Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Newton

Food for thought: Düşünce için gıda. Veya düşünce besini, öyle diyelim, daha doğru. Bu yazının konusu bu. Ve bu yazı da öncekiler gibi iki eksende dönecek yine. Çocuk annesi olmak, bir de yemekle büyümek arasındaki ilişki eksenlerinde.

Düşüncelerimiz de tıpkı çocuklarımız gibi doğru şeylerle beslendikçe büyürler, sağlık sıhhat ve enerji kazanırlar. Yanlışsam, beni düzeltin. Yetersiz ya da dengesiz beslenmiş, belli ki gıdasız kalmış düşünceler, karşınıza çıktıklarında güdük gelmiyorlar mı size de. Hayata bakışlara, hayat görüşlerine, nihayetinde bütün hayata yayılıp yansımıyorlar mı sonra da.

Bilim adamları artık biliyorlar ki birşey düşündüğümüzde beynimiz, onların pencere olarak ifade ettikleri birşeyi açan ve bizi değiştiren kimyasallar yaratıyor. Nöropeptitler. Düşünce sona erdiğinde pencere kapanıyor. Okuma iştahı olmalı ki bu pencerelerden düşünce odacıklarına geçebilsin besinler. Düşünceler süreklilik kazansın. Uzasınlar genişlesinler derinleşsinler.

Okuduklarımız, bir bildiği olanlardan kaptıklarımız, önümüze sunulan bir kaynak, dışımızdaki hayatlardan kulak misafiri olduklarımız..bunlar besler, harekete geçirir düşünce sistemlerimizi. Daha önce hiç düşünmediğimiz konular üzerine düşünceler üretmeye, onları genişletmeye sevkederler bizi. Bunları yutup sindirebildikçe düşünce odacıkları inşa ederiz, koridorlarla birinden birine geçişler oluşturur, içlerini dayar döşeriz. Köprülerle uzaktakilere bağlar, bazen kat çıkarız. Nişleri doldururuz. Ya da baktık ki sorun teşkil ediyorlar, aradaki duvarları kaldırırız. Zaten Sir Isaac Newton dememiş mi, “Çok fazla duvar, buna mukabil çok az köprü inşa ediyoruz” diye. Başına bir “elma” düştüğünde bu düşünce besininin peşinden giderek Evrensel Yerçekimi Yasası’nı kuramlaştıran bu önemli adamdan bu yazıda özellikle bahsetmeliydim. Food for thought’a manidar bir örnektir.

Milyonlarca kişi bir elmanın ağaçtan düştüğüne tanık olmuştur, bir tek o neden diye sormuştur çünkü. (Neden elma doğruca yeri boyluyor da Ay orada mutlu mutlu yörüngesinde seyrediyor). Ve “düşünce, elma düşünce oluşmaya başlamıştır”. Kastettiğim tabii “başka türlü” besindi ama Newton’un elması tümünü kapsayıcı bir simge oldu. İyi oldu.

Ne diyordum...Bu düşünce nüveleri işte, birbirlerine eklene eklene, ve biz onları yürüttükçe de genişlemek, içleri dolmak suretiyle, paradigmamızı meydana çıkartırlar. Artık bu hazır değerler bütünü üzerinden değerlendirmeler yapar, bu değerler dizisini referans alarak anlarız, sonuçlara varırız. Bir de tabii yorumlarız. Bazen yeni bir besin kaynağıyla karşılaşırız bir yerlerde, anlarız ki çerçevemiz darmış meğer veya eğreti duruyormuş duvarda, hmmm o vakit tüm referans sistemimizi sil baştan elden geçiririz. Böyle yürür düşünceler diyarında işler. Tam da bu sebepten, güzel kitaplar okuyabildiğimde, güzel yemekler yemişim de, yaramış.. gibi hissederim. Son zamanlarda daha az toz alıp :^) daha çok kitap okudum. Şansım yaver gitti hep de güzel bilgiler kaptım. Bu düşünce besinlerinin, Hansel’in bıraktığı ekmek kırıntıları gibi, izini süre süre yolumu bulmaya devam ediyorum. Kitaplar okumak...Okumaya hız vermek...O kadar önemli ki bunlar.

Çiçekler böcekler hiç değiller ama, denden içinde zenginleşmek.. ve bilmek mecburiyetindeyiz biz insanoğlu. Mutlaka ki. Bilmek önceden görebilmektir. Önceden görebilmek de “–ebilmek”. Yapabilmek edebilmek.
Biz okumalıyız ki, hayat canımıza okumasın. Eğitimin pahalılığından dem vuranlar var. Cehaletin bir ömür boyu ne kadar pahalıya mal olduğunu düşünmeye davet ederim onları. Hatta nesiller boyu. Okumayınca olduğu yerde sayılıyor, bu iki kere iki dört. Ve Atatürk’ün şu sözleri var: “Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz. Yerinde duran birşey ise geri gidiyor demektir. Bundan işte hep, o bir adım ileri ama iki adım geri gitmeler..ah!

Oğluma o daha bebekken kitap okumaya başladım. Gündüzleri ayrı, ama her gece uyumadan önce mutlaka. Bu işi biraz fazla sevdi, okuduklarım uykusunu getirmek yerine uykusunu açtı hep, merakını kabarttı ki bu da ardı kesilmeyen sorular, sohbetin sohbeti açması, sarkan uyku saatleri demekti. Olsun. Bunun fayda zarar analizini şimdi yapamayız. Ölçemeyiz henüz. Belki okuma iştahı da ayrı yarıyordur. Zaman gösterecek. Bakalım bu meşe palamudu ileride nasıl bir meşe ağacına dönüşecek :^) Ama şu kadarını şimdiden biliyorum ki, artık kendisi okuyor ve bu çocuk okumayı gerçekten seviyor. O da benim gibi, babası gibi, kitapçıda zamanın nasıl uçtuğunun farkına varmıyor. Müdavimi olduğu iki kitabevi var, tanıyorlar onu, adını biliyorlar ve gördüklerine her defasında seviniyorlar. O da öyle. Dostluk kurdular hatta. Bu beni ziyadesiyle mutlu ediyor.

Yeni kitaplarını alırken mutluluğunu yüzünden okuyabilirsiniz. Kokularını içine çekiyor. Eve gelmeden yolda okumaya başlıyor. Elinden bırakmıyor. Çok tatlı bir hali var. Her bitirdiği kitap ona yeni artılar katıyor ben görüyorum. Okuyanın hali bir başka. Ve aman Tanrım, bugünün çocukları ne şanslılar. Harika kitaplar var. Harikalar.

Ben çocukken her Cumartesi, hiç unutmuyorum, babam elimden tutardı, kitabevine götürürdü beni. Çok severdim o düzeni. Okuduğumu doğru anlayabiliyor, güzel düşünebiliyorsam, güzel konuşabiliyorsam doğru yazabiliyorsam hep o günlerden geliyor. Teşekkür ederim bunun için baba.

Einstein “Karşılaştığınız sorunları, onlarla karşılaşmış olduğunuz düzlemde kalarak çözemezsiniz„ diyor. Başka düzlemlere nasıl geçilebilir. Hatta başka düzlemler de olduğunun farkına nasıl varılır. Okuyarak. Okuyarak varılır. Okudukça, bilgiyi temelsiz safsatadan ayırt edebilerek. Bizi okumak kurtarır bir tek. Aile boyu okumak.
Düşünceleri gıdasız bırakmamak.

Yazının sonunda gökten üç “elma“ düşer. Biri anlatana, biri dinleyene, biri de yazının kahramanına. Umarım yakalayabiliriz. Neden sorusunu sorar, cevapları bulabiliriz.

Nazlım
 

2007-07-19
Bu yazı 1170 kere okunmuştur.

Nazlım'cığım; Yine harika bir yazı :) Ben elmayı yakaladım. Aile boyu okumaya devam.

NazlimNazlim

Zümrütcüm :) çok teşekkür ederim. Yorumların bana daima güç veriyor. Okumaya devam ya. Ve evet aile boyu. Sağlık ve zindelik için günde bir elma diyorlar, zinde akıllar sağlıklı bilgiler için de günde bir değil tabii ama mümkün olanın en üstü sıklıkta kitap. Elmalar ve kitaplar..Bunları yapabilirsek ve ömürlerimize yayabilirsek fevkaladenin fevkinde birşey olur. Sevgiler.

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin