Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Kitap Oku(ma)!

Önümüzdeki Cuma günü, yaşadığımız şehre çok yakın küçük bir yerleşimde “Kitap Festivali” başlayacak. Yaşadığımız bölgenin en önemli kitap aktivitelerinden biri. Hayatı kitap sayfalarında aranan birisi olarak kitap kokusu şimdiden burnuma gelmeye başladı.

Günümüzün teknolojik cihazlarından başımızı kaldırıp kitap okuyabiliyor muyuz? Ülkemizde yapılan anketler ve dünya sırasında yer alan istatistikler kitap okumayı sevdiğimizi göstermiyor. Bu üzücü tablonun oluşma nedenleri ne olursa olsun kitap okuma alışkanlığı çocuklukta hatta bebeklikte kazanılan bir alışkanlıktır. Ve eğer biz anne ve babalar çocuklarımıza bunu aşılayamazsak, ilerki hayatında kitaplar önemsiz olacaktır.

Ben şanslı çocuklardandım. Anne ve babamın eğitimci olmasının yanısıra hayli zengin bir kütüphanenemiz vardı. Çok sevdiğim bir arkadaşımın edebiyat öğretmeni annesi sayesinde de okuma sevgim perçinleşti. Dönem dönem okuma oranım düşse de, hayatını okumaya ve kitaplara adamış biri olduğumu söyleyebilirim. Eskiden bir kitabı okuyup bitirme sürem çok kısaydı. Şimdi çocuklarla günlerce elimde kalan kitaplar oluyor. Hayatın koşuşturmacasında bana kalan her boş anda mümkün olduğu kadar kitap okuma çalışıyorum. Arabada çocukları okuldan almayı beklerken, yatağımın başucunda uykuya geçmeden önce ve salonda ayaklarımı uzatıp okuduğum üç kitabım var şimdi. Aynı anda birden fazla kitap okumayı sevmezdim. Ama çocuklarla beraber kitap okuma alışkanlığımda değişti. Okuma sürelerim uzasa da her zaman kokusunu içine çektiğim kitaplarla dopdoluyum.

Büyük kızım doğmadan önce sesli okumalara başlamıştım. Doğduğu andan itibaren o kadar çok okudum, o kadar çok kitap aldım ki, kitapları benden çok seveceğini düşünürdüm. Okumayı öğreninceye kadar elinden kitap düşürmezdi. Resimlerine bakar, anlamaya çalışırdı. Okumayı öğrendikten sonra kitaplara ilgisi biraz azaldı. Bunun nedenini bir türlü anlayamadım. Okumanın zorluğu mu, doğru kitaplar seçememe mi, ya da televizyon, bilgisayar gibi görsellerin daha çok ilgisini çekmesi mi bir türlü bulamadım. Her ne kadar hayatındaki bilgi kaynaklarını dengelemeye çalışsak da, onun ilgisi görselden yana gibi. Onun bu zevkine uygun çizgi romanlar okumak istemediği zaman imdadımıza yetişiyor. Onu bıktırmadan, sık sık kütüphaneye götürerek ya da ilgisini çekecek kitaplar alarak okuma sevgisini çoğaltmaya çalışıyorum. Geçen gün veli toplantısında öğretmeninin verdiği bir fikir ise çok işe yarayacak gibi görünüyor. Hemen denemeye karar verdik. Bir “Okuma Defteri” yapıyoruz. Biz zaman zaman buna benzer defterleri kütüphaneden aldığımız kitaplarla yapmıştık. O nedenle uygulaması kolay olacak. İlk önce okuyacağımız kitabı seçiyoruz. Kitabı okuduktan sonra bilgisayardan kapağının çıktısını alıyorum. Ardından defterimize yapıştırıyoruz. Okuduğu tarihi not ettikten sonra kapağı boyuyor, ardından kitaptan aklında kalan şeyleri yazıyor, bu ilerde kitabın özeti şekline dönüşecek. Ve kitapla ilgili resimler yapıyor. Şimdilik çok zevkler okuyup, yapıyor. Kitaplar kalınlaştıkça ve konular ağırlaştıkça neler olacak bilemiyorum? Bu yöntemle bir sürü kitap okuyacağımızı hayal ediyorum.

Şimdi heyecanla “Kitap Festivali”nin başlamasını bekliyorum. Orada yepyeni kitaplarla kuçaklaşmayı, yeni yazarlarla tanışmayı ve bol bol kitap kokusunu içime çekmeyi....ve kızlarımla bol bol kitap okumayı...


SunA.K.
Grasse/02.10.2011

 

2011-10-04
Bu yazı 1746 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin