Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Lütfen!

Sabah uyanınca ne yaparsınız? Önce çocuğunuzu öper, koklarsınız. Sonra duş alır, giyinir, giydirir bir güzel kahvaltısını ettirirsiniz. Genelde vakit olmaz ama mümkünse gazetelere bir göz atıp, yollara düşersiniz. Kötü aklınıza gelir mi? Kimsenin başına gelmesini istemeyeceğiniz bir şey bize denk gelir mi acaba diye düşünür müsünüz?

Biz de düşünmedik, aklımıza da getirmedik iki Ağustos sabahı. Kaan okul çantasını hazırlarken heyecanlıydı. Öğretmenleri bahçeye havuz kurmuşlar, yüzüp, oynayacaklarmış arkadaşlarıyla. Yol boyunca bit kadar havuza nasıl atlayacağını, nasıl yüzeceğini, onun tabiri ile arkadaşlarına nasıl splash yapacağını anlattı. Okulun kapısında da sarılıp vedalaştık.

Ofiste çoğu zaman yaptığım gibi saçma sapan şeylere kafayı taktım. Kötü bir baş ağrısı ve aşırı bir gerginlikle her şeyin ucundan tutmaya çabalayıp neticede kocaman bir hiç yaparak öğlen bir gibi oğlumu okuldan aldım. Okul çıkışı ofis ziyaretine o gün hayır diyemedim. Ofise döndük beraber. Bir saat kadar oynadı. Teyzeyi, dedeyi gördü. Güldü, güldürdü.

Eve dönerken akşam yemeği için sebze almaya manava uğradık. Torbalarla taksiye bindik. Bizim evin sokağı tek yön. Ofis yolundan gidiş ara yollardan çok daha kestirme ve kolay olduğu için çoğu taksi takmıyor ve hangi yoldan gidelim diye sormadan ters yola giriveriyorlar. Ne yalan söyleyeyim; bu kadar zaman benim de; "hayır, bu yol ters, aşağı yoldan gidin" demişliğim olmadı. Bundan sonra kesin olacak.

Evimizin önüne geldiğimizde taksi ücretini ödedim. Hava sıcak, kapıyı açtım. Kaan'ın koluna sağ elimle yapışıp, sol elimle paketleri almak için hamle yaptım. Yapmaz olaydım, elim gevşedi herhalde. Oğlan benden kurtulup, yola fırladı ve maalesef doğru yönden gelen taksi hızla çarptı.

Sadece adını haykırabildim. Belki 2, belki 4 saniyede oldu her şey. Benim için ağır ama çok ağır bir çekim gibiydi gerçi. Görüyorum olan biteni ama bir şey yapamıyorum. Arkasından koşamadım, uçup onun yerine konamadım, zamanı durduramadım. O an gözlerimden başka tüm uzuvlarım kilitlendi. Çok çabuk oldu her şey.

Tam hatırlayamıyorum ama attığım çığlığa babası indi aşağıya. Tanrı'ya şükür evdeydi. Oğlum ağlıyordu, bizi getiren taksiye binip, en yakın donanımlı hastaneye götürdük. Acil serviste gereken müdahalelere başladılar hemen.

Babası elinden geldiğince kuvvetli olmaya çabalıyor. Gözlerini Kaan'a kilitlemiş, sözleriyle yüreklendirip, ellerini sıkı sıkıya tutuyor. Ben tepinip duruyorum. Korku, vicdan azabı, yakarma, merak her şey birbirine karışmış. Duyduğum; "kontrollü olun, oğlunuzun size ihtiyacı var" sesleri. Tüm doktorlar çocuğumun başına toplanmış problemleri tespit etmeye çabalarken nasıl sakin olunabilir bilmiyorum. Arkadan Kaan "anneee" diye ağlıyor. Kendimi top gibi yanına atıyorum, üçümüz kenetleniyoruz. Esim bana da kol kanat geriyor. Biliyorum beterin beteri var ama yine de yazacağım; umarım hiçbir anne baba böyle şeyleri yaşamaz.

Çekilen bir sürü film ve geçmek bilmeyen saatlerden sonra sağ bacaktaki kırıklar ameliyathanede genel anestezi ile yerine oturtturuluyor. Yüzünde morluklar, dişinde ufak tefek problemler var ama geçecek. Şu an sadece şükrediyorum, oğlum hayatta, benimle diye. Artık evimizdeyiz, aradan 10 gün geçti. Onun içeride kocaman alçılı bir bacakla da olsa uyuduğunu, nefes aldigini bilmek çok güzel.

Biz Kaan'a yollardaki tehlikeleri defalarca anlattık. Emniyet kemerini, çocuk koltuğunu kullanmayı hiç ihmal etmedik, gerçekten titizlendik ama ne fayda bu yaşananların önüne geçemedik.

-Lütfen ama lütfen çocuğunuza trafiği, kuralları, tehlikeleri anlatın, okuyun. Onlarca, yüzlerce kere. Her fırsatta hatırlatın anlattıklarınızı.
-Lütfen arabaların ön koltuğuna oturtmayın. Taksilerde arka koltukta bile olsanız onları sıkı sıkı kavrayın.
-Lütfen çocuğunuz arabadayken hiçbir ters yola girmeyin. Taksi şoförlerini ikaz edin. Biz doğru yoldan girmiş olsaydık, evin önündeki kaldırımda inecektik, karşıdaki kaldırımda değil.
-Lütfen arabadan önce siz inin, sonra çocuğunuzu indirin.
-Lütfen karşıdan karşıya geçerken ellerini, kollarını kuvvetlice tutun.

Kötüyü düşünmeyin ama olabilecek tüm önlemleri alın. Bizim yaşadıklarımızı yaşamayın!

Güven Hastanesi Acil Servis doktorlarına, hemşirelerine ve o gün orada bulunan bizimle yakından ilgilenen tüm personele müteşekkirim. Çocuk ve Trafik konusunu Bebeğim ve Biz dergisinin Ekim sayısında da işlemeye çalışacağım. Daha çok anne okusun, bu konuya çok ama çok dikkat edilsin diye.

Kazasız, güzel günlere...

2006-08-12
Bu yazı 1083 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin