Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Kutlu Olsun

Tamamen tüketim amaçlı olan ve abartıldıkça abartılan kapitalist düzenin getirisi önemli günleri çokta önemsemem. Yani eşim bana sevgililer günü bir şey yapmadı, almadı diye ne bunalıma girerim, ne onu üzerim. Yapmacık bir hediye veya yemek yerine, içten anlık gelen “hadi gidip baş başa bir şeyler içelim” i tercih ederim. Her zamanda böylesi çok daha keyifli olmuştur.

Ama bazı özel günler var ki, toplumu uyandırmak, bir gün bile olsa bazı şeyleri hatırlatmak, konuşmak için bu günleri mümkün olduğu kadar yoğun yaşamalıyız, yaşatmalıyız, konuşmalıyız diye düşünüyorum.

Çok uzun yıllardır, sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok ülkesinde kadınlar en temel haklardan mahrum bırakılmışlardır. Seçme ve seçilme hakkı, çalışma hakkı, eğitim hakkı gibi her bireyin insan hakları temelinde sahip olduğu birçok konularda kadınlar hep engellenmiştir. Ne kadar şanslıyız ki Atatürk gibi bir öndere sahip olduğumuz için, kadınlarımız uzun yıllardır Türkiye de en temel haklarına sahiptirler. Ama sadece kanuni düzenlemeler midir bu hakkı bize veren? Tabi ki değil, öncelikle kafaları buna göre düzenlemeyiz.

Çocuklarımızı kadın erkek eşitliğine inanan, kaba kuvvete sahip olmanın bir artı olmadığını bilen, kadınlarını anlayan, destek veren, yanında olan bireyler olarak yetiştirmeliyiz.

Kadınlarımızın yaşadığı sıkıntılar saymakla bitmez, ülkemizde ki en büyük sorunlardan biri ekonomik olarak erkeğe bağımlı yaşamak zorunda bırakılan kadınların yaşadığı şiddettir. Çünkü ekonomik bağımlılık beraberinde çilekeşliği, katlanma zorunluluğunu getirir. Aynı zamanda toplumda yaşatılan dul kadın, yalnız kadın baskısı da bu katlanma zorunluluğunun bir başka sebebidir.

Özellikle kadına şiddetin hat safhaya ulaştığı ülkemizde kadınlarımıza verilen değeri tekrar gözden geçirmeliyiz. Olayın trajikomik yanı, bu konuya önce erkeklerimizi eğiterek başlamalıyız gibi düşünsek de aslında ne yazık ki bu, biz annelerin elinde. Kadınları döven erkekleri yetiştirenler biz kadınlarız. O yüzden erkeğiyle, kadınıyla tüm kafaları eğitmeliyiz. Ama en önce kadınlarımızı, kızlarımızı haklarını bilen, kendine, kimliğine saygı duyan bireyler olarak yetiştirmeliyiz ki kendilerine güvensinler, uğradıkları haksızlıklara sessiz kalmasınlar, kaderdir çekilir demesinler. Ne acıdır ki T.C Aile Araştırma Kurumu Başkanlığının yaptığı araştırmaya göre şiddete maruz kalan kadınların %45 i kendilerine uygulanan şiddeti durdurmak için hiç bir girişimde bulunmamaktadır.

Dünya Kadınlar günü, 8 Mart 1857 yılında çalışma koşullarının iyileştirilmesi istemiyle 40.000 dokuma işçisinin New York kentinde greve başlaması fakat polisin müdahalesinden çıkan yangında çoğu kadın 100 ü aşkın insanın can vermesi ile sonuçlanmıştır.

1910 yılında Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında Alman Sosyal Demokrat Partisi önderi tarafından bu yangında ölen kadınların anısına 8 Mart’ın Dünya Çalışan Kadınlar günü olarak kutlanması önerilmiş ve oybirliği ile kabul edilmiştir.
Sosyalist bir hareket olarak başlamasına karşın, artık 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü” küresel bir gün olarak birçok etkinlikle tüm dünya da ve ülkemizde kutlanmaktadır.

8 Mart Dünya Kadınlar gününe sebep olan kadınların, sessiz kalmayarak, zulme karşı çıkarak, haklarını arayarak verdikleri mücadele sayesinde şimdi tüm dünya da birçok kadın daha iyi şartlarda yaşamaktadır. Hak verilmez alınır diye bir söz vardır, buna çok inanıyorum. Eğer ses çıkarmazsanız, çile çekmeye devam etmeniz kaçınılmazdır. Talep etmezseniz, istemezseniz kimse size daha fazlasını vermeyecektir.

Bu kadınlar gününde dileğim, okuma hakkı elinden alınmış kızımızın kalmaması, çünkü inanıyorum ki, ne kadar çok kadın eğitilirse, o kadar eğitilmiş erkek yetişir. Ne kadar çok kadın eğitilirse, o kadar kadın bağımsız olur, Ve bu çilekeşliğin sonudur.
Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu olsun. Sevgilerimle

www.egeninannesiyim.com
 

2013-03-08
Bu yazı 1359 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin