Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Saaa-çı-nııı Tu-taaa-yııımmmmm

Uyuması lazım… Huysuzlanıyor, bağırıyor, gözleri kapanıyor. Her yolu deniyorsunuz ama olmuyor. Nihayet ayaklarınızda sallayıp, bir anlamda çocuğu sersemletmek suretiyle uyutmaya çalışıyorsunuz. Yetmiyor bağırarak ninni söylemeye de başlıyorsunuz. Siz dandini dandini dastanaa diye kendinizi kaybetmiş bir şekilde ninninizi söylerken çocuk gözleri fal taşı gibi açılmış, “annemin ne derdi var” diye size bakıyor. Bu yöntem işe yaramayınca kendinize bir yardımcı bularak çocuğu battaniye arasına alıyorsunuz. Hadiii bir oraya, bir buraya. O ne? Gözünden uyku damlayan çocuk battaniye arasında daha da ayılıp kıkırdamaya başlıyor. Sizin sinirler laçka…

Maalesef uykuya direnen çocuklara düzenli uyku alışkanlıkları ayakta sallama, yanına uzanma gibi yöntemlerle aşılanamıyor. Bunlar gibi geçici çözümler aslında işinizi daha da zorlaştırıyor çünkü çocuklar bu yöntemleri bir tür animasyon olarak algılıyor.

Ben ayakta sallamadım, bunun yerine saçlarımı tutturdum. Vazgeçirmek senelerimi aldı. Şaka yapmıyorum. Evet, oğlum senelerce gayet makamlı bir şekilde bana her uykusu geldiğinde "saçıınııı tutuymmm" dedi. Çünkü emzirdiğim dönemde kendi kendine o zaman upuzun olan saçlarımı tutmayı, minicik parmaklarına dolamayı öğrenmiş sonra da bunun uyumak için bir gereklilik olduğunu sanmıştı. “Annenin saçı tutulmadan uyunamaz” durumu 3,5 sene davam etti. Şimdi yazması kolay ama bu fasıllardan geçmesi benim için zordu. Gece uyanmalarında Anne gel, gel diye bağırıyor, yanına gittiğimde de saçlarıma yapışıyordu.

Anaokuluna başladığında işler değişti. Baba otoritesinin devreye girmesiyle yatma saati en geç 21,00 oldu ve bu konuda asla taviz verilmedi. Bana kalsa kıyamama durumu devam edecekti. Uykunun çocuklar için ne kadar önemli olduğunu öğrendikten ve eşimin “onun iyiliği için…” tavsiyelerine kulak verdikten sonra ben de tavrımı koymaya başladım. Faydası hem ona hem de bana dokundu.

Maşallah şimdi uyku düzenimiz tıkır tıkır, problem yok. Akşam yemeklerimizi erken yiyor ve uykudan hemen önce atıştırma yapmasına izin vermiyoruz. Özellikle enerji içeren çikolata, şeker ya da kafein bulunduran ve zaten yasaklılar listesinde bulunan gazlı içecekler zinhar yok. Yine bu saatlerde bilgisayar oyunu da yok çünkü bunlar çocuğun uykuya geçişini zorlaştırıp onları daha da fıkır fıkır yapan etkenler. İnanın uyusalar bile rahat, derin, deliksiz bir uyku çekemiyorlar. Biraz katı gibi görünebilir ama televizyona da hayır demek gerekiyor çünkü uykudan hemen önce televizyon seyrettiklerinde kabus, uyku bölünmesi, uyumakta zorlanma hatta daha az uyuma gibi rahatsızlıklar yaşayabiliyorlar.

Evimizde diş fırçalamak, seçtiği pijamalarını kendisinin giymesi sonra da yatakta okunacak kitaplarını saptaması artık oğlumun keyifli uyku ritüelinin birer parçası. Yine de Kaan bu saati uzatmak, biraz daha benimle birlikte olmak için yaratıcılığını sonuna kadar zorlamaya devam ediyor. “Anne bir kitap daha, bir öpücük daha, susadım, sırtım kaşınıyor, burnum akıyor, bugün ne oldu biliyor musun? Bu ışık az, sana önemli bir şey söyleyeceğim ” şeklinde uzayıp giden bu listenin tecrübe kazandıkça geciktirme taktikleri olduğunu öğrendim artık. Önceden kıyamıyor, her sorusu, ricası için defalarca odasına gidiyordum. Bakışlarına dayanamayıp yanına beş dakika uzanıp, gözümü beş saat sonra açtığım da çok olmuştur yani.

Artık kitap okumanın ardından ertesi günle ilgili konuşmalar yapıyor, kocaman bir öpücük verip, onu ne kadar çok sevdiğimi söyledikten sonra uykusuyla baş başa bırakıyorum. Sağlıkla ilgili bir sorun yoksa her türlü mazerete hazır olmak ve yatma saatlerinden ödün verilmeyeceğini belli etmek şart. Yoksa parmaklarında döndürülmek an meselesi.

Siz de uyku vaktini, süresini ciddiye alın çünkü uyku aynı beslenme gibi çocuğun akıl ve fiziki gelişimini etkiliyor. Çocuklar ancak erken yatıp, yeterli ve iyi uyuduklarında gün içerisinde neşeli, zinde, öğrenmeye hazır ve enerjik oluyorlar. Bilin ki; kaslara kan gidişinin arttığı, enerji depolandığı, doku gelişimi ve onarımının meydana geldiği ve büyüme-gelişme için önemli hormonların serbest bırakıldığı bu zaman diliminin çocuklarımızın daha sağlıklı ve daha mutlu olmaları için kontrolümüz altında tutulması gerekiyor.

Uykunun sakız gibi uzayan bir problem haline gelmesini istemiyorsanız bu düzeni erkenden geliştirmeye bakın. Konuyla ilgili kurallar tespit edin ve bunlardan vazgeçmeyin. Programlarını çocuklarının yatma saatine göre ayarlayan ebeveynleri hiç eleştirmeyin, onlar doğrusunu yapıyorlar. Amaaan bu gece de 2 saat geç yatıversin demekle olmuyor işte.

Uyku öncesi ılık bir banyo, havalandırılmış, sıcak olmayan bir oda, sessiz bir uyku ortamı, kitaplar onların uykuya ait pozitif yaklaşımlar geliştirmelerine kesinlikle yardımcı olan faktörler. Unutmayın uyku saatine çocuklar değil büyükler karar verir.

Tüm çocukların mışıl mışıııl uyuyup, sağlıkla büyümeleri dileğiyle

*Bebeğim ve Biz Temmuz 2008 sayısında yayınlanmıştır.

2008-06-27
Bu yazı 1797 kere okunmuştur.

kuzahkuzah

KESİNLİKLE katılıyorum, cokta guzel yazmıssınız.bizimkide uykusu olsa bile annesi e e demeden uyumuyor: ))

gamzeligamzeli

sizin saçınızla benim oğlum tam 3 yaşında ve hala kaşımla oynuyor sanırım yakında kaşlarım kalmayacak :))

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin