. Bir gün uyuyorsun hepsi bitiyor. Yeter ki çocuklarımızda ve bizde kalıcı hasarlar yaratılmasın. Sağlıklı bireyler olarak yetişsinler. Saat yine gece yarısını bulmuş. Bu gece uyumayı umuyorum ve ben müsaadenizle yatmaya gidiyorum.
(Çocukken yatmadan önce mutlaka bu uyku dileklerini söylerdim anneme, sonra yatardım. Sayardım beş oldu mu diye. Şimdi size söylemek geldi içimden)

İyi geceler, iyi uykular, tatlı rüyalar, Allah rahatlık versin, rüyanda melekleri gör.

Shashkın Anne

 

2012-04-24
Bu yazı 1803 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin