Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Minyon ama Dev

Ortaokula yeni başlamışım, sınıfın en minyonlarından olduğum için öğretmen en öne oturtmuş beni. Sorun yok, zaten en önden her şeyi daha iyi anlıyorum.

Kendi halinde, arkadaşlarıyla iyi geçinen, sessiz, tatlı bir kızım işte. Okulla, derslerle ya da herhangi başka bir şeyle sorunum yok. Evde, okulda seviliyorum, hır gür yapmamı gerektirecek bir sorunla baş etmiyorum. Ta ki sınıftan bir çocuk ısrarla benimle alay etmeye başlayana kadar...

Neden kafayı bana takmış bilmiyorum, bücür deyip duruyor. Haftada birkaç defa tekrar edip keyifli teneffüs saatlerimi berbat ediyor. O yaşta takmamak nedir bilinmiyor. Kalp çabuk zedeleniyor.
Evde anneme, ablamlara bu çocuk var ya... diye dudak büküyorum...Aman üzülme, uzarsın diyorlar. Ama elimde değil kırılıyorum. Beni neden anlamıyorlar?
Bu kaba çocuk o kelimeyi söyledikçe sanki her gün daha da küçülüyorum. Mutsuz oluyorum ve bu durumla nasıl başa çıkabileceğimi bilmiyorum.

Aylar geçiyor, sınıfta herkes çok hızlı büyürken ben halen ufak tefek kalıyorum. Çocuğu her sabah görmek canımı sıkıyor. Hayır bücür değilim ben diyeceğim ama miniğim işte. Cesaret edip “bak yeter ama haa” diye çıkışamıyorum, onun gibi olup sen de kara bir böceğe benziyorsun diyecek kadar kabalaşamıyorum. Evde sert çıkan olmamış bana, söz düellosu nasıl bir şeydir ki acaba?

O seneden bana hatıra sonraki seneler boyuncu takıntı yapacak bir konu başlığı çıkıyor. “Eyvah ben kısayım!”. Ve o çocuğu sevgiyle hatırlayamıyorum.
Sizinle hiç alay edildi mi bilmiyorum ama çocuklukta yaşanan bu gibi olaylar şimdi anlamsız gelse de, o zamanlarda insanı çok etkiliyor. Bazen okula gitmek bile gelmiyor insanın içinden. Alay başlığını önemsememeyi, bununla nasıl başa çıkılacağını kestiremiyorsunuz. Şimdi irdelediğim zaman çocuk için bile olsa süreklilik arz eden kızdırma ve alay etmenin sözel şiddetin bir boyutu olduğunu anlıyorum.

Geçen hafta Kaan’la katıldığımız bir okul gezisinde yaşadığımız bir olay da etkilenilmeyecek gibi değil. Çocuklar grubun minyon ve çalışkan çocuğuyla hem bücür hem de inek diye alay edip duruyorlar. Sinirleri bozulan çocuk basit bir şeyi bahane edip resmen ağlama krizine giriyor. Yanında Kaan’ı gördüğümde azıcık telaşlanıyorum. Benim oğlum mu incitti çocuğu diye yaklaştığımda aslında Kaan’ın tamamen teselli eden rolünü üstlendiğine şahit oluyorum. Benimki aynen şöyle diyor; “Bak oğlum, onların gözlerinin içine bakarak bu söylediklerinin hoşuna gitmediğini söyle. Gözlerine bak ama, bak ki hem kızdığını hem üzüldüğünü anlasınlar.”

Yeni evimize taşındığımız zaman sitedeki çocuklar saçları uzun diye Kaan’la alay ettiklerinde, benim ona söylediklerimin aynılarını bu sefer o başka bir mağdura aktarıp çocuğa kendine güven ve güçlü olma mesajlarını iletiyor. Ahh o minik de Kaan’ı dinlerken hem içini çekerek ağlıyor, hem de elinde en az 3 topluk koca dondurmasını yalamaya devam ediyor. Ama çalışkan olmak suç muuu diye dönüp bana soruyor? “Olur mu hiç, çok gurur duyulacak bir şey, sakın bakma sen onlara” diyorum.

Ona üzülüyor, öbür çocuklara kızıyor ve benim oğlumla gurur duyuyorum. Hoş beş derken yaşlar dinip, dondurma bitiyor. Tekrar oyun oynamaya giderlerken inek ve bücür kelimelerinin o çocuk için seneler boyunca sevimsiz anlamları olacağını ben biliyorum. Yine de o gün mevcuda katlanmak yerine, direnmek gerektiği konusunda bir fikir sahibi oluyor bence.

Diğer çocuklara sinir olsam da onların da halen çocuk olduğunun farkındalığıyla ile günün son konuşmasını yine oğlumla yapıyorum; “sen sen ol, kalp kırma oğlum”. Başkalarını kötü hissettirerek yalandan mutlu olmanın zalimlik olduğunu hiçbir zaman unutma!

Bedensel özelliklerle, dış görünüşle, hatta konuşma tarzıyla alay etme çocukluklar arasında maalesef çok sık rastlanılan bir durum. Bir çocuğun zayıf, şişman, uzun, kısa, olması, gözlük, işitme cihazı veya diş teli kullanması, kekeme olması alay konusu olabiliyor. Ailelerinin alaya taviz vermeme konusunda duyarlı olmasını diliyorum.

Çocuklara bu şekilde liderliğe oynamanın yanlışlığını, kimseyle alay etme, kişilere küçük düşürücü isimler takma hakkımızın olmadığını anlatalım. Kaba ve çirkin sözlerin ne kadar kırıcı olabileceğinin altını çizelim. Ya sana deselerdi diye başlayalım söze. Fiziksel bütünlük veya güzelliğin ötesinde önemli olanın insanın kalp, ruh güzelliği ve sağlam karakteri olduğunu açıklayalım. Şefkatli, nazik olmayı yaşatarak öğretelim. Evde onlara hep güzel hitaplarla seslenelim. Örnek olalım ki, bireysel farklılıklara karşı saygılı ve hoşgörülü yetişsin çocuklarımız.

Bunları yaparak değişmeyecek fiziksel özelliklerden ötürü alay edilen çocukların bunun üzüntüsünü duymamalarını sağlamaya bir katkımız olur şüphesiz. Kim bilir bizim duyarlı çocuğumuz sayesinde bir çocuk acı bir deneyim sahibi olmaktan kurtulur çünkü çocuklar her anlamda birbirlerinden etkilenir. İçlerinden biri bile yanlışlığı diğerlerine anlatırsa durum değişebilir.

Ben mi? Evet, görünüşte minyon ama içimde dev bir kadınım ben.

*Bebeğim ve Biz Temmuz 2013 sayısında yer almıştır 

2013-08-02
Bu yazı 2843 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin