Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Kolay Gelsin

Bebeğiniz büyüdü. Mama zamanı bitti. Doktorunuzun bir yaşına gelen çocuğunuzun artık büyükler gibi beslenmeye başlaması gerektiğini söylediği gün sizin için yeni bir başlangıç olacak, mutfağınızda hummalı bir koşturmaca başlayacaktır. Seçme, ayıklama, tükürme, tabak görünce kaçma kovalamaca ile geçecek ilk günlerden sonra yemek pişirmek ve yendiklerini görmek dönemin en zevkli anlarını oluşturacaktır...Ama bu dönemde yenilip yutulmuş bir yemek ve boş kirli bir tabak görmek çölde serap görmeye benzediğinden her yaptığınızın yeneceğini düşünüp havalara girmeyin. Zira çocuklar seçip, yemeyerek veya hep aynı şeyleri yemek isteyerek 70'lerin protest havasını evde yaşatırlar, ellerinde bir pankartları eksiktir: "Uğraşma Anne", "Ye-me-ye-ce-ğim" gibi.. Onların bu umursamaz, asi havaları sizi üzüntüden eritir, arada ağlar, sızlanırsınız. Bu kadar çaba ve ısrar karşısında taviz vermeyen kızınıza/oğlunuza kızarsınız ama bağırıp çağıramadığınızdan , çoğu zaman saçlarınız diken diken gezersiniz. Ha parmaklarınızı prize sokmuşsunuz ha küçük hippinize yemek yedirmeye çalışmıssınız, bu dönemde fark etmez!

Huyum kurusun her yeni başlangıç benim takıntı ve tiklerimi daha da azdırır, panikler, iyiyi pekiyi yapmak için çabalar dururum. Hele söz konusu oğlum olunca...Üç sene evvel ben de Kaan'a yeni besinleri sunmaya basladığımda bu paniği yaşamıştım. Yer mi? Sever mi? Yutar mı? Kusar mı? diye bir gün önceden ertesi günkü yemeklerine kafa patlatıp debelenirdim. Doktorumuz artık herşeyi yiyebilir demesine rağmen, tecrübelerinden yararlanmak üzere annemi, ablamları, arkadaşlarımı arayıp "Bugün ne yapsam" diye sorduktan sonra her söylediklerine bir kulp taktığım çok olmuştur. Sonradan kulpları annelerin değil çocukların taktığına bende vakıf oldum, başka mesele... Kaan'ın menüsünü oluşturmak ve pişirmek tecrübe kazanıp, kendime güvenim gelene ve Kaan yemekleri hopur hopur midesine indirene kadar devam etti. El alışkanlığı kazanmak ve pratik düşünüp uygulamaya koymak hayatımı daha kolaylaştırdı. Sonrasında yemek seansları ikimiz içinde zevkli oldu. Tabi istisnaların kaideyi bozduğu durumlar dışında...

Kabak dolması ilk alternatiflerden biri olarak önerilmişti. İlk yediğinde, haklı olarak oğlum bir dolmanın yarısından fazlasını ağzından çıkarmış ve yumuşacık mamalardan sonra pütürlü ve değişik tadı olan bu yemeği pek de beğenmemişti.

Kabak dolmasının reddi yemekleri Kaan'ın agız tadına göre uyarlamak için başlangıç oldu. O günden sonra dolmanın harcının içerisine bulgur koyup, içini daha da yumuşak yaptım. Yemekleri önüne asla ezerek veya karıştırarak koymadım. Hem yemeğin görüntüsüne gözü alışsın, hem de her çeşidin tadını ayrı ayrı tanısın istedim. Birkaç tekrardan sonra kabak dolması daha kabul edilebilir ve tükürmektense yutulmaya değer bir yemek olarak mönümüze dahil oldu.

Çorbalar o sıralar hayat kurtaran en önemli çesitti. Örneğin sütü lıkır lıkır içmesini sevmemesine rağmen çorbanın içerisinde afiyetle kabul ediyordu. Çorba çeşitleri bir müddet sonra o kadar sevildi ki, alması gereken tüm besinleri içermesi için farklı eklemeler yaparak ihtivalarını zenginleştirdim. Yemekle arası hiç te kötü olmayan bir çocuk olmasına rağmen hazırladıklarımı daha da zevkle kabul etsin ve daha faydalı olabilsinler diye sorup soruşturmaya, okuyup, araştırmaya ve deneyip yanılmaya veya bayılmaya ara vermeden devam ettim. Köfteler daha lezzetli ve yumuşak olsun diye yoğururken içerilerine domates, kabak, havuç rendeledim; makarnaları kaynattığım sebzelerin sularında haşladım; yoğurdu sevdirmek için yakıştığını düşündüğüm her yemeğin yanında yedirdim. Kaan yedikçe, yediği yemekleri sevdikçe ve tabağındakileri bitirdikçe mutlu olup, "yemek zamanı paniklemesi" modundan çıktım ve herşeyi evdeki mevcut malzemelerle kendim yapmaya başladım. Yemek seçme çocuklar arasında çok yaygın bir problem olduğundan her çesidi yemesi, en azından tatması için ona sundum. Sevmediği zaman asla zorlamadım ama faydalı besinleri çaktırmadan sevdiği ve reddetmediği yemeklerinin arasına kariştırdım.

Bugün hala oğlumun yemediği, zor yediği ya da görünce kaçtığı besinler var. Balık mesela. Ben balığı haftada en az bir kere vermeye çalıştıkça Kaan'da mümkün oldugunca almamaya çalışıyor. Semizotu, ıspanak gibi pişirince erimeye yüz tutan her sebze Kaan için problemli grubuna giriyor. Gerçi bunları bir şekilde yiyor fark etmeden. Netice olarak çocukların ağız tadlarının gelişimine tabi ki yardımcı olacağız ama son şekli kendileri vereceğinden zorlamalarla yemek vakitlerini kabusa çevirmemeye çalışacağız.
Kolay değil biliyorum ama yine de kolay gelsin!

Siz çocuğunuzun daha iyi yemek yemesi için özel taktikler uyguluyor musunuz? Bunlar işe yarıyor mu? Bize yazın, diğer annelerle paylaşalım :)

Zümrüt

* Bu yazı "Bebeğim ve Biz" dergisinin Mayıs 2006 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

2006-08-21
Bu yazı 1083 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin