Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Konuşan Çocuklar


Alışveriş sonrası yemek yemek üzere sevdiği bir restorana gidiyoruz. Tam arkamızdaki masada, konuşmalarını net bir şekilde duyabileceğimiz kadar yakında bir aile oturuyor. Karı koca, dört yaşlarındaki ikizleri ile birlikte yemeklerini yiyorlar. O kadar tatlı bir sohbetteler ki kulağım ister istemez onlara kilitleniyor. Anne ve baba son derece yumuşak bir ses tonuyla çocuklarına takdir ve motivasyon cümleleri kuruyorlar. Belli ki hedef onlara yemeklerini yedirebilmek. Zorlama, bağırma, tehdit, yaptırım yok. Sadece keyif var ortamda.

Kaan’ın da dikkatini ailenin ne hoş göründüğüne, anne babanın tutumunun ne kadar olumlu, çocukların da ne kadar uyumlu olduğuna çekmeye çalışıyorum. Yani o an ne hissediyorsam çocuğuma aktarıyorum. Tabi ne kadar etkilendiğim 10 yaşındaki bir erkek çocuğunun hiç ilgisini çekmiyor. Tamam Annee diyerek yemek gelene kadar telefonumda oyun oynamak istiyor. “Hey Allahım nereden yükledik şu oyunları, baş başayız iki laf edelim ne olur” diyorum. Çok ısrarcı davranınca beş dakika oynamasına izin veriyorum. Benim kulak halen arka masada...

Yemeğin sonuna doğru “Kaan ben aileyle merhabalaşacağım, gel tanışalım” teklifime “Yok artık Annee, sakın böyle bir şey yapma” diye sert bir ikazla karşılık veriyor. Sanki beni utandırma demeye çalışıyor.

Dinlemiyorum, aileye dönüp içimden geldiği gibi iltifatlarımı etmeye başlıyorum. Karı koca memnun oluyor, harika bir sohbete girişiyoruz. Çocukların iletişim becerileri o kadar güzel gelişmiş ki onlar da çekinmeden sohbete katılıyorlar. Senin adı ne, o çocuk senin oğlun mu, kaç yaşında vs. gibi soruları arka arkaya sıralıyorlar. Onları da tebrik ediyor, bravo diyorum. Kaan’ın bakışları “yaw Anne dönsene önünee” der gibi, ama takan yok tabi.

Eh sohbetin de sonu geliyor. Ailenin teşekkürler, memnun olduk, iyi günler deyip el sallayarak uzaklaşmaya başlamalarından hemen sonra ikizlerden biri tekrar yanımda bitip “sana sarılabilir miyim” diye soruyor. Bayıla bayıla sarılıyorum... Olan biten sonunda Kaan’ın da hoşuna gidiyor. Galiba artık benden utanmıyor!

Hissettiklerini açıkça ifade etmekten sakın çekinme diyorum. Hele iltifatsa iletmek istediğin hiç durma. Kızgınlık, kırgınlık ya da beklenti varsa onları da tutma. Merak ediyorsan, emin değilsen, kaygılanıyorsan sor. İçinde bir şey bırakma. Hayat susmak için çok kısa.

O öğle yemeğini kendimizi ifade edebilmekle ilgili konuşarak yiyoruz. Duygu ve düşüncelerimizin yani aklımızdaki ve yüreğimizdekilerin uygun şekilde ifade edilmesinin ne kadar önemli olduğundan bahsediyorum ona. Duygu da düşünce de biziz diyorum. İnsanlar takdir edildiklerini bilirlerse iyi yaptıkları her neyse daha çok yapmaya gayret ederler, ya da yanlış varsa ortada ikaz edilmeliler. Korkular bile azalır doğru açıklamalarla. Yeter ki anlamaya ve anlatmaya çabala...

Oğlumun birçok konuda beni örnek aldığını biliyorum, bu anlamda ona iyi bir model olmak için gayretliyim. Merhabalaşır, konuşur, değer veririm ben ayrım yapmadan insanlara. Biraz da bu özelliğimden, severler beni etrafımda...

Medeni, sosyal ve paylaşımcı taraflarımı oğlum da da seviyor biliyorum. Ona durmadan cesaret veriyorum. Çalışan birisine her kolay gelsin dediğinde, bir centilmen gibi kapı tuttuğunda, tebessümü iletişim aracı olarak kullandığında onu kutluyorum. Feci hoşuma gidiyor. İşte diyorum kalas olmayan bir erkek yetişiyor.

İş dönüşü ona bugün okulda ne yaptın yerine günün nasıl geçti diye soruyorum. Biraz durgun yakalarsam baskı kurmadan Anlatmak ister misin? Konuşalım mı? diye yaklaşıyorum. Canım benim her defasında dökülüyor anında.

Anlattıkça ya da biz beraber tartıştıkça farkındalığı ve sorunlarıyla baş etme becerisi gelişiyor. Özeleştiri, empati yapmayı öğreniyor. Hem benimle hem sosyal çevresiyle ilişkileri güçleniyor. Duygusal zekası yükseliyor.

Kendini ifade edebilme yetisinin yıllar boyunca daha da gelişeceğini biliyorum. Çünkü bu evde ona sus değil konuş deniliyor. Bir şey anlatmaya başlayınca “eee, hadi ya, sonra ne oldu” gibi merak cümleleri sarf ediliyor. Gözler onunkine odaklanıp, karşısına oturuluyor. Konu ne olursa olsun anlatması teşvik ediliyor. Olumlu odaklanmış ilgi ona seviliyorsun, önemseniyorsun ve güveniliyorsun mesajı veriyor.

Eleştirilecekse eleştiriliyor ama hiç bir zaman anlatmaktan korkmaması gerektiğini biliyor. Evlerinde hep susturulduğu için konuşmaktan çekinen ya da nasılsa dinlenmeyeceğini düşündüğü için anlatmaya gerek görmeden birçok duyguyu içine gömen çocukların kendilerini ifade etmek için bizim onaylamadığımız farklı yöntemler kullandığını anlatıyorum. Hani diyorum şu bahsettiğin kavgacı çocuk var ya, belki de kendini başka türlü ifade etmeyi bilmiyordur. Ona bir şans ver, ona iyilikle yaklaş... Hayatta herkesin sevildiğini, önemsendiğini ya da güvenildiğini duymaya ihtiyacı var ...

İletişim özürlü topluma konuşmaktan çekinmeyen, bağımsız, özgüvenli, girişken bireyler kazandırmak için azami çaba gösteren anne babaların artması dileğim. Susmaktansa her zaman karşısındakinin gözlerine bakarak konuşabilen bir evlat yetiştirmek isterim.

Çocuklara söz hakkı verilmesinin önemi bu ay iletmek istediğim...


*Bebeğim ve Biz Mayıs 2013 sayısında yer almıştır 

2013-05-04
Bu yazı 3236 kere okunmuştur.

Büşra Arslan

Harika bir yazı olmuş yine yüreğine sağlık...

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin