Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Relax Anne!

Her sene anneme daha çok benzediğimi düşünüyorum. Kaşım gözüm babamdan olsa da ifadem, bakışım ve gülüşümde annem var. Hele biraz kilo alıp suratım tombikleştiği zaman küçük Esen bile denilebilir bana... Başkaları katılmasa da ben kendimi onun gençliğine benzetiyorum. Her sene biraz daha annem olmak hoşuma gidiyor. Ona olan sevgimin dışında, onun hem o güzel görüntüsünü, hem de kuvvetli duruşunu beğendiğim için... Onunla gurur duyduğum için...

Onu çok sevsem de annem olduğu için torpil geçip kusursuzdur diyemeyeceğim. Hoşlanmadığım tarafları da var. Mesela evhamlıdır benim annem. Ciddi, aşırı, feci evhamlıdır hem de... Evhamını sorularıyla, kelimeleri, bakışı ve beden diliyle bir de kocaman açtığı gözleriyle dışa vurur. Bu hissiyatı tavan yaptığında ellerini dizine vurup, ay ay ay diye de çırpınır. Alem kadın!

Arabayı yavaş kullanın, eve gidince geldim diye telefon açın, yatarken kapının hem altını, hem üstünü kilitleyin, fişte bir şey bırakmayın gibi klasikleri vardır onun. Bana, ablamlara, ve torunlarına tekrar tekrar söylemekten bıkıp usanmaz.

Sonra bir de felaket hikayeleri arşivi meşhurdur. Bu tür hikayelerin hepsini bir gün kullanmak üzere aklında her daim hazır tutar. Bizim için abartılı gelen bir kuruntusuna “Aman annee” diye karşılık verirsek onlardan birini anlatmaya başlayarak bizi olayın vahametine inandırmaya çalışır. Bilmem kimin kızı bir gün şöyle yapınca şu olmuş, çocuğun birini at tepmiş, biri balkondan düşmüş diye başlar ciddi ciddi anlatmaya Esoş. Dalgaya vurup gülmeye başlarsak, kızar bize anneciğim, kendi kadar evhamlanmadığımız için bozulur belki de...

Adrenalin içeren her spor, özellikle sörfe binmek ve tekne gezilerine çıkmayı çok riskli bulur. Ne gerek var oturun oturduğunuz yerde diyerek bizlerin ve çocuklarımızın bu gibi aktivitelerden uzak durmasını ister. Yatak başının üzerinde asılı çerçeve ve aynaların da bizler uyurken tepemize düşme riski mevcuttur onun için, onlar çıkarılıp öyle uyunmalıdır !

Esoş’la her gece yaptığımız telefon görüşmelerimiz kendisinin sıkı tembihleriyle son bulur. Oğlanın üzerini sıkıca ört, banyo yaparken kapıyı kilitleme, ortada ilaç bırakma, balkon anahtarlarını kaldır, kombiyi, ocağı kontrol et diye uzayıp giden listeye her ay birkaç yeni konu başlığı daha ekler. O tembihlere benim verdiğim cevaplar ise hiç değişmez. Tamam anne, peki anne, merak etme anne, hadi yat anne, iyi geceler anne, öperim anne...

Bu kadar akıllı fikirli ve sevdiklerine sürekli dirayet aşılamaya çalışan bir kadının kendini nasıl olur da bu konuda kontrol edemediğini anlamakta zorlanmama rağmen bu bulaşıcı evham hastalığından bende nasibimi aldığımı biliyorum. Arada gereksiz şeylere yersiz kaygılanmalar yaşayarak kendimi kastığım olmuyor değil.

Annem bu kadar evhamlı olmasını anneannemin çocuklarını büyütürken ki hal ve tavırlarına bağlıyor. Demek ki çocuklar özellikle annenin düşünce ve davranışlarından muazzam etkileniyor; gözlemlediklerini kopyalayıp kendi kişiliklerine yapıştırabiliyorlar. Benim orta şiddet diye tanımladığım evham halimde hem annemin hem de oğluma gözlerimin önünde araba çarpmış olmasının etkisi var. Elinizden aniden fırlayan çocuğunuza çarpan arabanın fren sesiyle kendi çığlıklarınızı kulaklarınızdan, yerde acıyla kıvranan çocuğunuzun halini kafanızdan atmak o kadar da kolay olmuyor. Kaybetme korkusu, bir daha olur mu kaygısı ve her türlü evham uzunca bir süre sizi sıkı sıkı kavrıyor.

Hayrettir ki, bu gibi zamanlarda beni kendime Kaan döndürüyor. Doğurduğum çocuk beni sakin ve mantıklı düşünmeye davet ediyor. Hayatta başa gelebilecek talihsizlikler önlemek için tam kontrol sahibi olmanın her zaman mümkün olmayacağını bilsek de annelik bonus olarak kaygıyı da beraberinde getiriyor. İşte bu yüzden anneme çok da kızamıyorum...

Sadece abartmamak lazım diyorum. Her şeyin olduğu gibi evham ve kaygının da fazlası çocukları rahatsız ediyor. Aşırı evhamlı annelerin çocuklarının ya kendileri gibi tedirgin, ya da iyice umursamaz olduklarını biliyorum! Çocuklarımızı etraftaki her tehlikeden korumaya çalışmak en doğal olanı ama onlara makul ve mantıklı ölçülerde bir özgürlük alanı da sağlamalı, belli bir yaştan sonra kendi akıl ve öngörülerini kullanma yeteneklerini desteklemeliyiz. Kısaca ve bence hem çocuklarımızın kişilik gelişimi, hem de kendi huzurumuz için lazım olan temkini elden bırakmadan biraz rahat olmayı başarabilmek.

Anneciğim bizi çok sevdiğini ve her zaman sağlıklı ve güvende olmamızı istediğini biliyorum. Bizde seni çok seviyoruz  ama lütfen relax biraz!

*Bebeğim ve Biz Mayıs 2011 sayısında yer almıştır.



 

2011-04-26
Bu yazı 2163 kere okunmuştur.

Aysel6167 Aysel6167

zümrüt hanım galiba tüm anneler aynı bu azıları okurken benım annemı anlattıgınızı dusundum bıran benım asnnemde hergun arayıp aynılarını hatta daha fazlasını soyler bende sızın gıbı tamam anne evet anne şu ara yedıklerımıze takmılş durumda annem her yerden sakın et yemeyın kreştekı et nerden gelıyor bılıyormususn hangı balıkları yedırıyorsun nerden geldıgını bılıyormusuun vs.....çocugun yatagını buyuk dolaplara uzak koy deprem olur uzerıne duser,mutfak dolaplarıınn ust raflarına çok agır şeler koyma sen mutfaktayken uzerıne ıkılır,koltukları cam kenarlarına koyma çocuklar açar düşerler vs....ve ben şunu anladımkı gerçekten ben ne kadar dinlemıyormusu gıbı yapsamda şuan bakıyorumda evımdekı herş dızayn annemın tarıfesıne gore duzenlrenmıs...demekkı istesemde istemesemde ben annemin sadece o ağırlıgını zekasını değil eyfamlarınıda almışım ve şimdiden çocuklarımada aşılıyorum ....

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin