Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Patates Püreli Çörek

 

Ev yapımı hamur işlerini çok sevmeme ve pastane ürünlerine tercih ediyor olmama rağmen kendim yapmaya hep üşenmişimdir. Yemesi güzel ama yapması çoğu zaman zahmetli bu tarifler oğlumla mutfağa girmeye başladığımdan beri hayatımıza daha çok yer almaya başladı. Babasının çok hoşuna gitmese de oğlum hamur yoğurma işinde ilerlemeye kaydetmekte. Kaan’ın çörek, poğaçaların yapım aşamasına bizzat iştirak etmesi, onların fırında pişmelerini dakika dakika takip etmesi, sonra da büyük bir afiyetle yemesi bana haftada bir çörek, poğaça ve bilumum hamur işi yapmak için önemli bir motivasyon sağladı.

Bir de Temmuz ayı için annelere çocuk yemekleri ile ilgili güzel bir sürpriz hazırladım. Bu sürprizi de en güzel şekilde sunmak, çocuklar için hem lezzetli, hem besleyici yemekler oluşturmak için son birkaç haftadan beri mutfakta oldukça hummalı bir koşturma yaşıyorum. Birbirinden güzel 25 tarif yakında sizlerle buluşacak. Zamanı gelince bunun duyurusunu da yapacağım.

Tarifler içerisinde beni en çok hamur işleri uğraştırdı. Aşağıda okuyacağınız çöreği tam beş kere denedim. Hiç biri kötü olmadı, ama detaylarla çok kafa yoran biri olarak, acaba şunu bir arttırsam, bunu da 2 azaltsam ne olur merakıyla ellerim hamurdan çıkmadı.

En son yaptığımda uzun bir süre çörek yemek istemediğime karar verdim. İnsan yaparken de doyuyor, bir de tatlarına bakma zorunluluğunuz sorumluluğunuz altındaysa ister istemez yeter oluyorsunuz. Deneyerek en iyisini bulma metodu bana beşinci denemeden sonra fenalıklar geçirtmiş olsa da, Kaan bu durumdan hiç şikayet etmedi. Hepsinin tadına ayrı ayrı baktı ama aralarındaki farkı çok da anlayamadı.

Şimdiye kadar okuduğum çörek tariflerinin büyük çoğunluğunda margarin vardı. Neden acaba? Hakikaten merak ediyorum. Neden sıvıyağ ya da az miktarda tereyağı kullanılmıyor da illa margarin paket paket ekleniyor? Margarinli tarifin tadı tavana da vursa uygulamayı reddediyorum. Ben zaten margarini bizim eve sokmuyorum. Hakkında o kadar çok yazı okudum ki...Çocuk yemek tariflerinin de hiçbirisinde olmasına gönlüm razı gelmiyor. Hem kitabımda da, hem de sitedeki tariflerimde bir tane margarinli tarif göremezsiniz. Çünkü bence bu şey çocuk yemeklerinin yanından bile geçmemeli.

Ben bunları sadece okuduklarıma istinaden yazıyorum. Beslenme uzmanı değilim ama yemekle ilgili bir kitap yazdıysam, yemekle ilgili bir site açtıysam hele hele çocuklara odaklandıysam en sağlıklı seçimlerin hangileri olduğunu bilip, bu bilgiler doğrultusunda hareket etmemden daha doğal bir şey olmamalı inancıyla hareket ediyorum. Bu benim yazdıklarımla ilgili en önemli sorumluluklarımdan biri.

Beslenme uzmanları bu yağla ilgili çok önemli vurgulamalarda bulunuyorlar ki, bir anne olarak yazılanları dikkate almamayı düşünemiyorum bile. Keşke daha çok duyurup, anlatsalar da bu konuda anneleri bilgi bombardımanına tutsalar. Mesa Hastanesi beslenme uzmanlarından Mehtap Bayrak; “Margarin gibi doymuş yağlarla yapılan beslenmede kanda kolesterol üretimi artar, vücuttan atılması ise engellenir. Kanda ihtiyaçtan fazla kolesterol zamanla damar tıkanıklıkları oluşturur. Kullanılmadan karaciğere dönen bir kısmı safra asitlerine dönüşerek ihtiyaçtan fazla safra oluşturur. Bu oluşan aşırı safra asidi, kolonda kanser oluşmasını hızlandırır” diyerek bence korkutucu, bir o kadar da uyandırıcı bilgiler vermiş “Bebeklik ve çocukluk döneminde trans yağ asidinin (margarin) fazla alınması elzem yağ asidi metabolizmasını bozup, büyümeyi yavaşlatabilmektedir.” diye de devam etmiş. Daha ne desin?

Keza Kadıköy Şifa Hastanesi diyetisyenlerinden Nilberk Karaman yine sitemiz için kaleme aldığı yazısında margarini tanımlarken “Margarin, sıvı yağların hidrojenizasyon ( hidrojen ile doymuş hale getirmek) işlemi ile yeni bağ yapmaya açık olan “C” bağlarının (doymamış yağ olarak tabir edilen yağlarda bulunur) “H” ile doyurulması ile elde edilen ve doğal olmayan bir üründür.” ifadesine yer vermiş.

Mail kutumda hiç silmediğim stajını büyük bir margarin fabrikasında tamamlamış kimyager bir bey veya hanım tarafından hazırlanmış “margarini çocuklara yedirme vicdansızlığında bulunmayın” mesajlı bir power point sunusu var. Farklı kişiler merakımı bildiklerinden aynı maili gönderip duruyorlar. Bu sunuda adını vermeyen kimyager margarinin sağlığa ne kadar zararlı olduğunun alenen açıklayıp, margarinin plastikten sadece bir molekül farklı olduğunu belirtiyor. Hidrojene’nin moleküler yapısına hidrojen eklenmiş anlamına geldiğini anlatıp “evdeki plastik kablonuzu eritip, tostunuza sürer miydiniz diye de bir soru yöneltiyor. (Sürer miydiniz?) “Siz yapıyor olsanız bile çocuklarınıza yedirmeyin” diye de sunusunu tamamlıyor. Okuduğum o kadar makaleden sonra bu mail beni hiç şaşırtmadı. Sadece eve margarin sokmadığıma daha çok memnun etti.

Aşağıda moleküler yapısına hidrojen eklenmiş hiçbir malzeme bulunmayan bir çörek tarifi var. Umarım beğenirsiniz. Baharın en güzel zamanlarını yaşadığımız şu günlerin keyfini sağlıkla, doya doya çıkarmanız dileğiyle.


PATATES PÜRELİ ÇÖREK

3 büyük çay bardağı un
1,5 büyük çay bardağı mısır nişastası
½ kahve fincanı sıvı yağ
1 dolu tatlı kaşığı toz maya
1 tatlı kaşığı şeker
1 yumurta akı
4 orta boy patates
1 dolu yemek kaşığı tereyağı
1 bardak süt

- Patatesler iyice haşlanır. Tencereye doğranıp, süt ve tereyağı eklenir. Süt kaynayana kadar ateşte tutulur. Blendırda püre haline getirilir. Tuz da eklenir
- Püre soğuduktan sonra içerisine un, nişasta, toz maya ve şeker harmanı eklenir.
- Yumurta akı ve sıvı yağ da katılıp iyice yoğrulur.
- Oldukça yumuşak ve ele yapışan bir kıvamda hamur elde edilip, 30 dakika kadar mayalanmaya bırakılır.
- Fırın tepsisine yağlı kağıt serilir. Püreli hamurumuzdan büyükçe parçalar koparılıp kenarları elle düzeltilir.
- Topların üzerine yumurta sarısı sürülüp, 150 derece fırında iyice kabarıp, üzeri kızarana kadar pişirilir.

 

2007-05-04
Bu yazı 1504 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin