Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Kaşlar

Çoook seneler evvel annem radikal bir kararla koyu saçlarını kızıla boyatıyor. Yaptığı değişiklikten gayet memnun babamın eve gelmesini bekliyor. Kapıdaki karşılama seremonisinde durumun hiç fark edilmemesi üzerine dayanamayıp sofrada;
-Yaşaar! Ben de bir değişiklik var mı? diye soruyor
Babam da anneme dikkatlice bakıp;
-Kaşlarını almışsın diye cevap veriyor.

O dönemin iş yoğunluğunda babamın bu cevabı annemi darmadağın etse de, seneler boyunca ne anneliğinden, ne evinden, ne de bakımından feragat etmeden üç evladını da güzel güzel yetiştiriyor. Evet, annem her daim bakımlı olmuştur. Arada eş dost gezmelerine takılmaktan başka tüm dünyası ailesi olan annem, sanırım bakımını önce kendisi için sonra bizler için hiç bırakmadı. Ne iyi etti. Gerçekten çocukluğuma dair hafıza kayıtlarımda annem benim için Grace Kelly misali her zaman güzeldir. Bizlere sürekli "kendinize güvenin, ayaklarınızı yere sağlam basın" mesajları verip, insanın dış görüntüsünün kendine ve çevresine olan saygısını yansıttığını savunur her zaman.

Değişik tarzlarla da olsa, ablamlar annemin "hem bakımlı, hem iyi anne" yolunu takip ettiler. Onlar çalışan kadın ve anne kimliklerini bir güzel harmanlayıp hem çocuk yaptılar hem kariyer. Üstüne üstlük bakımlı, havalı hallerinden de hiç ödün vermediler. Annem sağ olsun en çok benim üzerimde çalışmak durumunda kaldı. Lakin iflah olmaz bir sade olarak ben anne olduktan sonra, bu tercihimi yorgunluk, uykusuzluk gibi sebeplere istinaden salaşlığa kadar vardırdım. Kot, üzerine t-shirt ve sneakerlarım birkaç ay üniforma gibi haftanın yedi günü giyildi. Doğum sonrasında azıtıp, hastalık haline getirdiğim titizliğim gereği sürekli ellerimde gezdirdiğim bez ve temizlik ürünleri müzmin görüntüme ayrı bir hava veriyordu. Durmadan banyo yapan bir bakıcı gibi olmuştum. Bu durum annem olaya el koyana kadar devam etti. Sevgili Grace gün geldi fırça attı, gün geldi terapi yaptı ama sonunda beni adam etti. Halen en sadenin en güzeli olduğunu düşünüyorum, renkli, desenli bir şey hediye geldiğinde mümkün olan en kısa zamanda değiştirmeye götürüyorum. Havalı kadın imajını da daha tam çözebilmiş değilim, amma velakin bir süredir kendime bakıyorum. Aynı benim annemle ilgili hatırladıklarım gibi oğlumun hafızasına da "annem hoş kadındı yaaa" diye yerleşebilmek için...

Eşimi de atlamamak lazım. Babamın tersine kendisi lüzumsuz derecede dikkatlidir. Bakıma, estetiğe çok önem verir, ufak, büyük tüm değişiklikleri yakalar. Genelde yemek saatleri öncesinde kısa ama hedefe kilitlenmiş roket misali göndermelerle iştahımı kesme girişimlerinde bulunur.
- Bu ara biraz kilo aldın, dikkat etsen
- Almadım (aldım), zaten dikkat ediyorum (pek de etmiyorum) gibi konuşmalar bizim evde sıklıkla vuku bulur.

İtiraf etmek lazım iltifatı biraz da hak etmek gerekiyor. Ya da aldığınız iltifatların hayatınızdaki en önemli insanlardan geldiğinde çok daha anlamlı olduğunun farkına varmak ve bunların kıymetini bilmek. Dolayısıyla sadece bir yerlere kırk yılın bir başı gördüğünüz insanlarla buluşmaya giderken değil, evin içerisinde de bakımlı ve hoş olmak önemli. Neticede çocuklar her konuda anne-babayı model olarak alıyorlar. Karşılarında bezgin, bitkin ve dağınık bir eş, bir anne görmeye alışkın ev halkının bir şekilde o derbederliğe ayak uydurmaya başladıklarını görürseniz şaşırmayın. Saçını taratmak istemeyen kızlar ya da banyoya girmek istemeyen oğlanların bu tavırlarının sebebi şiddetle muhtemel siz olabilirsiniz.

Okuduğum bir kitapta çevreniz sizi onlara kendinizi gösterdiğiniz kadar algılayacaktır diyordu. Bence çok doğru. Dış görünüşünüze göstereceğiniz özen kişilerin size karşı olan tutum, davranışlarında büyük değişiklikler yapabilir. Anne ve eş kimliğinizi bakımlı halinizle taçlandırmak herkes için çok daha iyi olacak, size de moral katacaktır.

İşiniz başınızdan aşsa, yapılacak ütüler tavana da değse saçınızı başınızı, makyajınızı aksatmayın. Tabi evin içerisinde ceket pantolon, çanta pabuç gezin demiyorum ama spor bile giyinseniz temizliğinize, renk uyumunuza yani genel havanıza özen gösterin.

"İş çok, zaman yok; adam çok, benden başka yapan yok" diyorsanız bile bir gün de kendiniz için bir şeyler yapın. Eve yemek yetiştirme derdi olmadan beğendiğiniz tüm mağazaların didik didik edin, o hep ertelediğiniz arkadaş toplantınızı organize edin. Aile bütçesinden almayı istediğiniz güzellik ürünleri için pay ayırın. Cilt bakımına, kuaföre gidin. Fazla kilolarınıza bye bye diyebilmek için kontrollü yiyin (zor ya!) ve her anlamda kendinize iyi bakın. Mutlu, sağlıklı olabilmek mutlu, sağlıklı kılabilmek için. Kadınlığımız bize bakıcılıktan çok daha önemli, hatta keyifli doğal ve sosyal sorumluluklar yüklüyor, taşımasını bilirsek hiç de zor değil.
Unutmayın, biz anneyiz ve zaten güzeliz.

Bu yazı "Bebeğim ve Biz" dergisinin Ağustos 2006 sayısında yayımlanmıştır.

2006-09-11
Bu yazı 1110 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin