Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Özel Kadınlar

Kimselere söylemişliğim yoktur ama Kaan’ın bir kardeşinin olmaması bazen içimi acıtıyor. Oğlumun aynı kandan, aynı candan olma; iyi günde, kötü günde sarılacağı, tutacağı, tutunacağı bir kardeşinin olmayacağı ve bu sevgiyi tanıyamayacağı gerçeği bir tokat gibi yüzüme patlıyor zaman zaman.

Tek çocuk olarak, hayatında bir kardeşin eksikliğini hissetme ihtimali ileriki yıllarda karşımıza dikilip “Anne, Baba Neden benim kardeşim yok?” sorusunu sordurabilecek ona. Belki “Beni hiç düşünmediniz mi?” diye yargılayacak bizi.

Gerçekten de şu hayatta iç titreten sevgiler var. Bunlardan en büyüğü şüphesiz evlat sevgisi. Diğerlerini saymaya kalksak kardeş sevgisi ikinci sırada yer alır sanırım. Bu sevginin ne demek olduğunu ben iyi bilirim. Arkamda kapı gibi duran, bazen anne, bazen arkadaş gibi iki ablamın olduğunu bilmek yaşantımdaki en büyük manevi güçlerden biri oldu her zaman. Bakışımdan ne düşündüğümü bilen, gün gelip gözümün yaşını silen, mutluluklarımı paylaşıp, başarılarıma alkış tutan, dimdik ayakta iki güzel insan var oldu hayatımda. Şanslıyım!

Kardeş olmanın kıymetini bilen; şartsız, koşulsuz birbirine el vermiş, sevgiyi tutku derecesine getirmiş üç kızkardeşiz biz. Bu anlamda kardeş sevgisinin değerini bilemeyen, bu şanslarını değerlendiremeyen, sebep her ne olursa olsun bireysel hırsların peşinde koşup kardeşlerini yok sayan, hatta az görüşen insanları anlamama imkan yok. Etrafımda dibine kadar yaşanmayan, o kadar çok sözde kardeşlik var ki...

Ablalarıma benim için yaptıkları birçok şey için müteşekkirim; bana olan desteklerinin dışında çocuğuma verdikleri onca mutluluk, değer için de minnettarım. Teyzeleri ile oğlumun o çok özel ilişkisini seyrederken hem anne, hem de kardeş kimliğimle ne kadar güzel bir üçgenin kenarlarını oluşturduğumuzu düşünüp çok mutlu oluyorum.

Zaten teyzeler hep özeldir, değil mi? Yeğenlerini “canımın canı” diye sevebilecek, “anne yarısı” tanımlamasını gerçekten hak eden kişilerdir onlar. Çocuğunuzu kendi çocuğu gibi benimseyen, koruyanlardır. Onları hayata hazırlamak adına içten çabalayan emektarlardır aslında. Anne sevgisi ve şefkatini içlerinde tüm doğallığıyla taşıyıp, minik insanların güvenini kazanan meleklerdir hatta… Yeğenlerinin her türlü gelişimi için teyzelerin gösterdikleri çaba unutulabilir mi sizce?

Oğlum büyük teyzesinden koşullar ne olursa olsun vazgeçmemeyi, kuvvetli, nazik, iyimser, yaratıcı ve güler yüzlü olmayı öğreniyor. Sakin yaradılışlı bu insanla filozof vari konuşmalar yapıyor, birlikte kitap okuyup, tartışıyorlar. Ablam ona saygıyla yaklaşıyor…

Küçük teyzesinden hayatı sevmeyi, enerjik, neşe dolu ve girişken olmayı; misafirperverliği, özgürlüğü, olduğun gibi olmak gerektiğini öğreniyor. Hayata bir kere gelinir lafını kendine destur edinmiş teyzesiyle kıkırdaşıp koklaşıyor, yeri geliyor, hoplayıp dans ediyorlar.

Onu sanki kendi evlatlarıymış gibi seven bu iki kadın, oğlumun hayatında büyük yer tutuyor. Ona ihtiyacı olan sevgi ve güven ortamını sağlayıp, ileriki yaşamında kullanacağı bir çok değeri aşılıyorlar. Kendi özelliklerini ona yansıtarak hayatına ışık tutuyor; ona “sakın korkma, biz yanındayız, hep seninle olacağız” mesajını veriyorlar.

Ben şahsen Kaan’ın hayatında özdeşim yapabileceği bu iki kadının var olmasından dolayı çok mutluyum, onlarla gurur duyuyorum.

Biliyorum ki; kuvvetli aile bağları çocuğumun yaşantısına çok önemli anlamlar katacak. Sevgiyi ilk olarak ve gerçek anlamıyla ailesinde bulabildiği için kendi de sevgi dolu bir insan olarak yetişecek ve paylaşıldıkça büyümek ne demek öğretecek. Bilecek ki; anne babasının dışında hayatında ona destek, (ve) örnek olacak çok kıymetli insanlar hep arkasında yer alacak.

Çok şükür, kalabalık bir ailede büyüdüğünden, tek çocuk olmakla ilgili bir sıkıntıyı şimdilik yaşamıyor. Hatta “en küçük” eşittir “en kıymetli” olmanın keyfini sürdüğü bile söylenebilir. Birbirine bağlı kocaman bir ailesi var onun.

Çocukların kişiliklerinin oluşmasında; bilgi, (ve) beceri kazanmalarında, sosyalleşmelerinde, kendine güveni tam bireyler olarak yetişmelerinde, kendi anne ve babalarının dışındaki aile bireylerinin de ne kadar büyük katkıları olduğunu, çocuğumun büyümesinin her aşamasında gözlemliyorum.

Diyorum ki; çocuklarımızın sevgi bulacakları ilk yer şüphesiz aile ortamı olmalıdır. Hem çekirdek ailede, hem de akrabalık ilişkilerinde sevgi gören, güven bulan çocuklar, mutlu çocuklar oluyorlar. Kalabalık bir aile ortamında büyüyen çocukların tanık olacakları yakın ilişkiler, yardımlaşma ve paylaşma onlara tahmin edemeyeceğiniz kadar çok artı değerler katacak, onların mutlu ve huzurlu insanlar olarak yetişmelerinde mutlak suretle aracılık edeceklerdir.

Birbirine tutkun akrabalarla çocukların zengin ve tutarlı ilişkilerin olduğu bir çevrede yaşamalarının avantajlarını süreceklerini, daha mutlu yaşayacaklarının garantisini kendi tecrübelerime istinaden verebilirim. Siz siz olun akrabalarınızla ilişkileri her zaman sıkı tutun.

Hele hayatınızda teyzeler varsa eğer, onlara iyi bakın. Çünkü onlar hayatımızda bugün olduğu gibi gelecekte de var olmalarını isteyeceğimiz, el üstünde tutulması gereken çok özel kadınlar.

Sevgi ışığınız olsun.

*Bebeğim ve Biz Ocak/2008 saysısında yayınlanmıştır.

2008-01-07
Bu yazı 1091 kere okunmuştur.

NazlimNazlim

Müthiş, ama müthiş bir yazı, fevkalade doğru noktalar. Bütün kalbimle katıldım Zümrüt. Teşekkürler.

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin