Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

İpek Aksoy Gülsen

İpek Aksoy Gülsen

Yazarın Son yazıları

Sanal Değil Gerçek

Siyah beyaz televizyonun kondugu metal cerceveli genis rafin altinda, ustu el emegi goznuru bir dantelle ortulu bir telefon duruyor. Dantelin orta kisminda bir potluk var. Nedeni ise telefonun cevirme kolunun tam buraya denk gelmesi. Cevirmek icin numaralar, hele hele basmaniz icin tuslari yok. Ayakta durdugunuzda kablosu yetisemeyecegi icin, konusmak istiyorsaniz oturmalisiniz. Agir ahizeyi kulaginiza goturdugunuzde, diger elinizle de kolu "çınnnn" sesini duyana kadar cevirmeniz gerekiyor. O ses size karsida santral memuresinin oldugunu haber veriyor. Postanede gorevli bu memureye iki haneli numarayi soylerseniz, kasabadaki diger kisilerle konusabilirsiniz. Yok eger sehirler arasi bir gorusme yapacaksaniz kac saat beklemeniz gerektigini onceden kestirmek imkansiz. 70`li yillarin sonlarindayiz...

Ben her yaz oldugu gibi tatil olur olmaz kucuk bir Akdeniz kasabasinda yasayan dedemlerin evindeyim. Yanimda simdiki cocuklar gibi akilli telefonum, laptopum, Skype ya da facebook erisimim yok ama cok mutluyum. Kuzenlerim yanimda, anneannem ve dedem yanimda, tum tatil boyunca sabahtan gecenin gec saatlerine kadar beraber olacagim yazlik arkadaslarim yanimda. Derim kapkara olana kadar deniz kenarinda duruyorum. Ozon tabakasindan falan haberimiz yok, en fazla birkac gun canimiz yaniyor, sonrasinda derimizi soymak oyun geliyor ve kapkara olmus yuzumuzde gozlerimiz parlayarak ama icleri hep gulerek bakiyoruz etrafimiza.

12 yasindaki kizim, gecen gun yanima gelerek " Lutfen anne, ipad`imi al sakla ve sakin bana uzun sure verme" dedi. Sevineyim mi, uzuleyim mi bilemedim dogrusu. Iyi birsey yaptigimizi, onlari mutlu ettigimizi dusunerek aldigimiz sonu gelmez hediyeler, her gecen gun yenilenerek yetisemedigimiz teknoloji cocuklarimizi gercekte ne kadar tatmin ediyor hic dusundunuz mu?

Kendimize itiraf etmek zor gelse de oyalaniyor olduklarini bilmek belki de bazen isimize geliyor. Onlar sessizce bir kosede otururken, bizler de kendimize vakit ayirabiliyoruz. Oysa ne kadar cok sey kaciriyoruz...

Haftada bir veya iki kere santral memurunun izin verdigi surece annem ve babamin sesini duymak onlari ozlesem de yetiyordu bana. Arkadaslarim ve diger tum sevdiklerimle o kadar guzel vakit geciriyordum ki, ozlem duymak icin zaman kalmiyordu belki de. Gunun en sicak saatlerinde terastaki somyaya uzanip kitap okuyor, bazen de arkadaslarimdan birinin evinde sohbet ederek zamanimi geciriyordum. Sanal sohbetler degildi bunlar simdiki cocuklarin yaptiklari gibi. Uzun cumleler kurmaktan cekinmeden, kahkaha atarken de, aglarken de gozumuzden akan yaslara dur demeden, her ani paylastigimiz gercek sohbetlerdi onlar.

Kendileri kucuk, yurekleri buyuk cocuklarimizdan ogrenecegimiz cok sey var. Onlar bizim gibi degiller, tipki bizim anne ve babalarimizla ayni olmadigimiz gibi. Farkli ifade ediyorlar kendilerini, daha pratik dusunebiliyorlar. Satir aralarini okumak istemiyorlar her zaman. Dogrudan soyleyebilirsen anlayabilirim diyorlar. Akilli ve vizyon sahibi onlar. Yeter ki firsat verebilelim. Herseyi onlarin yerine iyilik olsun diye yapmaktansa birakalim acsinlar kendi yerlerini.

Bu caga ayak uydurmak adina teknoloji hayatlarina girsin elbet ama onlari ele gecirmesine izin vermeyelim. Gulucuk isareti koymak yerine gozlerinin icindeki isiltili gulumsemeyi fark edebilelim ve doya doya opup koklayabilelim onlari. Sevgimizin gercekligi oyle ele gecirsin ki bu kucuk bedenleri, hep sanalliktan uzak ve uzun soluklu dostluklar kursunlar, bunun kiymetini tum benlikleriyle duyumsasinlar... 

2014-06-05
Bu yazı 1582 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin