Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim

Oğlum,
Hayat kısa. Ama hayat uzun. Yolda birçok arkadaşın olacak.
Şimdi..bu arkadaşlık mevzuu, çok önemlidir.
Cins cinstir. De.. iyi cins olanına az rastlanır.
Rastladığında anlarsın. Ama bir zaman geçmesi gerekir. Bir yerlerde, neresiydi orası, Alman kültüründe eğer yanılmıyorsam, bir arkadaşlık başladıktan sonraki, yaklaşık bir yıl zarfında, arkadaşını bir başkasına arkadaşım olarak takdim etmezmişsin. Yok öyle hemen. Çünkü aşamalar varmış. Öyle ya. Karşılıklı kendini kanıtlamalar. Birçok farklı şekilde ve birçok farklı durum karşısında. Hak edilmesi gereken bir paye yani. Çok güzel. Bizdeki arkadaş-dost nüansının daha böyle net ve belki biraz daha..nasıl desem, soğuk yüzlü bir benzeri. Yakın mefhumlar. Demek, kültürlerde hahaha hihihi arkadaşlığı sağlam dostluktan ayırma gereksinimi hissediliyor.

Bazen yanılacaksın. Uzun yılları pürüzsüz geçirmiş bile olsanız. Aranızdan su sızmazken bir tanesiyle, sızıntılar baş gösterecek. Olabilir. Bildiğim ipuçlarını seninle paylaşayım. Ne de olsa, arkadaşlar bunun içindir :^)

‘İyi arkadaş” kompakt bir şeydir. Bir paket programdır. İçinde başka türlü iyi şeylerle de birlikte gelir. Ozon tabakasına yaklaşımı da dostçadır öyle olan kişinin. İlk kez tanıştığı her boydaki ve yaştaki insana dostlukla gider, ve tabii iki ayaklı, dört ayaklı veya ayaksız fark etmez, her yaşam formuna da. Belki biraz da doğuştan, naturada olan bir şeydir. Şu var ki, onları alan yaşadı. Hiçbir kötülük gelmeyecek, düşünsene. Şu kavanoz dipli dünyada, ne büyük bir lükstür, insanın çevresinde öylelerinin olması. Sana, hayatın için dilediğim şanslardan biri de bu.

İyi bir arkadaşlığın başlama sebebi olmaz. Çünkü bir sebeple başlamamıştır. Birini gözüne kestirip hmm ben bununla arkadaş olayım, benim için iyi olur diyerek başlanılanı, arkadaşlık değildir. Ona biz daha ziyade çıkara dayalı ilişki diyoruz. Mümkün mertebe kaçınıyoruz. Çünkü bizim kitabımızda yazmaz. (Ama antiparantez şunu da bil ki, bizim kitabımız çok da best-seller sayılmaz. Prensiplerin anlatıldığı kitaplar çok revaçta değil bu ara. Çoklarının elinden düşürmediği kitaplarda neler var neler yok yine oku sen, çünkü neler dönüyor bilmelisin ama bizim kitabımızı elinde sıkı tut düşmesin).

Arkadaşınsa eğer, hakkında asla varsayımda bulunmaz. İyi ki de bulunmaz, çünkü varsayımlar ve genellemeler bir alamete binmek gibidirler, bizi daima, ama daima yanlış yöne götürürler. Keza, bunlardan da aynı şekilde kaçınıyoruz. Çok önem veriyoruz.

Seninle zaman geçirmek için illa bir sebep olmasını da beklemez, bir arkadaş. Esasında, arkadaşınsa eğer, senden sadece sen olmanı bekler. Başkaca hiç birşey.

“Kusura bakma”z. Kusurların ondan kaçmaz elbette.. bilmez mi, bilir, ne var ki o, bir kusur bulup görmeye can atanlardan ayrı bir noktada durduğundan..bakmaz işte. Basitçe bu. O kusurun artık olmamasının yollarına bakar daha ziyade.

Gıpta eder, sen ona edersin, de kıskanmazsınız birbirinizi. Kendini karşılaştırmaz, hasbelkader yarışırsanız da, senin karşında kazandığında tadını çıkarmaz. Aşık atmaz. Kompleksli bir arkadaşla her şey gitgide daha kompleks haller alır. İki arkadaşın özelliklerinin birebir aynı olmasının mümkünatı yoktur. İş, “aynı olmak” değildir ki zaten. “Aynı arkadaşlık anlayışına sahip olmak”tır. Öyle mühim ki bu. Anahtar öneme sahip. Çıkar yol.

Seni sayar. Senin kafana güvenir. İlk inanan o olur sana.

Seni hep iyi şeylere layık görür. Seni iyi yerlerde görür.
O sendeki iyiyi görür.

Gizli celselerde seni yargılayanlardan biri olmaz.

Suistimal etmez. Hiç birşeyi.

İyi bir ahlakı vardır. Bütünüyle.
Öyle ki, annen de sever ve onaylar onu.

İyi bir arkadaşlıksa, orada incelikler vardır. Kalınlık diye bir boyut yoktur.

Arabanın markasıyla modeliyle işi olmaz. Ne de kendini, kendisinde olanlarla tanımlar. Çünkü bilir ki bir gecede bir depremle dümdüz olabilen hayatlarda yaşıyoruz. Veya laboratuardan gelen bir test sonucuyla başımıza yıkılabilen dünyalarımızda.

Zorlandığında sana senin o sırada görememekte olduğun opsiyonları gösterir. Şaşırırsın.

Değil batırmaya uğraşmak…seni yukarılara çıkartır.

Ne dediğini anlar.

Benim iyi arkadaş belirleme formülüm şu: Birlikte geçirilen zamanın ardından kendini iyi hissediyorsan eğer, evet o bir iyi arkadaş. Devam.
Yok eğer haksızlığa uğramış, iğneler batırılmış buluyorsan kendini, ağırına gidiyorsa dedikleri, yaramaz! Çok hasar görmeden uzaklaşmanı öneririm.

Doğru arkadaş, ilgilenir. Ama doğru şeylerle ilgilenir. Kanada’lı bir kızılderili büyüğünün, Oriah Mountain Dreamer’ın “Davet”’i kulağına küpe olsun, bak:
“Hayatını kazanmak için ne yapmakta olduğun beni enterese etmiyor. Ben senin kalbinin neler için ağrıdığını, nelere can attığını bilmek isterim. Ve kalbinin özledikleriyle karşılaşma hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini.
Kaç yaşında olduğun beni enterese etmiyor. Aşk uğruna, rüyan uğruna ve hayatta olma serüveni uğruna, bir aptal gibi görünmek riskini alır mısın, almaz mısın, onu bilmek isterim ben.
Ay’ını hangi gezegenler çevreliyor, beni enterese etmiyor. Benim bilmek istediğim, kendi üzüntünün tam ortasına dokunup dokunmamış olduğun. Hayatın aldatışları ile açılıp açılmamış olduğun. Yoksa, daha fazla acı çekme korkusuyla köşene mi büzülüp kapanmış olduğundur.
Acıyla..benimkiyle olsun kendininkiyle olsun.. oturup kalabiliyor musun, saklamak, gölgelemek veya onarmak üzere hareket etmeksizin. Bunu bilmek isterim ben.
Sevinç ile olabiliyor musun, benim sevimcimle ya da kendininki ile. Vahşilikle dans edebilir misin. Coşku hissinin, dikkatli olmamız, gerçekçi olmamız ve insan olmanın sınırlamalarını hatırlamamız yönünde ihtiyatlar olmaksızın parmak uçlarına kadar doluşmasına izin verir misin. Bilmek isterim.
Bana anlattığın hikaye gerçek mi, bu beni enterese etmiyor. Ben senin bir başkasını hayal kırıklığına uğratma pahasına kendine karşı gerçek olup olamayacağını bilmek isterim. İhanet suçlamalarına göğüs gerip geremediğini, ve her şeyi bırak, kendi ruhuna ihanet etmemeyi başarıp başaramadığını. Sadakatsiz, ve ama işte tam da o noktada güvene değer olup olamadığını. . bilmek isterim.
Güzelliği görebiliyor musun. Hoş görünmediği zamanlarda dahi. Her gün. Ve, ve, kendi yaşamının kaynağını onun varlığından doğru alabiliyor musun. Ben bunu bilmek isterim.
Başarısızlıkla yaşayabiliyor musun. Seninkiyle olsun, benimkiyle olsun. Ve yine de gölün kenarında ayakta durabilip, dolunayın gümüşüne gümüşüne seslenebiliyor musun. “Evvet” diye. Ben bunu bilmek isterim.
Nerede yaşıyorsun, kaç para kazanıyorsun, beni enterese etmiyor. Benim bilmeyi istediğim: yas ve kederle geçen gecenin sabahında kalkabiliyor musun. İliklerine kadar bitkin ve yaralı. Ve çocuklarını beslemek için ne yapılması gerekiyorsa, gün boyu onu yapabiliyor musun. Bilmek isterim.
Kimleri tanırsın, ya da şu anda olduğun noktaya nasıl geldin. Beni enterese etmiyor. Bilmek istiyorum, ateşin ortasında benimle durabilir misin. Çekip ayırmadan.
Nerede ya da kimlerle çalıştın dersine, neler çalıştın, beni bu enterese etmiyor. Ben, diğer her şey çekildiğinde seni kendi içerinden neyin beslediğini bilmek isterim.
Kendinle yalnız kalabiliyor musun ve boş anlarda kendinle ettiğin arkadaşlık gerçek anlamda hoşuna gider mi. Ben bunu bilmek isterim..” demiş Dağ Düşçüsü.

İyi bir arkadaş, bir Pazar sabahı kadar rahattır, aklında olsun, onunla her şey basittir, kolaydır.
Kötü bir arkadaşa gelince..iyi bir düşmandan binbeterdir.

Bahsettiğim özelliklere sahip bir arkadaşın olduğunda sana düşen de…aynı özellikleri göstermek.
Sen ve arkadaşların birbirinize karşı hep iyi olmalısınız.
İşte o zaman, arkadaşının kim olduğunu söylediğinde sana kim olduğun söylenebilir. Ve ona da sorduklarında aynı soruyu, cevap aynı çıkar: Birkaç iyi adamsınızdır (belirtmem gerekir ki burada adam kelimesini galiba biraz farklı, kadın milletini (!) de içine alacak şekilde geniş kullanıyorum).


Hiç, doğru dürüst arkadaşsız kalma!

Nazlım
 

2007-06-07
Bu yazı 1561 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin