Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Oyun Tedavisi

Oyun tedavisi çocuğun, yaşadığı sorunları, oyun aracılığıyla ortaya koyup, güvenli ve kabul edici bir ortamda analiz etmesi ve yeniden yapılandırarak çözmesine olanak verir.

Bu yetişkinlerin güçlüklerinden, sorunlarından konuşmaları gibi çocuklarında engellenmelerini ve sıkıntılarını oyunla dışa vurmaları, ifade etmeleridir. Oyun terapisi çocuğa, duygularını, çatışmalarını açık bir şekilde oynayabileceği, kişiliğini en açık biçimde ortaya koyabileceği bir ortam hazırlar.

Oyun tedavisinde yönlendirici ve yönlendirici olmayan olmak üzere iki yöntem vardır. Yönlendirici oyun tedavisinde oyunu yapılandıran, yönlendiren ve yordayan psikoterapisttir. Çocuğun yaşadığı sorunların niteliğine bağlı olarak oyunun içeriği planlanır, buna uygun oyuncaklar seçilir ve oyun sırasında çocuk yönlendirilir. Bu tip oyun tedavi yöntemi daha çok rehberliği içerir.

Yönlendirici olmayan oyun tedavisin de ise psikoterapist oyunun yönetimini ve yükümlülüğünü çocuğa bırakır ve oyunda çocuğun yanında olur. Yönlendirici olmayan oyun tedavisi hem çocuğun yaşadığı sorunların tanımlanmasında, hem de bunlara yine çocuğun seçtiği oyunlarla çözümler bulunmasında etkin bir şekilde kullanılır.

Oyun tedavi yöntemleri psikolojik ve duygusal sorunları olan çocuklarda kullanılabildiği gibi fiziksel ve zihinsel engeli olan çocuklarda da etkili bir şekilde kullanılabilir.

Her çocuğun içinde kendini mükemmel bir şekilde gerçekleştirmeye yönelik büyük bir güç vardır. Bu güç olgunlaşmaya, bağımsızlaşmaya ve kendini yönetmeye yönelik bir dürtüdür. Çocuk bu mükemmelliğe doğru azimle ve yılmadan yol alır.

Bitkilerin dengeli ve en iyi şekilde büyüyebilmeleri için verimli bir toprağa, güneşe ve yağmura ihtiyaç duymaları gibi, çocuklarda kendilerini gerçekleştirebilmek için başkaları kadar kendileri tarafından da eksiksiz ve koşulsuz tam bir kabule ihtiyaç duyarlar.

Çocuk kendini gerçekleştirme sürecinde engellenmelerle karşılaştığında, direnç, gerilim ve çatışma içine düşer. Bu durumda içindeki bu kemdini gerçekleştirme dürtüsünü iki şekilde doyuma ulaştırmayı seçer. Ya dış dünyayla savaşacaktır. Ya da en az mücadele yolunu seçip içsel dünyasını gerilere itip içe dönecektir.

İki şekilde de çocukta uyumsuz davranışlar ortaya çıkacaktır. Ya sosyal kurallara dirençli, kavgacı ve inatçı bir tutum izleyecek, ya da sosyal iletişime kapalı, içe dönük, utangaç ve cesaretsiz olacaktır.

Bu sorunların çözümü için çocuğun yeniden içinde var olan kendi olma ve uyum gösterme yeteneğini fark etmeye ihtiyacı vardır. Yönlendirici olmayan oyun tedavi yöntemi çocuğa serbest oyunla varolan iyileşme gücünü keşfetme olanağı sunar.

Oyun tedavi odası verimli yeşerebilme bahçesidir. Çocuğun en önemli kişi olduğu bu oda da durumların ve kendinin yönetimi ondadır. Ne yapacağını kimse ona söylemez, yaptıklarını kimse eleştirmez ya da ödüllendirmez. Kimse ona fikir vermez içsel dünyasına girmeye çalışmaz. Ne hissediyorsa söyleyebilir, istediği kadar nefret edebilir, sevebilir ya da ilgisiz kalabilir, tamamen koşulsuz kabul edilir. Oyuncaklarla istediği gibi oynayabilir, istediği role girebilir.

Çocuk oyun odasında kendi kanatlarıyla uçabileceğini anlar. Fikirlerini test eder, kendi yönünde bir insan olmayı öğrenir. Kişilere, olaylara, olgulara ve gerçek dünyaya eşit olarak bakar. Kendi içsel dünyasını yaşar. Oyun tedavisindeki koşulsuz kabul, izin vericilik ve arkadaşça bir terapistin varlığı, çocuğa güven verir.

Çocuğu ve tedaviyi korumak adına getirilen sınırlar ise çocuğun gerçek dünyadan kopmasını önler. Terapistin çocuğun oyunlarına katılımı çocuğun özgürce davranma istediğini ve güven duygusunu ödüllendirir.

Çocuğun oyun tedavisinde serbest olması, iç dürtülerini tatmin etmesi için çocuğu yüreklendirir. Çocuk olgunlaşmasını engelleyen sınırları ortadan kaldırarak tatmine ve olgunluğa ulaşır. Yürüyebilen bir çocuğun emekleyen bir çocuktan daha ileriye gidebilmesi gibi; psikolojik olarak özgür olan çocukta daha yaratıcı, daha yapıcı, ve daha uyumlu olur.

Oyun tedavisi bir eğitimden çok, çocuğun kendini iyileştirme gücünü fark etmesidir.

Uzm. Psk. Mustafa Sungur

2006-12-25
Bu yazı 1897 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin