Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Kaza

Uzun süredir siteyi ihmal ediyordum… Annemler buradayken nedense daha çok vaktim olacağını düşünürken hemen hemen hiç vaktimin olmadığını fark edip, bir türlü klavyenin önüne geçememiştim.

Şimdi annemler döndü, 4 kişilik çekirdek aile kavramı yeniden yerini aldı. Ev, iş, okul maratonu arasında mekik dokuma başladı yeniden. Pazar akşamı çocukları yatırdıkdan sonra, yani eve sükunet gelince kafamda siteye yazacağım yazıyı planladım biraz. Evet, kesinlikle annemle benim mutfağım arasındaki farklardan bahsedecektim. Ama başıma öyle bir şey geldi ki bunu paylaşmak, bu sitenin takipçisi olan tüm annelere güvenliğin önemini hatırlatmak gereğini duydum…

Pazartesi sabahı normal bir rutinde başladı, eşim saat 6.30’da gitti, ben kendimi duşa attım, giyindim, derken oğlan (Kayra) uyandı, onu giydirdim. Kayra ELLLLMMMMOOOO diye bağırınarak gidip Lara’yı uyandırdı (hafta sonunda Lara’nın odasına bir CD çalar aldık, zavallı kızım kendi müziklerini dinleyeceğine kardeşinin Susam Sokağı, Wiggles gibi şeylerini dinlemeye maruz bırakılıyor), Lara giydirildi. Saat 7.30 gibi patırtı, kütürtü ile aşağıya inildi. Lara’nın yemek çantası hazırlandı, bağırtı çağırtı içinde kahvaltı edildi ve 8.00’de Lara okula götürülmek üzere komşuya bırakıldı. Kayra koltuğuna yerleştirildi, bu sefer direnç göstermeden sıkı sıkıya bağlandı ve işe doğru yola çıkıldı. Sabah trafiği hele hele Pazartesi olunca daha da bir feci oluyor, trafik çoğu yerde kilitli olduğu için genelde gıdım gıdım ilerliyoruz.

Tam işe 2km kala, önümde seyreden araba yolun ortasında fren yapıp durdu. Ben de frene basıp ucu ucuna durdum. Hatta belki dokunmuş bile olabilirim ama kullanan bir üniversite öğrencisi idi ve hemen ortalıktan tüydü… Benim arkamdan gelen ne yazık ki duramadı ve olanca hızıyla benim arabaya geçirdi. Allahtan benim arabam ağırda sürüklenmedik ama yinede kendimin bir öne bir arkaya gittiğini fark ettim. Arka koltukta oturan Kayra direk haykırmaya başladı, hemen onun ağzına emziğini verip eline battaniyesini tutuşturdum. Herhangi bir şey olduysa onu oynatmamam gerektiğini biliyordum. Bende bir şey olmadığını anlar anlamaz hemen dışarı çıkıp polisi aradım. Mümkün olabilen tüm sakinlikle yerimizi bildirdim.

Tabi ben sakince diyorum ama elim ayağım tir tir titriyordu ayrı… Arkamdan çarpan araba hurdaya çıkmıştı, bütün ön taraf, ön cama kadar gelmişti nerdeyse… Arabayı kullanan kızcağızın tüm derdi bebeğe yani Kayra’ya bir şey olmamasıydı. Allahtan Kayra biraz daha sakinleşmiş, o ilk etaptaki korkusu dinmişti… 10 dakika içinde polis, ambulans ve çekiciler olay yerine geldi, raporlar tutuldu. Ambulans görevlileri hem beni hem de Kayra’yı iyice bir kontrol ettiler (bu esnada Kayra yanan dönen ışıklardan pek bir hoşlanmış eeeooooo eeooooo diye polis arabası taklitlerine başlamıştı bile). Kayra’da bir şeyi yoktu, bana da boyun röntgeni çektirmemi söyleyip bıraktılar.

Dikkatimi çeken en büyük olay polislerin raporlarını tutarken benim arabamdaki bebek koltuğunun standartlara uygun bağlı olup olmadığını kontrol etmeleriydi. Hakikaten de eğer Kayra uslu oturmuyor olup da normalde yaptığı gibi kollarını o kayışlardan çıkarmaya çabalıyor olsaydı kesin ön cama uçmuştu veya artık bebek koltuklarında zaten yaşı itibariyle oturamayan, “bunlar boynumu kesiyor” diye sadece belinden bağlanmayı tercih eden kızım arabada olsaydı kesin bir yerini incitecekti…

Bebek araba koltuklarının ve emniyet kemerlerinin önemini bir kez daha anladım. Avustralya’daki kanunlara göre bebek hastaneden bile ancak arabada Avustralya Standartlarının onay verdiği bebek koltuklarına yerleştirilip çıkartılabiliyor, öyle kucağınızda tutup seyahat edemiyorsunuz kesinlikle. Çocuklarda ise 6 yasına kadar bebek koltuklarının bir boy büyüğü olan “Booster”larda sehayat etmek zorundalar. Trafikte de hem öndekiler hem arkadakiler bağlı olmak zorunda. Bu kanuna en çok annem sinirleniyor. Aman ne gerek varmış, surdan şuraya gidiyormuşuz zaten kemer boynunu acıtıyormuş… Her arabaya bindiğimizde tartışma konusudur bu kemer olayı… ki annem yurtdışında onca seneler yasamış, kendisi araba kullanan falan birisidir. O bile böyle düşünüyorsa diye hep içimden geçiririm.

Türkiye’de bebek koltuklarının yaygın olmadığını, sadece belli bir zümrenin alabildiğini oraya gelip gittikçe gözlemlemiştim. Burada da pahalı şey koltuklar ama daha dar gelirliler özel kuruluşlardan kiralayabiliyorlar veya ebay, gitti gidiyor gibi web sitelerinden daha düşük fiyatlara satın alabiliyorlar… Belki çocuğunuzun hiçbir zaman ihtiyacı olmayacağını düşünecek ve verilen parayı israf ettim şimdi diye düşüneceksiniz ama Türkiye’de gerçeklesen trafik kazalarının sayısına bakarak, yinede en değerli varlığınızın daha da güvenli kılacakları kesin. Diyeceğim koltuklar arabada çocukların can güvenliği için şart ve yapılan masraf asla fuzuli değil. Keşke benim ülkemde de konuyla ilgili katı kurallar ve cezai yaptırımlar olsa da herkes kullanmak zorunda kalsa.

Çocuklarımla yaptığım her Türkiye seyahatinde eşimin tek koşulu vardı, oda araba koltuğu olmasıydı… Allahtan canavar gibi bir arkadaş çevresine sahibimde her seferinde gerek Lara’ya gerekse Kayra’ya koltuk bulundu. Evet, dün araba koltuğu Kayra’nın hayatını kurtardı… Okuyan tüm çocuklu annelere tavsiyem biran evvel yavrularınızı o bebek koltuklardan birine oturtturun.

Sonuç : Sigorta şirketim kazayı onlara bildirmemle beraber bana yedek araba tahsis etti, arabam yapılana kadar onu kullanacağım (Lara yeni arabam olduğunu zannedip çok keyiflendi!) Oto tamircisi 10 günde arabama kavuşacağımı bildirdi, Kayra gayet sağlıklı gözüküyor, benim ise biraz boynum ve sağ bileğim ağrıyor ama önemli değil.

Hepinizin sağlıklı ve güvenli olmanız dileklerimle…

Aslı

2008-05-14
Bu yazı 1003 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin