Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Payımıza Düşen

Zor zamanlardan geçiyoruz beraber, zor bir yakın geçmiş, zor bir şimdiki zaman. Çok canlarımız gitti, canımız çok, ve çok fazla kere yandı. Gelecek zamanlarımıza taşınmaması için bizim payımıza, bizim üzerimize düşen sorumluluklar, vazifeler nelerdir. Düşünüyoruz. Bir tanesi şu olabilir. Çocuklarımızı sağlıklı besleyeceğiz. Sağlıklı besinlerle, ama bir o kadar önemli olan sağlıklı düşüncelerle de büyüyecekler. Yerlerken konuşacağız onlarla, erdemler aşılayacağız. Bildiğimiz bütün erdemleri.

Sağlıklı düşünebilip sağlıklı seçimler yapabilen, doğruyla yanlışı, düzgünle eğriyi ayırt edebilen, doğrultusu, şuuru olan bireyler olacak onlar. Can yakmayan, ama canını da yaktırtmayan adamlar, kadınlar. Oyunlara gelmeyen, pabuç bırakmayan, kurban gitmeyen; uyutulamaz, uyuşturulamaz, güdülemez, karakter ve prensip sahibi, vatan sevgisi ve saygısıyla dolu, Ata'sının ve topraklarının değerini çok iyi bilen, asla harcamayan-harcatmayan, iç pusulalı, aslan gibi kişiler. Cehalet, aldatılmaya müsaitliği içinde barındırıyor; oturmak seyretmek, oturup kalmayı, seyirci kalmayı, seyrettirilenle yetinmeyi ve manipüle edilmeyi beraberinde getiriyor; çocuklarımız çok okumalılar.

Okurlarsa kimsenin yalan yanlış anlatışına kalmazlar. Okurlarsa bilirler. Farkına varırlar, farkında olurlar. Gerçek payını bulabilirler. Kendi dillerini çok iyi bilecekler, yabancı dilleri de bilecek, kullanacaklar ki, eksik, yönlendirmeli tercümelerle yetinmek durumunda kalmayacaklar. Dünyayı da, dünyanın yaşadıkları köşesini de kendi gözleri ve kulaklarıyla etraflıca takip edebilecekler. Okutacağız, öğreteceğiz, ve nihayet, yurda yarar birer insan edeceğiz. Biz anneler. Babalar. Ve öğretmenleri. Yeni nesil güçlü olacak, sağlıklı gelişim sergileyecek, içleri kof olmayacak…ki sırtları yere gelmesin. Kemikleri sağlam, kasları güçlü olacak ki dik durabilsinler, dik, omurgalı duruşlar sergileyebilsinler. Doğru yerden enerjiler bulup doğru yerlere, spora, kültüre, müziğe kanalize etmeyi bilecekler. Sonuca yönelecek, bilime inanacak, geri yönde ilerlemeyecekler. “Gözler ileri. Başlar yukarı.”…bu çok önemli.

Yağ bağlamış, dizi seyreder, bilgisayar oyunu oynarken, öğrenmeden testler çözerken farkına bile varmadan filetosu alınmış-jöle kemikli, kassız, damarlarındaki asil kan kötü kolesterolle bulanmış, sağlam kafasız/vücutsuz bir nesil bunca girift iç ve dış sıkıntıyı, yükü, sağlam omuzlayamaz. Hatalarımızdan geri dönecek aklı başlarında, dermanı dizlerinde bulamaz. Öyle olmaz.

Hepimizin malumu. İyi bir yakın geçmiş bırakamıyoruz onlara. Bu topraklar üzerinde çok başka, çok üretken ve dürüstçe, çağdaş ve bütünlüklü bir yaşam şekillenebilecekken, şimdi artık ve yakın gelecekte düzeltebilmemizi umduğum çok yanlış yaşandı. Siz, ben, ortak eksenimizde dönerken, payımıza düşen vazifeler nelerdir, biri, belki budur diye düşündüm, temelde. Evlatlarımızı her anlamda doğru beslemeyi her gün sürdürmek. İçim katıldı benim de hepimiz gibi, geçmişten pay çıkartmak, şimdilerden pay biçmek istedim.

Gelmişken de, sağlıklı Bir "Pay"laşımda bulunmak belki. Çünkü pişirmek yedirmek, büyütmek istemek, evlatlarının büyüdüklerini, yaşadıklarını, iyi, çok iyi olduklarını görmeyi arzu etmek, bunlar öyle annece ki. Öyle annece… Yesinler, büyüsünler. Güzel günlerde büyüsünler. Paylarına düşen, iç huzurlu ülkelerini ilerilere, her alanda ilerlemelerle taşımak olsun.

PAYLI ELMA (Bu tarifi seçtim. Çünkü elmanın içi dolu, oyulup boşaltılmamış. Kendiyle dolu. Sağlıksız olmayan-uyumlu eklemelerle kendine özgü notaları, değerleri ortaya çıkarılmış, belirginleşmiş; yaratıcılık katılmış bir adım öteye götürülmüş, ama kendiyle dolu. Güvenle de kaplanmış. Olmamızı dilediğim gibi.)
8 adet elmanın üst kısımları kapak gibi kesilir, içleri kaşıkla kase gibi oyulur, limonlu suda bekletilir.

Çıkan içler küçük küpler halinde doğranır, her bir elma için <bir yemek kaşığı şeker, yarım yemek kaşığı un, ve çay kaşığının ucuyla tarçın>dan oluşan iç harç hazırlanır, elma içinden küpçükler de eklenip, elmaların içi bu harçla doldurulur.
Elmaların üzerini kapatacağımız pay hamuru için, <yarım su bardağı un, yarım su bardağı tam buğday unu, yarım su bardağı mısır unu, küçük parçalar halinde ve soğuk 100 gr tereyağ, 1 yumurta, çay kaşığının ucuyla tuz ve kabartma tozu> yoğurulur, streçe sarılı halde buzdolabında bekletilir biraz. Elmaların üzerlerini kapatacak büyüklükte ve çiçek, yıldız vs. hoş şekillerde, kalıpla veya ruletle kesilir. Ortalarında, küçük birer kalıpla şekilli birer delik, veya pipetle dört beş küçük delik açılır.

Üzerleri bu hamurlarla çok bastırmadan kapatılan elmalı elmalar fırında, fırın kağıdına dizili halde, elmalar yumuşayıp hamur güzel kızarık bir renk alana kadar 190 derecede orta katta pişirilir. Ilık ya da soğuk servis edilir.

Sağlıklarına.
 

2011-10-24
Bu yazı 1297 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin