Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Salata Günleri

Kendime dikkat ediyorum. Bugünlerde kendime çok dikkat ediyorum. Zira dikkat ettim de..yiyordum ve büyüyordum :^) Tabiatıyla. Malum, bir yaştan önce mutlaka ki yemek ve büyümek gerek , bir yaşta zaten yiyor ama büyümüyor insan , ama bir yaştan sonra , belli ki büyüme çağı çok gerilerde kalmış, yenilen şeylere dikkat edilmesi durumu doğuyor. Öyle icab ediyor. Aksi takdirde büyüme oranlarında artış kaydedilir. Ve bu vakitsiz büyümenin beraberinde büyüme sancıları da gelir. Gelir nitekim. Bir yerlerde duymuştum, kulağıma küpe olmuştur, “Ağlama..gerekeni yap!” E, ben de uğraşıyorum. Rüyamda çin böreği yediğimi görüyorum, gördüklerimin tesiriyle papatya gibi neşeli uyanıyorum, ama rüyam çıkmıyor, gün boyu salataya talim ediyorum. Artık şifa niyetine hah hah hah..yapacak birşey yok. Herşeyin salatize edilebildiğine inanırım neyse ki, düşünme balonumda daha evvel hiçkimselerin aklının köşesinden geçmemiş bambaşka bir salata..mutfağa girerim, bana gore etraf neden olmasınlarla doludur. Algıda seçicilik. Susam, yenilebilir çiçek, nar, portakal, kuruyemişler, türlü baharat, bakliyat..bilmem ki, herşey olabilir. Değişik olsun da. Bir salata yeniliklere açıktır, herşeyi kaldırır. Ortaya bir salata… Her zaman için harika olur. Hayır benim bugünlerde yüzümün asıklığı, ortada salatadan başka birşey olmamasından ileri geliyor. Yoksa, salata güzeldir!

İngilizcede “salad days” diye bir tabir var. Salata Günleri. Kulağa, tanınmış bir otel, bistro veyahutta restoranın dönemlik bir atraksiyonunun adıymış gibi geliyor başta ama, o dilde “gençlik çağı” manasını taşıyor. Güzel laf. Shakespeare kullanmış ilk, yanılmıyorsam. “Antonio ve Kleopatra”’da..Kleopatra’nın kendine serzenişle dolu bir repliğinde geçiyor..”Salata günlerim, ah..o günler ki, yargılarımda yeşilmişim (ham, henüz olgunlaşmamış manasında), kanımsa serinmiş..”

Gençlik ve salata..benzeşiyorlar çünkü birçok şekilde. Bilhassa, evet, ham, belki henüz biraz çiğ, ve serinkanlı oluş babında. Tazelik ve pırıltıları ekseninde. Ve arzettikleri çeşitlilik gözönünde bulundurulduğunda. Salata için derler ki, cimri biri limonunu, cömert biri zeytinyağını koyacak, bir deli de karıştıracakmış. Doğru. Delice karışık olma noktasında uyuşuyor gençlik(teki kafa) ile (tabaktaki güzel bir) salata, ve eğer ki paralellikler kurmaya devam etmeye niyetlendiysek, ki görünüşe bakılırsa öyle oldu, ikisi birbiriyle diğer iki koşulda da örtüşmekte: Limon, deneyime tekabül ediyor sanırım..çok az var, ama az çok da var, nasıl desem, böyle belli belirsiz, neden, çünkü iş gençlere tecrübe vermeye geldiğinde yaşamın cebinde akrep var gibidir, zamanlama böyledir, doğanın her zaman bir bildiği vardır. Zaten, bu limon dozunda olmak durumunda, haliyle öyle, çünkü gençken limondan hiçbirşey anlamayız, deneyimler yüzümüzü ekşitir, zamanla idrak ederiz.

Galiba doğanın birçok bildiği vardır. Öyle öyle. Zeytinyağı da gözükaralıkmış, “delikan”mış mesela. Üste çıkmaya çalışacaktır mütemadiyen. Çıksın hatta, madem ki o derece mühim? Aroması varlığını hissettirsin şöyle. Lütfen de hissettirsin, akılda kalıcı olsun. Sızma olsun, sızsın her noktaya. Zeytinyağı şişesinin dibi göründüğünde, yani serde gençlik artık olmadığında demek istiyorum, tadı nasıl damakta kalabilir ki aksi takdirde. Hazır onu ona, onu ona benzetiyorum madem, aklı bir karış havadalık da tuzu biberi olamaz mı belki, gençlik salatasının :^) Haha.

Bu gençlik çağı, yaşarken üzerinde hiç düşünmediğimiz, bitmekte olduğunu farkettiğimizde ise kara kara düşündüğümüz bir dönem belli ki. Anladım. İçine çiçekler serpiştirilmiş, cümbüşlü bir salata. Ve bu salata oturup adam gibi yenmeli, tabakta sürünmemeli. Vitamini kaçar sonra. Arkamızdan ağlar hem, yazık değil mi. Ya da daha doğrusu, biz onun arkasından ağlarız. Keşke diprizde yıllar yılı saklanabilseydi şu meret. İyi olurdu. Ama üzülerek söylüyorum, bu imkan dahilinde değil. En fazla, bir gençlik fotoğrafımızı mıknatısla buzdolabının kapağına tutturabiliriz, gelip geçtikçe bakıp iç geçirebiliriz. O blucine nasıl sığmışım ki acaba. Yaa, işte salatamı yerken bunları düşünüyorum. Bu iç kapatıcı yaşlı düşüncelere bir ara verip yeni öğrendiğim salata bilgilerini paylaşarak sonuna bağlasam bu yazıyı, nasıl olur?

Öğrendiğime göre, taze olsun kuru olsun otlar ve baharatlar taze sebzelere eklendiğinde salatamızı ekstra hücre koruyucu fenollerle doldurmaktaymış. Aynı zamanda bel ölçülerimizi de önemsiyorsak, (ki önemsemez miyiz hiç, önemsiyoruz, bel ölçüleri daralmalı, kafa yapıları genişlemeli, tam tersi olmasını hiç istemeyiz :^).. o zaman harika dörtlü adaçayı, biberiye, yabani kekik ve tarhana kekiği imiş. Yapılan bir çalışmada, bu otların güçlü antioksidanlar ihtiva ediyor oluşları nedeniyle salatalara konulabilecek en doğru bitkiler oldukları ortaya çıkmış. Baharat olarak eklenmesi gerekenlerin ilk sırasında kimyon gelmekte imiş. İkinci sırada ise taze zencefil. Beslenmemize ekleyeceğimiz yeterli miktarda antioksidanlar sayesinde gerçek yaşımızı altı yıla kadar gençleştirebilirmişiz. Bu güzelmiş, beğendim.

Peki hangi sebzeler antioksidan açısından en güçlüleri: Enginar, kırmızı pancar, brokoli, sarmısak, pırasa, turp ve ıspanak, işte bunlar ilk tercihler arasında yer almalı imiş. Yapraklara ne dersiniz? Biraz acı da olsa çıtır çıtır hindiba yapraklarını denemeliymişiz. Antioksidan falavanoid içeren bu bitkinin yaprakları çok yararlıymış. İşte..kaygısız gençlik salatasına, yaş aldıkça gelen “doğru şeyi yapma” kaygısı ve artık bunun nasıl yapılacağını biliyor olma lüksü eklendiğinde ortaya böyle bir “tablo” çıkıyor. Ah, bir de insanın, gelişen kendine-saygısı. Bu tabloyu biz mutfağımızın duvarına asalım. İyisi mi, içlerimizde de dışlarımızda da genç kalma uğraşında olalım. Hem kendimiz için, hem çocuklarımızı da düşünerek. Einstein demiş ki..”Yalnızlık içerisinde yaşıyorum, gençlikte acı, olgunluk yıllarındaysa lezzetli gelen bir yalnızlık içerisinde..” Kütlemi ışık hızının karesi kadar bir sure zarfında azaltacak enerjiyi salatalarda bulabilecek miyim? Cevap, göreceli.. Ve Kermit de demiş ki..”Hayat, etrafta yutulacak sinekleriniz olduğunda eğlenceli..” :^)

Güzel bahar günleri.. Nazlım

 

2007-04-11
Bu yazı 1094 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin