Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Nereden Nereye...

Geçenlerde havuza götürmeyi istemedim diye tepinerek ağladı. Halbuki bırakın tepinmeyi sık ağlayan bir çocuk bile değildir kendisi. “Oğlum bugün olmaz, işim var, hem biliyorsun sevmiyorum şu havuz işini...” desem de gözünden yaşlar süzülerek akmaya devam etti... Meğer biri varmış, benim cool oğlan onu çok beğenirmiş, havuzda buluşma programı da bu yüzdenmiş... Çok açık vermemeye çalışsa da anladım! Dokuz yaşındaki tatlı sert erkeğim ilk heyecanın kıpırtılarında, küçük kalbi malum sebepten bir farklı çarpmakta...

“Söz verdim Anne, lütfen Anne, hani söz tutulurdu ya Anne” deyince kıyamadım. “Şimdi hayır demeyi beceremezsen sonra çok zorlanırsın” diye ders verenleri bir kere daha tınmadım. Çünkü gerekli ve geri dönülmez hayırların zamanı, annelik içgüdülerimin güvencesinde. Zaten, sıklıkla her şeye sarf edilen “hayır” çocuk için anlamsız bir kelime....

Havuzda benimkinin utangaç tavırları yüzünden küçük hanımla yan yana gelebilmeleri 30 dakikayı buluyor. Şaşırıyorum, sempatik, dinamik ve girişken Kaan evde kaldı herhalde! Bu sürede düz, ters, yan, uçarak her şekilde suya atlayıp yan gözle de arkadaşını kesiyor. Sonrasında beraber yüzme, gülme, kovalamaca ve muhabbet geliyor. Onunlayken nasıl kahkahalar attığını, nasıl bir centilmen haline geldiğini, ve baya bir kur yapma durumuna geçtiğini aval aval seyrediyorum. Bu küçük erkek daha dün benim kucağımdaydı, şimdi bir kızın peşinden koşuyor. Bu film yoksa biraz hızlı mı ilerliyor?

Sabahları parfüm sıkmasının, kahvaltısını pek acele bitirmesinin, ekstradan bir hop zıp durumunda olmasının jetonu daha yeni düşüyor bende. Canım oğlumun ilk heyecanıymış işte. Beklerken okurum diye elime aldığım kitap çoktan yanıma düşmüş. Şaşkınlığımın yerinde bir tebessüm, iki çocuğun bu kadar mutlu hallerinin insana verdiği huzur evdeki küçük çaplı kıyameti çoktan unutturdu bile, içgüdülerim yine haklı çıktı işte.

Çocuklar arkadaşlarıyla beraberken tabi ki daha neşeli, onlara mümkün mertebe sıkıntıdan offf dedirtmemeli. Keza, yalnızlık hayatın her döneminde tehlikeli... Bakın etrafınıza sağlam kişiliklerin arkasında hep mutlu bir çocukluğun manevi desteği, bu dönemde yaşanacak her güzel anı onların geleceği için çok ama çok değerli.

Birikmiş olumlu hatıralar çocukların sağlam yetişkinler olmasında etkiliyse, o zaman mutlu çocukluk için sevgi, güven ve ilgi dolu zamanı anne baba olarak onlara sağlamak bizlerin en doğal görevi. Değil mi?

Havuz başındaki 2 saat bugünümüzün gelecek kaygısıyla hiç edilmemesi gereğini bu sefer kendime hatırlatıyor. Seyir ve tebessüm safhalarından sonra üzerime çöken ağırlık yetmezmiş gibi gözümün önüne geçmiş günlerden anılar dikiliyor. Hafiften bir hüzün, kirpiklerimi titretirken, kafamdaki ses “Geçen hiç bir an bir daha geri gelmeyecek, en güzeli hayatla arada dalga geçmek... Bazen de iki çocuğun kıkırdamalarından bile hayata dair bir şeyler öğrenmek... “ diyor. O ses zaten hep doğru şeyler söylüyor. Çocuğum yine bana önemli bir ders veriyor. Kızıyorum kendime şu hayatta rahat ve umursamaz olamadım diye...Havuz, aşk, paylaşım derken nereden nereye...

Biliyorum, küçük kalbi birkaç günlüğüne de olsa farklı çarpan oğlumun ilk heyecanı çok uzun sürmeyecek. Ama o büyüyünce gerçekten kör kütük aşık olacağı günlerde gelecek... Dilerim yaşayacağı her aşk sevgide cömert, saygıda kusursuz ve karşılıklı olsun. Aşk onu güldürsün yüksek sesle ve aşk düşündürsün “biz” olabilmek ne güzel bir şey diye. Aşk öğretsin gözüyle konuşmayı, dokunarak anlatmayı. Aşk büyütsün içindeki özel çocuğu ilgiyle. Ve gerçek aşk lazım, hatta mecbur ve sonsuz olsun onun için... Dilerim güzel kalbi sıcacık kalsın hep sevgiyle...

*Bebeğim ve Biz Temmuz 2011 sayısında yer almıştır
 

2011-06-26
Bu yazı 1874 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin