Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Okullu olduk

Burada, yani Sydney'de (veya Avustralya genelinde) eğitim yılı Ocak sonu başlar. Aralık ayının ilk haftalarında da son bulur. Toplam 4 dönem vardır ve bu dönemler ikişer haftalık tatillerle ayrılmıştır. Bu bilgi karşısında Türkiye’deki 3 aylık yaz tatili ne kadar da cazip geliyor değil mi? 4,5 ile 5,5 yaşları arasındaki çocuğunuz ilkokul birinci sınıfa başlamadan evvel o okulun anaokuluna gitmesi de mecburidir.

Anne, baba olarak Lara’yı ilk başta acaba bir sene sonra mı
versek diye düşündük, hani tam 5 yaşında olacağından sınıfın
en küçüğü mü olur diye kaygılandık. Hatta okula gidip kaydını yaptırırken bu konu üzerinde bir hayli konuştuk ama okul yönetimi bize anaokulu için 5 şube yapacaklarını dolayısıyla kendisinden de küçük çocukların muhakkak olacağını belirttiler. Böylece bizde gönül rahatlığı içinde kızımızı anaokuluna 2007 de başlatmaya karar verdik.

Sonraki tereddütümüz acaba özel okula mı versek, yoksa mahalle ilkokuluna mı oldu. Buradaki özel okulların hemen hemen hepsi, kız erkek ayrılmış durumda (kızlarla, oğlanların öğrenme seviyelerindeki farklılıktan dolayı ortaya çıkmış). Bu benim çok da hoşuma gitmiyor açıkçası ve ilkokul döneminde (1-6 sınıflarda) verilen eğitimin çok da farklı olacağına inanmadığımdan dolayı ilkokul boyunca mahalledeki ilkokula devam etmesini, liseye geçtiğinde özele geçirmeye karar verdik.

Bir anne olarak başka endişelerim de vardı. Daha evvel kırmızı ve yeşil renklerini hiç sırtına takmamış bir kız olarak her gün bu renkleri içeren üniformasını giymeye nasıl ikna edecektim ve zaten yemek konusunda mızmız olan kızımıza her teneffüs ve öğlen için ne hazırlasam da yese gibi… Ama bunları bir şekilde atlatabileceğimizi umud ediyordum… Belki diğer arkadaşlarını gördüğünde hırgür çıkarmadan giyinir, yer içer!

İşte tüm bunun bilinci ile 1 hafta evvel anaokullu olduk. Sabahları gayet mutlu mesut kalkıyoruz, giyiniyoruz, kahvaltımızı ediyoruz. Teneffüs ve öğlen yemekleri hazırlanıp çantasına yerlesiriliyor ve karşı komşumuzun da aynı anaokuluna ama başka şubeye giden kızını da alıp, sırtımızda kendileri büyüklüğünde sırt çantaları ile okula yürüyerek 15 dakikada varıyoruz. Vardığımızda çocuklar çantalarını sınıflarının önüne koyuyor sonra bahçede ikişer kişilik sıra haline giriyorlar. İlk iki gün ne giyimde, ne yemekte hiçbir problem yaşamadık. İkinci günün sonunda okuldan eve dönerken Lara bana içimi burkan, ama nasıl yardım edebileceğimi bilemediğim problemini anlattı.

Sınıfındaki kıvırcık saçlı kızla arkadaş olmak istiyormuş ama o sadece sarı saçlı kızla konuşuyormuş, hiç kimse bizimki ile konuşmak istemiyormuş…Hay Allahım şimdi bu problemi nasıl çözümleyeceğiz? Nasıl anlatsam acaba sınıfındaki 20 öğrencinin de hemen hemen aynı duygular içerisinde olduğunu, hepsinin de çekingenlik gösterdiğini, içlerinden muhakkak bir tanesinin de kendisi ile arkadaş olmak için can attığını nasıl kabul ettirebilsem acaba?

Devamı daha sonra

2007-02-08
Bu yazı 963 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin