Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Merhaba

Selamlar;

Ben Burcu,  32 yaşında Derin kızın annesi ve Mehmet’in eşiyim. Beyin Cerrahisi uzmanıyım ama şu sıralar sadece evimin kadını ve Derin’in annesiyim. Kızımı kendim büyütebilmek için ücretsiz izin aldım ve bir süre daha onunla vakit geçirmek istiyorum.

Hikayenin bu kısmı 2007 Ekim sonunda sevgili kocamla tanışmamla başlıyor. O kısımdan daha sonra bahsetmek isterim zira aslında asıl hikaye o...

Öncesi ise kitap önsözü cümleleri ile şöyle anlatılabilir; 1979 Mayısında güneşli bir bahar günü doğdum. Çalışan anne çocuğunun kaderini paylaşarak anneanne, babaanne ve dedelerle ama anne babamdan uzak şehirlerde bebeklik ve çocukluk dönemini geçirdim. Belki de bu yüzden işi gücü bırakıp kızımı kendim büyütmek istedim. Tabii en önemlisi imkanım da vardı, olmasa bende birçoğumuz gibi sabahları kızımı öpüp koklayıp yollara düşecektim.

Sonrası asker olan babam nedeniyle Kars, Ankara, Gaziantep, Tekirdağ, Erzurum yani memleketin dört bir yanından yol hikayeleri... Üç farklı ilkokul, üç farklı ortaokul sonrası lisede kapağı İstanbul’a atıp yatılı okul hayatına geçişim...

Yatılı okul yıllarını düşününce bir yanım "ben okuma yazma bilmeyecek de olsa çocuğumu asla yatılı okula göndermem" derken, diğer yanım "yatılı okul, yatakhane falan tadı da başkaydı" diyor.

Sonra Eskişehir’de 1996 da başlayıp tam 6 yıl sürecek uzun Tıp Fakültesi eğitimi. Okul, dersler, sınavlar, insan vücudunun bilinmezine yapılan yolculukların yanı sıra ergenlik ve kendi benliğine yapılan daha da zorlu bir yolculuk.

 

Bu altı senenin sonunda bir tuhaf dönem tam “okul bitti ohh” hissine kavuşmuşken Zonguldak Gökçebey’de başlayıp İstanbul Maltepe’de devam eden mecburi hizmet dönemi. Sağlık ocağı ve 112 ambulans hekimliği... Renkli, neşeli ama bir o kadar gergin günler sonrasında 3. TUS (tıpta uzmanlık sınavı, doğrusu doktorun ateşle imtihanı) denemesi ve ZAFER!!!

Zafer derken sanmayın ki rahatlama! Daha da uzun sürecek olan İzmir’in nadide üniversite hastanelerinden birinde tam 6.5 yıl Beyin Cerrahisi uzmanlık eğitimine başlama.

Bu dönem gerçekten uzun, yorucu, zorlu bir dönemdir biz doktorların hayatında ve benim içinde öyleydi. TUS tan çıkmış, hırpalanmış, yorgun bedenim bir anda kendini daha da ağır sorumluluklar altında ezilir buldu. Bu ilk dönemde zihnen yorulmazsınız çünkü sizden düşünüp karar vermeniz değil, söyleneni yapmanız beklenir. Nöbetler yorgunluk, uykusuzluk derken zaman geçer ve “söyleyen” olup bir de zihnen, ruhen yorgunluklar yüklenirsiniz. Artık insan hayatının sorumluluğu vardır omuzlarınızda. İnsanlar çocuklarını, anne babalarını “önce Allah’a, sonra size emanet ettik” diyerek teslim ederler. Bu uzun, yorucu, zorlu yolculuk sonunda bir meslek sahibi olursunuz ama bir de bakmışsınız 30. yaş gününüzü kutluyorsunuz. Liseden birlikte mezun olduğum arkadaşlarım işlerini oturtmuş, hayatlarını kurmuşlarken ben onların seneler önce yaşadıkları tedirginliklerle hayata yeni başlıyor gibiydim.

Her şeye rağmen bu dönemi gerçekten sevgi ile hatırlıyorum aslında çünkü çok sevdiğim mesleğimi ve daha da çok sevdiğim kocamı verdi bana. Evet kocamla bir acil servis nöbetinde tanıştık ve bugünlere geldik. Bahsettiğim gerçek hikaye yani Dr. Burcu’ dan daha gerçek eş olan, anne olan Burcu’nun hikayesi bir daha ki yazının konusu...

Sevgiler
 

2011-08-16
Bu yazı 1858 kere okunmuştur.

ASLI U.Y.ASLI U.Y.

Bayıldım! Heyecanla devamını bekliyorum

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin