Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Kürdan

Burada var oluş sebebi her bir insanın, neyde hem kayboluyor hem kendini buluyor gibi hissediyorsa odur; ne veya neresi çekiyorsa onu kendine, nerede olmaktan memnunsa, sık sık gitmek istiyorsa oraya ve her döndüğünde iyi hissediyorsa, orasıdır, oradaki şeydir.

Oluş sebebi insanın.

Var olurken tırnak içinde “zenginleşmek” bir taraftan. Ve tabii “zenginleştirmek” de.

İşlerden güçlerden meşguliyetlerden, profesyondan oküpasyondan bahsetmiyorum şimdi ben. Keşke yaparken en iyi hissettiğimiz ve en iyi yapabildiğimiz şey aynı zamanda yaptığımız iş de olsa, örtüştürebilsek onları ta en başta, hayat bayram olurdu, ama çok azımız bunu başarabiliyor çünkü zor, çünkü düşük bir şans. Kaçımızı yaptığımız iş teslim alır, dinlendirir, getirir yerine öyle geri koyar. Kaçımız zıp diye kalkıyoruz sabah, ıslık çalarak hazırlanıyoruz yeni günün işlerine. Mecburiyetlerimiz dışında merak duyuyoruz, kendiliğimizden araştırıyoruz, kendimizi geliştiriyoruz, daha iyimizi ortaya çıkartmaya çalışıyoruz. Kaçta kaçımız. Bir fikir gelince, bir iz sürerken kaçımızın kalbi çarpıyor.

Bir şeyler pişirmek. Bir şeyler yazmak. Bunlar benimkiler. Bulmak, başlamak yıllarımı aldı. Şimdi, sınav bitmeden cevapları yetiştirebilecek miyim, sınav kağıdına ismimi yazmaya zamanım yetmezse ya, onun derdindeyim.

Eşim pedal çevirirken yakalıyor bu kastettiğimi. Yorulurken dinleniyor o da. Kendini gerçekleştirmenin ve istediği hale getirmenin bir çok yolları vardır.

Her birimizin, buralarda daha sağlam durabilmek için oralara bir gidip gelmeye ihtiyacımız var, zamana ve alana, ciddiye alınmaya, dönüşte, üşüdük mü yanağımıza dokunulup bakılmasına. Döndüğümüzde beraberimizde getirdiklerimizle birlikte kabul görmeye. Yediğin içtiğin senin olsun bana gördüklerini anlat diyenlere. Oturup dinleyenlere.

Biraz biraz başkalaşmış, upgrade olmuş ve zenginleşmiş olarak döndüğümüzü kendi gözümüzle görmeye de. Evden çıkmadan önce (hazır mıyız sahiden), bir de eve döndüğümüzde (üstesinden gelebildik mi dış dünyanın, düne göre daha iyi miyiz, birazcık örselendiğimiz dışarıdan bakıldığında belli oluyor mu).. bunları görmek için aynadaki aksimizle göz göze geliriz hani, onun gibi. Ama bu kez, daha mı bir dik duruyoruz ne… biraz bunu anlamak gayesiyle. Çünkü bir sürü şey oldu. Artık aynı insan değiliz. Bir üst modeliz.

Günümüzü kaplamıyorsa bu.. yapmayı çok fazla sevdiğimiz, iyi de yaptığımız şey her ne ise. Hayatımızı ondan/onunla kazanmıyorsak, o mutlu azınlığa dahil edememişsek zamanında kendimizi… günü birlik hatta saati birlik yolculuklar olarak kalır. Öyle olsun. Veyahut ta, kim bilebilir ki, odaklanırsak, donanırsak, azmedersek, bu defa iyi hazırlarsak kendimizi, bir gün “oldururuz” bakarsınız. (Pudinge fazla yumurta koydum yine…ama bu kadar detaya girmesem, mutfak masasında yazı yazmanın, sadece yapmayı çok sevdiğim bir şey değil de, iki şey…Olmayı en sevdiğim yerde bana en haz veren, anlam ifade eden ve yoluna baş koyduğum iki şeyi birden yapıyor olmak da olduğunu..başka nasıl anlatabilirdim.

Anlatamazdım).

Mutfak masasında oturmuş yazıyorum. Karşımda, duvarda küçük bir ayna var. Mutfaklarımızda küçük bile olsa mutlaka bir ayna olmalı. Burada ara sıra kendimizle göz göze gelmek fena olmaz. Poz vermeden, en doğal halimizi görmek. Kendimizi unuttuğumuz bir yer olmamalı burası. Kendimizle daha sık karşılaşmalıyız. Bu biraz, her sabah tartılmak gibi… o zaman nasıl ki kilolar alıp başını gidemezler, gidişatın farkındasınızdır, izin vermezsiniz, bir şeyler yaparsınız…aynı onun gibi. Kendimizin farkında olmamız, her şey yolunda ise eğer bunu bilmek ve tadını çıkarmak için bir vesile, yolunda gitmeyen şeyler varsa da, dizginleri ele almanın tek yolu. Hem, her şey bir yana, aynaları severiz biz. Asın mutfak duvarına bir tane, bakın ne kadar iyi gelecek. Hazır bir ayna olmasın, kişiselleştirin de onu, etrafına sizi anlatan şeyler yapıştırın kondurun, mutfak evdeki herkesten belki biraz daha fazla, sizin…

Tencerede güzel bir yemek pişiyor, aynada ben varım günün bu zamanı bir tek, yazıyorum, masada hemen önümde bir de…kürdan kabı var, onu da görüyorum.

Kürdan? O da nereden çıktı diyebilirsiniz. Hep oradaydı :^) Hayatı şekiller üzerinden algılarız, bunun bir uzantısı olsa gerek, aynı şey bile olsa farklı şekillerde karşımıza çıktığında farklı algılar, farklı tepkiler veririz çünkü çağrışımlar vardır ve onlar… bilemezsiniz, ne kadar belirleyicidirler hayatlarımızda. En şekilci olmayanımız bile bunu yaparız. Bu anlamda şekilciyizdir. Daha önce bir yazıda bahsetmiştim, çok sevdiğim bir karışımdır peynir, ceviz, sarımsak, kimyon. Hatta yoğurt, şöyle azıcık ev salçası ve ekmek içi de eklendiğinde daha bile güzel olabilir. Ve, yararlı da. Ekmeğe ondan sürdüğümde hiiç, yüzüne bile bakmayan oğlum, küçük toplar haline getirilip makarnanın, salatanın üzerinde önüne geldiğinde bayılarak yemişti, daha doğrusu, geniş zaman kipiyle, yer. İşte o hesap. Oğlumun ilmini iyice almış bulunduğumdan, yemek seçer gibi olduğunda, gibi olmanın ötesinde burun kıvırdığında, küçük oyunlarla, şekil değişiklikleriyle onu cezbetmeye çalışıyorum, aynı sizlerin de yaptığınız gibi. Küp şeklinde, veya yuvarlak, üst üste ve birbirine tutturulmuş olmaları kaydıyla hiçbir yiyecek kombinasyonunu reddettiğini görmedim bu güne kadar. Kanape-kürdan formülü, ona faydalı ama yemeyi hiç düşünmediği şeyleri keyifle, hele de zaman kısıtlıysa..kısa kısa sürelerde yemesinde bitirmesinde hep işime yaradı. Belki biraz hazırlop, belki onun açısından fazla kolay, o yüzden yaşı büyüdükçe hem “armut piş ağzıma düş”çü bir insan olmasın, hem de bir sofrada doğru şekilde ve zamanlamayla yemek yeme alışkanlığı, çatal bıçak adabı otursun düşüncesiyle daha az böyle yapmaya başladım, okul zamanı beslenmelerine/arkadaşlarının bize geldiği günlere/bir de ara sıra onu mutlu etmek istediğim özel zamanlara kadar azalttım amaa, kürdan… dediğim gibi hep vardı :^) hala da baş köşede duruyor, bir şeyleri bir şeylere bağladıkları sağlamca tutturdukları için mi seviyorum kürdanları ben, yoksa onları bir şeylere batırdıkça öfkelerimi yararlı bir şeye kanalize mi etmiş oluyorum aklımca, minyatür mızraklarım mı onlar benim, bilmem ki :^) Olabilir. Aynada gözüm kürdan kabına takılınca, düşündüm ki bu formül sizlerin de işine yarayabilir. Sayısız farklı şekilde. Sabah kahvaltısında küçük efsanenizin tabağını her birine birer küp beyaz peynir, birer çeri domates, birer zeytin birer parça da yumurta dizilmiş kürdanlarla doldurabilirsiniz. Bir defada çöp şiş yer gibi bitirir bir sonrakine geçer bakarsınız, yumurtadan peynirden aslında hazzetmiyor olsa bile. Salatalık hellim maydanoz. Salatalık yumurta nane. Bir ısırıklık meyveli şişler ya da. Karpuz peynir karpuz. Şeftali, üzüm, erik. Kuru meyvelerle de olur, kuru incir, kuru kayısı, kuru erik. Bir küçük kare ekmek dilimi, üzerine bir top köfte, bir çeri domates. Haşlanmış patates, balık köftesi, çeri domates. Bir yuvarlak kesilmiş küçük ekmek dilimi, krem peynir sürülmüş, üzerlerine belki bir patates kroket, bir parça da neden olmasın kabak mücver. Lilliputlar içinler sanki :^) Patlıcan dilimlerine sarılmış, kürdan batırılmış top köfteler. Uzun barbekü kürdanlarına dizilmiş, sonra da salatanın üstüne batırılmış, çekip çekip alıp yiyecekleri, tavuklu, köfteli, balık kroketli, küp küp kaşar peynirli, top top mercimek köfteli, sebzeli farklı dizilimler, örüntüler. Hayır deme ihtimalleri çooook düşük. Bu şekilde ciğer, ızgara kabak, mantar, her ne yemiyorlarsa inceden araya sıkıştırıp :^) yedirebilirsiniz. Sonracığıma :^) her birinde bir lolipop.. bir elma şekeri…lokma tatlısı havası olan tekli versiyonlar. Küçücük patateslerden azim azim yapılmış içleri doldurulmuş küçük kumpirler mesela, veya demin bahsettiğim peynirli cevizli sarımsaklı toplar. Top haline getirilmiş her haangi yararlı bir karışım. Ispanakla peynir. Kuru üzüm kuru elma kuru kayısı hindistan cevizi susam ceviz fıstık damla çikolata bal, pekmez ve fıstık ezmesinin karıştırılmasıyla elde edilen enerji topları. Envayi çeşit, tatlı ya da tuzlu yararlı sos düşünüp hazırlayabilir, yanlarına koyabilirsiniz kürdan batırılmış topların, batırıp batırıp yemeyi çok sever ya çocuklar. Güzel, sulu ev yemeklerinin dışında, böyle piknik havasında atıştırmalıklardan da yesinler. Hazırlamakta yardım da ederler, çok severek hem. Kurabiye kalıplarıyla kessinler bazı şeyleri kendileri, yıldız şeklinde tost ekmekleri, üstlerinde bulut şeklinde peynirler, kalp şeklinde kırmızı taze biberler. Her şey olabilir.

Köfteyi oğlumun neden, ama neden, elips şeklinde ve yassıyken daha az, top şeklinde ve kürdan batırılmışken daha çok çekici bulduğunu çözmeye çalışmaktan çoktan vazgeçtim. Anlıyorum..çağrışımlar! Ama şu var ki zaman içinde top şeklinde ve kürdan batırılmış halini yiye yiye köftenin tadını iyice aldı, bu yaşa geldiğinde diyebilirim ki tat guddeleri artık tam performans çalışıyorlar ve şimdi şekli şemali nasıl olursa olsun köfte onun için yenilesi bir şey. Beni bu ilgilendiriyor :^) Bir de, okuldan eve geldiğinde beslenme çantasında boş kürdanlar olduğunu görmek. Aynı malzemeleri sandviç olarak hazırladığımda, olduğu gibi, en fazla üç ısırık alınmış olarak geri geliyorlardı. İliştirilmiş tatlı notlarıma rağmen :^)

Tıpatıp aynı tarifle yapılmış kurabiyelerden bildiğimiz şekillerde yapılmış olanları onun için sadece “güzel” bir kurabiye işte…yken, top top yapılıp fırına konmadan önce her birine sevgiyle birer kürdan batırılmış olanları “özel Tunç lolipop kurabiyeleri”, başka bir şey onlar, ve “çook çok güzel”ler :^) Dedim ya, artık eskisi kadar çok kürdan kullanmıyorum, kürdanı bırakıyorum :^) Sadece arasıra, bir tek bunlar.

Çünkü…

Birincisi, benim, okul beslenmeleri ile ilgili hala yardıma ihtiyacım var (anlattığım sebeplerden, yemek yapmanın benim için iki kere yaşamsal önemi var, ve saatler geçiriyorum hararetli hararetli yeni şeyler araştırırken. Gözlerim uyku bastırıp kapanı kapanıveriyor gibi olsalar göz kapaklarıma iki kürdan :^) takıp açık tutmaya çalışacağım, öyle devam edeceğim neredeyse..) Şimdilerde “bento”ya merak sardım mesela, bir Japon yemek alışkanlığı, işe ve okula götürülmesi için hazırlanan, temalı, sağlıklı, dengeli yemek paketleri, Japon sefer tasları :^) Özellikle çocuklar için olanlarına şirin pişirme de diyebiliriz. İnanılmaz yaratıcılıklar görebiliyoruz! Öğreneyim, bilahare yazarım anlatırım size, mutfak masasında oturup).

Ve ikincisi, onun da…ara sıra küçük şımartılmalara ihtiyacı var.

Bu iki sebepten, buradayız kürdanlarım ve ben :^)

Çocuk yetiştirmek, kürdanla kuyu kazmak :^)

Ama her anına değer.

Pişiriyoruz şimdi bakalım.

Pişme süresi sonunda kürdan kekten temiz çıkarsa, içi güzel pişmiş demektir…:^)

2009-08-12
Bu yazı 1572 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin